DİLİMİZ DE MÜSLÜMAN OLMALI.

Yeryüzünde iman etmiş adamlar (bunlar kimlerse ve nerede yaşıyorlarsa” iman ettik demekle  kalmamalı “ben  Müslümanlardanım” demekle kendini avutmamalı, ve her alanda olduğu gibi,  hem hayatı  hem de “dili de” Müslüman olmalı insanın. Yani  söylediği söz, ve sözün içinde açık  ettikleri ya da sakladığı.  Söylediği söz, konuştuğu konuşma, yürüdüğü yol “bakan gözleri” Müslüman olmalı “ben Müslümanlardanım” diyen insanın. Zira bütün kutsal metinler bunun böyle olmasını söylerler bize.

Aslında bütün bunlar aziz Nebi’nin (binler selam olsun) “ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” sözünün içinde kendini ifade eder.  Güzel ahlak denilen şey bir eşya değil, el tutulur bir meta değil, Müslüman’ca bir davranıştır, Müslüman’ca bir duruştur hayatın her alanında.  Müslüman’ca bir sözdür, Müslüman’ca bir duruştur, ahalinin ortasında. Ve Müslüman’ca bir direniştir “bütün yalanlara” kim söylerse söylesin. Ve kimlerden olurlarsa olsun birileri “ ona baktığı zaman” bu adam var ya, dostum “bu  adam Müslümanlardandır” demeli, yani Müslüman başkasını asla yanıltmamalı. Her alanda olduğu gibi  “söylediği sözde” Müslüman olmalı insanın. Sözünde yanlış yalan, ve kirlenmişlik olmamalı. Zira Müslüman’ın ikinci adı “yalan” söylemeyendir.

Ama maalesef “bu gün” sözlerinde duran  insanlar değil, Müslümanlar. Her iki Müslüman’dan biri şikayetçi  bir başkası hakkında. Bir birine yalan söylemekte, bir birini kandırmakta, aldatmakta hayli mahir bizim Müslüman’ımız çağımızda. Çağımızın pisliğine çabuk alıştı, neden alıştıysa. Ve bu çok üzücü bir durum bizim için. Adını bilmediğimiz günahlar ile donattık her bir yanımızı, çok yazık bize.

Evet, “her alanda olduğu gibi” dil alanında “yani söz söylerken, konuşma yaparken, başkalarını anlatırken bir başkalarına, ya da eleştirirken dostlarımızı kardeşlerimizi “kullanılan dil”  söyledikleri söz, asla İslam değil. İşte bundan deyip dururuz “kimilerinin kıldığı namaz sizi aldatmasın” diye. Gerçi bunu en güzel ifade eden Allah’ın aziz elçisi Hazreti Muhammed’dir, insanların namazları sakın sizi aldatmasın diye.

Ve bundan dolayı, Müslüman’ının bütün hayatı Müslüman olmalı ki, sözleri Müslüman olmalı ki, konuşmaları Müslüman olmalı ki “ve ilişkileri dostlukları” Müslüman olmalı ki, bir birimizin yüreğinde yer edebilelim. Bir birimiz hakkında “o adam asla yalan söylemez, asla kimseyi aldatmaz” diye bir inancımız olsun ki “yeryüzünde emin insanlar topluluğundan” söz eder olsun “başka insanlar” yazılan kitaplar. Şairler yeni bir insan neslinden söz etsinler “adı Müslüman” olan.

Yürürken Müslüman gibi yürümeli insan, selam verirken Müslüman gibi vermeli, gözümüze bakarken Müslüman gibi bakmalı, düşenin elinden tutacak olursa “tutarken” Müslüman gibi davranmalı kardeşinin elini tutarken. Ve bunun nasıl olması gerektiğini “bize” kendi söz ve davranışlarıyla öğretiyor Hazreti Muhammed. Hayatlarının önüne Hazreti Muhammed’i koymayanlar “kendilerine” yalan söyleyen, çevresine yalan söyleyen, ve dünyayı sevmekten başka tutkusu olmayan zavallı kişilerdir.

Hani denir ya “O birisine selam verirken, ya da birisine dönerken “yalnız başıyla değil” bütün vücudu ile dönerdi. Ve yürüdüğümüz yolun da hakkı olduğunu, hatta üstünde oturduğumuz yolların hakkı olduğunu  söyleyen “yine” Hazreti Muhammed’di bize.  

Bütün bunları dedikten sonra “bir de” insanların veya Müslüman’ların, bir birlerine ettiği çok ağır sözler var, içinde hakaretler dolu, içinde küfürler dolu, ve  söylenenlerin canını acıtan. Ve bunları yapan insanlar “söz söyledikleri, incittikleri hakaret ettikleri, hatta küfür ettikleri kişilerin, en yakınlarını analarını eşlerini çocuklarını  karıştırıyorlar” bu ağır sözlerin arasına. Ve sonra iyi bir halt yaptıklarını sanarak “bu yaptıklarını” ahaliye yaymayı, anlatmayı bir vazife sayıyorlar kendilerine. Bilirsek bu davranış biçimi çok  kötü bir ahlaki çöküşün ortaya çıkışıdır. Ve aramızda bunlardan çok vardır, ne yazık.

Adam ülkenin cumhurbaşkanına küfür ediyor, ülkenin cumhurbaşkanına yezit diyor, Firavun diyor, Nemrut diyor, hatta (p……k) diyor. Ve bunu yapanların “belirli  bir çoğu” ezan okununca camiye namaza gidiyor, Allah’ın huzuruna çıkıp ben geldim diyor. Bu bir utanmazlık biçimidir aslında. Ve bunu dinleyenlerin duyanların bir çoğu da, bu söylenenleri kabullenircesine seslerini çıkarmıyorlar. Bu susmalar da edepsizliği ve edepsizlik yapan adamları onaylamaktır. Ve bu davranış asla İslam değildir. İslam önce  sözün, ve söz söyleyen dilin temiz olmasını, önce sözün ve söz eden dilin Müslüman olmasını ister. Toplumlar kirlenmesin diye,ve çocukların kalpleri.

                                                                                                                              Mehmet  KAY