Varsın içimizden kimileri kabul etmesin “Müslümanlar olarak” biz yenildik. Biz kaybedenleri olduk sözlerin. Dünyanın haline “ve yeryüzünde” kendilerini Müslüman kabul ettiğimiz insanların yaşadıklarına, hallerine ve içinde bulundukları manzaraya bakarsak “aslında” anlarız yenildiğimizi, ve kaybedenleri olduğumuzu bu çağın. Önce nefsine yenilenlerden olduk, sonra dünyaya.
Ve şimdi “el birliği ederek” yenildiğimizi, kaybettiğimizi “görmemek adına” aklımızca direnip duruyoruz, veya direndiğimizi sanıyoruz. Ve neye niçin direndiğimiz de belli değil. Zira çoktan karışmış zihinlerimiz, çoktan başka bilgilerin esiri olmuşuz İslam sanarak.
Belli değil, neyin kavgasını verdiğimiz, ve neyin peşinde koştuğumuz, bu hayatta neyi istediğimiz de. Çok biliyor değiliz “neden” bu kadar dünyaya tutunuyoruz “bir gün” tutunduğumuz yerden düşeceğimizi bile-bile. Biz bırakmasak da, dünya bırakacak ellerimizi asıl gideceğimiz yere gidelim diye. Ve ölüm denen şey, herkese eşit gelir hayatta, ve kimse onun torpillisi değildir. Çoğumuz bunun bile bilenlerden değiliz.
Sanıyoruz ki “bu servet, bu mal bu mülk bu güç, bu makam” bizleri kurtaracak. Sanıyoruz ki bu çok korunaklı sitelere ölüm giremeyecek. Evet, böyle sanıyoruz. Ve ondan o korunaklı evlerimize yoksullar giremiyor, soframıza oturamıyor, ve çorbamızı paylaşamıyorlar bizimle. Rabbimiz “bizim her şeyimizde” onların da hakkının olduğunu söylediği halde. Yanlış şeyler mi, ifade ediyorum veya Rabbimin söylemediği şeyler mi söylüyorum size?
Anladınız değil mi?
Biz derken kendimizden söz ediyorum. Yani iman ettiğini söyleyenlerden. Ben Müslümanlardanım diyenlerden. Durmadan dinden imandan İslam’dan ve kitaptan söz edenlerden. Kardeşlikten dem vuranlardan sağda solda. Yani hepimizden, zira çok farkımız yok bir birimizden “varsın kimileri” kendilerini kurtulmuşlardan saysın, yok böyle bir şey.
Anlayalım sözle bir şey olmuyor, söyleyince bir şey yapmış olmuyor insan. Ve “söylenen söz” doğru değilse, ve içinde ayetlerin ruhunu, peygamberin buyruğunu taşımıyorsa, söylendiği yerden başka bir yere taşınmıyor söz. Ve şimdi bu ülke söyleyenlerin çokluğu ile dolu. Söyleyenlerin “ama” söylediklerini kendileri yapmayan kişilerin çokluğu ile. Kendilerini güneş sananların çokluğu ile dolu.
Utanmıyor kimse akıllı evlerin içinde Muhammedi sohbetler yapmaktan, öyle yapınca kendilerinin bir şey yaptığını sanıyorlar. Öyle yapınca İslam olduklarını sanıyorlar. Oysa İslam için değerli olan dünya değil, insandır. İnsanın her şeyi ilgilenilirse bir işe yara o ilgi. Birine “namaz kılmalısın” diyen biri “aynı kişiye” bir ihtiyacın, bir sıkıntın var mı diye, sorabilmelidir hiç olmazsa.
Bütün bunları neden yazıp söylüyorum? Ve neden yorulmuyorum bunları yazıp söylemekten?
Aslında bende çok memnun değilim bunları tekrar, tekrar dile getirmekten. Ama yakınımızda veya uzağımızda olan kimi adamların “aynı oyunu” devam ettirmeye çalışmaları, ve olmayan şeyleri varmış gibi izah etmeye çalışmaları karşısında “bir birimize soru sormak adına” ve yeniden uyarmak adına bir birimizi “belki bir faydası olur” düşüncesiyle, tekrar-tekrar hatırlatılıyor, başkaca bir neden yok.
Mesela 1 “Bu iman ettiğimiz İslam bize oğullarınızı, ve kızlarınızı everirken “öncelikle yapmamız gereken şeyleri hatırlatırken” karşı taraf da aramamız gereken hasletlerin “dininin güzel olması ile alakalı iken” bu gün bu şartlar bu meziyetler aranmaz, hem de hiç aranmaz hale gelmiştir Müslümanlarca. Ve bütün evlilik şartları dünya ile bağlantılıdır şimdilerde. Dünyalık işi güzelse, serveti çoksa, makamı yükseklerdeyse “her şey tamamdır” evlen, ya da evlendir, anlayışının dışında başka bir sıkıntı yoktur anneler, babalar için. Güç ile ölçülür oldu her şey, din bile.
Mesela 2 “Ne kadar servet sahibi olunsa bile “israf etmeyin” diyen dine karşı “önü alınmaz” bir israfın içinde bu gün Müslümanlar. Hem de, zengini ile yoksul olanı ile, umurunda değil ayetlerin ikazı insanların. Ve yine kimsenin umurunda değil “bunca çok fazla insanın” yeryüzünün değişik yerlerinde aç olması. Kimse bilmek istemiyor “sofralarımıza koyduğumuz her fazla tabak” yoksulların hakkıdır.
Ve evlerimiz: Kimse kusura bakmasın “bu gün evlerimiz” bir Müslüman evi değildir. Her gün lanetlediğimiz “batılıların” evlerinden farklı değil evlerimiz. Evlerimizde ebedi oturacağımızı sanıyoruz çoğumuz. Ve daha binlerce şey var hayatımızda İslam olmayan. Bundan derim biz yenildik diye. YENİLDİK BİZ KARDEŞ.
Mehmet KAYA