Hayatında var olan her şey taleple ilgilidir insanın. Hayatı için, ya da kendi yarınları için, cennet için ya da cehennem için “hatta aşk ve sevda” için bile. Kazancının bereketi, ekmeğinin helal olup olmaması konusunda neyi talep ederse “o çıkıyor” insanın karşısına. Yani insanın kendisinin murat ettiğidir karşısına çıkan. Nasıl ve hangi renkte gömlek giydiği kendi tercihidir, kendi talebidir insanın.
Yani taleplerimizin “ne ile alakalı oluşu” ile ilintiliği hayatımızda karşımıza çıkan şeyler, veya yaşadığımız olaylar çoğu zaman. Bundan dolayı “insan” Allah’tan ya da hayatın “ta” kendisinden, hatta sevdiği insanlardan neyi talep ettiğini iyi düşünmeli, ve insan ona göre hazır olmalı karşılaşacağı iyi veya kötü şeylere. Adımın ona göre atmalı, düşlerini ona göre kurmalı.
Öyle ki, talebimiz doğrultusundadır, cennet veya cehennem ile karşılaşmamız bile. Anlatabilmek adına söylemeye çalışırsak “kitap” cennete giden, veya cehenneme çıkan yolların ne olduğunu, sağında solunda neler olduğunu söylemekte bize. Ve biz hazırlığımızı hangi yola göre yaparsak “varacağımız” yer orasıdır. Kısacası daha dünyada iken tercihini kullanıyor cennet, ve cehennem arasında insan. Aydınlık ile karanlığı kendi tercih ediyor insan aslında.
Yani talep ve tercihlerimiz çok önemlidir kendimiz için. Yolumuzun aydınlığa veya karanlığa çıkması için. Öyle ki, Filistin ya da İsrail tarafında olması kendi talebi, kendi tercihidir insanın.
Konuya başka bir yerden girmeye çalışırsak “ilim talep edenlerin” karşısına ilim çıkmakta genellikte. Yani ilim sahibi olması için, ilim talep etmesi gerekir insanın. İyi adamlardan olmayı talep eden “elbette” iyi adamların arasında olmayı hak kazanıyor. Hayır, ve iyilik talep edenlerin karşısına çoğu kereler hayır, ve iyilik yolları çıkıyor. Gerçi bellidir iyilik talep edenin iyilik yapanlardan olacağı, hayır talep edenlerin de hayır kapısından içeri girenlerden olacağı. Hiçbir şey bilmemiş olsak da, hiçbir kanaat sahibi olmasa bile “Rabbimiz” bunun böyle olduğunu söylüyor yüce kitabında. Bundan deriz talep ve tercihlerimiz her daim Allah’ın rızasına uygun olmalı diye.
Talep bir binek atıdır insan için. Talebi ne ise atını o tarafa sürüyor insan bu dünyada, veya at kendiliğinden gidiyor talep edilen yola. Yani aslında çok fazla başkasını suçlamaya hakkı yok insanın, başına kötü şeyler geldiği zaman “bunlar” neden oldu diye.
Zira insan taleplerinin ve tercihlerinin sonunda varır varacağı yere. Bir yoksulu doyurmayı talep ederse insan, ya da bir kardeşine yardım etmeyi düşünürse “bu bir taleptir” Allah onu nimetle karşılaştırır kulunu.
Talebin olmadığı yerde “her iyilik, her güzellik” öksüzdür, ve sahipsizdir. İlim öksüzdür, hikmet öksüzdür. İyi şeyler talep etmiyorsa insan “insanın” kalbi öksüzdür. Karanlıklar içindedir insanın kalbi.
Kainatı anlaması talebinin güzel oluşu ile alakalıdır insanın. Var olmanın gereği talep edilen şeylerin inşa edilmesidir hayatta iyi bir insan için.
Talep etmek insanı Rabbi ile buluşmasıdır, eğer talepleri güzel olan şeylerse. Ancak çağın insanı “ekranla” muhatap olmaktan iyi şeyleri talep etmeğe vakit bulamıyor. Camiye gitmeye vakit bulamıyor, bir yetime zaman ayırmaya onu sevmeye vakit bulamıyor. Yoksulların kapısına gitmeye vakit bulamıyor.
Yani insan “kendi icadı olan” televizyonun karşısında ezik ve zavallı konumunda.
Biliyor musunuz? Bu gün hepimizi televizyonlar yönetiyor. Televizyonların yönlendirdiği tarafa bakıyoruz çoğumuz. Onun verdiği haberler ile saldırıyoruz bir birimize. Umurumuzda değil kitabın “size bir fasık haber getirdiği zaman ona inanmayın” demesi. Her birimiz televizyon haberlerinde dost veya düşman oluyoruz bir birimize.
Çağın şeytanın sesiyle hareket eder hale geldik. Ve biz yine yenilenler, hatta kaybedenleri olduk bu çağın.
Öyleyse, gelin talep ve tercihlerimizi “Allah’ın” razı olacağı şekilde yeniden ayarlayalım, ve kurtulalım bu yarım yaşamaklardan.
Mehmet KAYA