Kimseye “evet kimseye” bu ülke iyi idare ediliyor filan demiyorum. Kimseye bu ülkede “çok çok iyi şeylerde” oluyor da demiyorum. Ama biliyorum bazı şeylerin iyi olduğunu, ya da iyiye gittiğini, sağımızda solumuzda arkamızda önümüzde “var olan” bunca fırtınaya rağmen. Bunca savaşa ve yıkıma rağmen, büyük karanlıklara rağmen, pis bir inkarcılık bize göre değil. Yine kimseye “bakın bu parti” diğer partilerden daha iyi de demiyorum. Övgüler de sıralayan değilim hiçbir güç sahibine, hiçbir lidere, hiçbir öndere, hiçbir ağabey denen adamlardan birine de. Doğru sözlü olanlardan olalım demeye çalışıyorum. Sevmesek te haklıya haklı demesini bilelim diyorum.
Bazıları gibi “kimi gazeteciler, kimi köşe yazarları, ve kimi kanaat önderi gibi mesela” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için bu asrın “tek lideri de” diyende değilim. Ama “başka kimileri gibi de” bu adam hain, bu adam insanları kandırıyor “bu adam” iki yüzlü diyenlerden de değilim, bu düşüncemin böyle bilinmesinde sakınca yok.
Not olarak düşersem “bunu diyenleri de kınayanım, varsın yanlış anlayanlar yanlış anlasınlar. Varsınlar bana “sen zaten ak partinin sözcülüğünü yapıyorsun” deyip dursunlar. Bir ülkenin Cumhurbaşkanlığına gelmiş bir kişi hakkında edepsizlik etmenin hiçbir geçer bahanesi yok. İster samimi olsun “isterse başka düşünceler taşımış olsun” Dünyanın gözünün içine baka-baka birleşmiş milletler denen şer topluluğunun önünde “Dünya beşten büyüktür” diyen bir adamı zalimlerin gözüyle görmeyecek kadar aklım da başımda çok şükür.
Yine bir ukalalık yapıp yeni bir not düşeyim ki “hiç kimseye yama olmayacak kadar parça- parça olmuş bir adamım ben. Yani bu sözlerimden dolayı hiçbir yere yapmaya kalkmasın kimse. Hiçbir yere yama olmayacak kadar parçaladı hayat beni. Sen şusun, sen busun da demesin boşuna. Yüreğimde taşıdığım sevdalar dışında “bak bu senin malın, bak bu senin paran, bak bu senin evin” diyecekleri hiçbir şeyim yok” bu dünya da önüme koyacakları. Ondandır sözlerimin “kimi yaraladığı” çok ta umurumda değil. Kimseye benim yazım söylediklerim “mutlak doğru da” demiyorum. Ama ben böyle düşünüyorum. Ve sözlerimin yanlışı da, doğrusu da yalnız bana ait.
Ne mi demek istiyorum?
Şimdilerde “yani içinde bulunduğumuz zaman diliminde” zihni kirlenmiş kimileri Cumhur başkanı Tayyip Erdoğan üstünden, yada var olan kimi çirkin olumsuzluklar üstünden “hem içteki, hem de dıştaki” ülke düşmanlarının her biri “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratmak “kendi deyimleri ile al aşağı etmek” adına, ülkenin büyük sorunu olan kimi adaletsizlikleri kimi haksızlıkları, hatta kimi hırsızlıkları bahane ederek, Kürt halkının kimi isteklerini bahane ederek “ortaya konan savaş, yapılan kavgalar, yapılan eylem ve direnişler, toplanan imzalar” hedefinde tek bir şey var, bu da İslam.
Bunun böyle olduğunu söyleyemeyen “yerli ve yabancı şer güçlere” Cumhurbaşkanını, Cumhurbaşkanlığı külliyesini, işte Kürt sorununu bahane ederek “ülkeyi yangın yerine çevirmek istiyorlar. Çeviriyorlar değil çevirdiler. Ne kadar alçak, ne kadar imansız kitapsız varsa, ne kadar acımasız ve katil varsa “her biri” sokakta. Kimileri silahla kimiler imzalarıyla, başka kimileri sonu gelmeyen hainlikleriyle bu ülkenin yanıp yıkılmasını istiyorlar. Ama asıl hedefleri İslam, asıl hedefleri bu ülkede hala var olan İslam kokusu. Gördüğünüz şu minareler, ve onlarda okunan ezanlar. Yoksa bunca cami yakılıp yıkılıp harap edilirken, böylesine alçakça susulur muydu hiç?
Kısadan tekrar edersek, Tayyip Erdoğan’ın şahsında “yok etmek istedikleri, öldürmek istedikleri, parçalayıp kimliğini yenilenmek istedikleri “aslında İslam” biz nasıl bakarsak bakalım yeryüzü zalimleri, sömürgeci devletler, ve bu dinin iç düşmanları “yani bütün zalimler” bunu böyle düşünüyorlar. Onlara göre Türkiye’yi yok etmek, parçalamak İslam’ı yok etmek, ve onu parçalamaktır. Bütün hesapların içinde bu vardır. Şu 1128 imzacının hallerine davranışlarına, sözlerine günlük hayatlarına eylemlerine “bir bakın” bunun böyle olduğunu göreceksiniz. Kusura bakılmasın bu imzacıların hepsi “dünde din düşmanıydılar, bu günde” din düşmanılar.
Evet ben bu ülke çok iyi idare ediliyor demiyorum.
Ama diyorum ki “şimdilerde hatta yarım asra yakındır “çok net ve açık olan” bu düşmanca saldırlar, bu hainlikler, bu savaşlar, bitmeyen kavgalar, bu sürgünler “onların söylediği gibi” bu olumsuz işlere değil.
Bu baş kaldırmaların, bu cephe savaşlarının, bu alçakça saldırıların, toplanan 1128 imzanın arkasında saklanan “bu ülkede İslam’a vurulmak istenen bir zincirdir.
Zira bu ülke “bütün olumsuzluklara rağmen, bunca haksızlıklara rağmen, her sokakta bir bankanın olmasına rağmen, faizi kutsayan adamların çokluğuna rağmen” İslam’ın barındığı bir evdir bu ülke. Hala bu toprakların her karışında İslam kokusu var. İstanbul bir sığınma evi İslam için.
Bundandır zalimlerin, hainlerin örgütlerin paralel yapının “hep birlikte” bu ülkeye düşman oluşları. Onlar Tayyip Erdoğan giderse İslam’ında gideceğinin hesabını yapacak kadar alçaklar şimdi. Kendimi anlatabildim mi? Anlatamadıysam binlerce özür.
Mehmet KAYA