SÖZÜN AHSENİ, YA DA GÜCÜ.

Biz, yani Müslümanlık iddiasında bulunanlar önce kendi sözleriyle yenildiler. Önce sözlerinden vuruldular kendileri kabul etmese de. Zira en çok yalana alışan, yalan söyleyen “bir birimizi kandıran” bir toplum haline geldik, bu tespite canımız sıkılsa da. Sıkılmadık kendimize bile yalan söylemekten bazı zamanlar, ve  kendimizi kandırmaktan. Onca günahımız “ortada dururken” biz doğrulardanız deyip durduk el-aleme karşı. Bundandır asla tesiri olmadı sözlerimizin, ve  geri dönmedi, sözümüzün meyvesi. Bundandır “hep” birkaç kişi kaldık oturduğumuz mahallelerde.

Oysa  “söz” daima değerini korumalı idi, insanın yanında. Bilinmeli idi “söz” çok bağlantılı bir vasıtadır, ulaştığı yeri ya tarumar eder, ya da inşa eder, en güzel şekilde. Ondan sözü her daim değerli olmalı “söz”  eden insanın. İçinde yalan olmamalı, içinde riya ve iki yüzlülük olmamalı. Yani  “söz” ve söz eden, öncelikle  samimi olmalı. İçinde  ayetlerden kokular  olmalı. Dertler olmalı insana dair. Ve söz eden  adamın kendisi  hiçbir  zaman “doyasıya” yiyen olmamalı yemeğini ekmeğini.

Zira karnı tokların söylediği her sözün içinde “azda olsa” dünya vardır, dünya hesabı vardır. İçinde dünya olan sözlerin “karşı tarafa”  bir faydasının  olmayacağı  “Allah dostları” tarafından söylenmiştir bize, duyacak kulaklarımız varsa  başımızın bir yerlerinde. Dünyanın bir dalaşma yeri olduğunu bilmeli söz eden kimse.

Söz sahibi bilmeli, ve sözünü ona  göre  söylemeli “yanlışta söylenmiş samimi bir söz” doğru olan sahte bir sözden daha evladır insan için, daha etkilidir. Sözün bir  kemali vardır doğru söz edilmişse, ve değdiği her insanda bir etki bırakır doğru söz, kim söylemiş olursa olsun, fark etmez. Ne söz sahipleri vardır toprağın üstünde “ayakları” iskarpin ayakkabı görmemiştir, ama yeri sağlamdır Allah’ın yanında.

Ve bizler çağımızda “doğru söylenmiş” söze o kadar muhtacız ki “dini İslam” olmayan kimi kimi başka düşünürlerin sözlerini not düşüyoruz defterlerimizin bir yerlerine, ya da sanal alemde kullandığımız sayfaların bir yerlerine. Dehşetli bir acıdır sözü olmayan adamların hayatı, ama sözde ayetlerden kokular olmalı.

İnsan bilmeli ki, kemale yönelen sözün tadı bir başkadır. O vardığı menzilde girecek bir insan kalbi bulur mutlaka. Onun için söz edenler “kendileri” sözlerine iman edenlerden olmalı, sözüne sadık olanlardan  olmalı, ve “her daim” bir derdi olmalı söz sahibinin “insan, ve insanlık” adına, sefalet ve açlık  içinde yaşamaya çalışan insanlar adına, sokak çocukları adına, kardeşlik ve barış adına.

Ve  söz  sırtını mutlaka adalete dayamalı. Merhamet dayamalı, şefkate dayanmalı söz, ve kim olursa olsun haksızlığa uğrayanların yanında olmalı söz edenler. Kuşlara yem atanlardan, kedilere su verenlerden, ve selam verenlerden olmalı  yoksullara, ve ihtiyaç sahiplerine.

Söz kardeşim, söz hakikat evinden devşirildiğinde “ancak” karşı tarafa yansıması hikmet olarak tezahür eder, ve ona göre  gösterir tesirini.

 Kendi içinde  Muhammedi bir kokusu  vardır sözün “eğer doğru” söylenmişse.

Sözlerimizde samimi olmadığımız için kaybettik biz.Sözlerimizde samimi olmadığımız için “yarım asırdır” hiçbir şey yapamadık Filistin’de.  Sözlerimize iman edenlerden olmadığımız için karşılığı olmadı sözlerimizin, anlayalım artık bunu. Ve vazgeçelim başkalarını suçlamaktan, vazgeçelim  ahalinin “batılda ve küfürde”  olduğunu söyleyip durmaktan. Batılda olan sözlerinin içinde samimiyet olmayanlardır. Batılda olan insanı çağın koşullarına göre okuyamayan kendi kafalarımızdır. Batılda olan “ret ettiğini söylediği” batının bütün değerlerini hayatlarına ve evlerine sokanlardadır.

Yoksa söz etmek bir Peygamber davranışıdır. Ve  ezelin ve  ebedin, yerlerin ve göklerin  kokusunu taşıyan söz, gökyüzünün sınırlarını aşar, varır varacağı yere. Değdiği her kalpte iz bırakır, “sözün içinde” yalan ve bencillik riya yoksa.

Allah’tan, Allah’ın imkanlarıyla Allah’a çağırmayı  gaye edinmeyen söz, ve söz sahibi “kendi bilmese de” çekilmez bir adamdır, ve söylediği her söz “bir örs sesidir” karşı tarafın beyninde.

Söz odur ki kardeşim, bütün hücrelerle, dudak yerine omurga kullanarak söylene insanlara ki, tesir ede.  Sözümüz imanımız olsun ki,  karşılığı olsun sözümüzün. Eğer söylenen söz insanların kalbinde karşılık bulmuyorsa, bir hayır ve iyilik şeklinde anlamlanmıyorsa “suç” sözü duyanda değil  suç, sözü söyleyendedir, içine samimiyet, ve doğruluk koymadığı içindir.

                                                                                                                                              Mehmet  KAYA