VE BİR GÜN KARDEŞİM!

Evet,  bir gün, bir sabah kalktığında kardeşim. Mesela 2023 –de, bir Cuma günü, çocukların yanında, ve  eşin yanında. Bir  bakıyorsun  bahar kokuları geliyor,  sokaklarından ülkemizin. Dağlarından çiğdem  kokusu  tomurcuk, tomurcuk. Bir bakmışın  “güneş” bir başka renkte doğmuş kentin üstüne, ne güzel. Araba seslerinden çok koyun melemeleri kulaklarında, ve erik ağacı  bu gün çiçek açmış bahçende, daha ne istiyorsun? Yemyeşil olmuş içimizdeki vadiler. Olamaz mı?

Bayram sevincinde balkonlarda çiçekler, bir daha yemliyorsun güvercinleri sevincinden. Ve çocuklarımızın  gülüşleri çoğalıyor  parklarda, anneleri yanlarında. Annelerin yüreği bayram yeri gibi sanki  sevinçten, olsun çoktan  hak ettiler. Umutları çoğalıyor annelerin yarınlara dair çocuklarının, ve bir daha hatırlıyor kocasını “çok sevdiğini” kadınlar o sabah. Selam “kardeş” diyor bir kadın, başka bir kadına. En güzel umutlarla bakıyorlar bir birlerine. Bütün acılarını ertelenmiş hissediyorlar o sabah, sene  2023 olabilir.

Zira kardeşim “bu karanlık, bu zalim düzen” önce kadınlarımızın umutlarını bitirdi, bu ülkede. Önce kadınlarımızın düşlerini aldılar ellerinden, önce kadınların kollarını kanatlarını kırdılar acımadan. Bundandır önce onların çığlığı ile doldu sokaklar “Allah’ım sana teşekkür ederiz” dediler o sabah kadınları bu ülkenin. Saatlerce gök yüzüne baktılar.

Ve sonra, sonra evlerinde ne kadar fazla eşya varsa, sokaklara bıraktılar “olmayanlar” alsın diye. Ve o sabah anladılar “eşyanın” insanı mutlu etmediğini.

Her yerde, her sokakta bereket yüzlü insanlar. Geçtiğin her tünelin sonu “bir başka” aydınlık olacak kim bilir. Bir başka sevinçle “giriyorsun” hangi şehre giriyorsan. Herkes sevdiğine en güzel “bir ses ile” telefon ediyor “beni merak etme” seni seviyorum diye.

 Ve selam sesi yükseliyor evlerde, insanlar “bir birini” selam ile  karşılıyorlar sokak ta.  Tanısın tanımasın “herkes bir birine” selam kardeşim diyor, içinde büyük bir sevinç ile. Ve sen “her ağaç”  dalında  bir kuş yuvası  görür gibi, her dalda bir kuş sesi duyar gibi, mutlusun o sabah. Selam medeniyetinin ışıkları her yer de. Her yerde  bir  aydınlık, ve kadınlarımızı gözlerinde büyük umutlar yarınlara ait. Ve yağmacılar çoktan başlarını alıp gitmişler, ve güzel bir aydınlık sokaklarda.

Selam ey dünya, selam ey insanlık, selam anne anne, selam bebeğim. Size de selam kuşlar, selam gökyüzü, yeryüzü.  Denizlerin dalgası selam, selam balıkçı kardeş, sana da selam “ülkemin” kimseye zarar vermeyen sarhoşu. Selam ayaklarıma değen kum tanesi, ve kulaklarımdaki ezan sesi.

Ve bir gün “bir sabah” kalkmışsın Amerika diye bir ülke yok yeryüzünde ne güzel. Ne güzel savaşlar olmayacak,  çocuklar  ölmeyecek, ve ırzına geçilmeyecek kadınların. Babalar işsiz kalmayacak, her sofrada  birkaç  dilim ekmek, her sofrada birkaç zeytin, çok şükür zikri herkesin dilinde. Ve kapıya bakmayacak kadınlarımız “kocam, ya da oğlum” ne zaman dönecek diye, işte o sabahlara selam.

O sabahlar gelsin diye çalışan güzel insanlara selam. Selam kardeşini dert edinen adamların her birine, ve bir daha selam “ekmeğini” olmayanlar ile paylaşan güzel insanlara

Ama  “yine de” sana da selam ey Amerika, size de Rusya ahalisi, size de selam. Zalim sisi “ölmemiş olursan” sana da selam, ama en çok selam Mursi’ye. Artık bilin ve unutmayın “selam medeniyeti” tutacak insanların elinden. Çocuklar Selam medeniyeti ile büyüyecek, ve kızlarımız salam medeniyetinin yiğitlerine aşık  olacaklar camiler boş kalmasın diye, ve evlerine helal rızık girsin diye.

Selam medeniyetinde “bir daha” çocuklar ölmeyecek savaşlarda, sürgün yemeyecekler, denizlerin ortasında ölüme gitmeyecekler, kıyılarda ceset toplamayacak selam medeniyetinin insanı. Zira bu dünya “hepimize yeter” diyecek herkes, bu dünya hepimize yeter. Ve en çok anneler sevinecek bütün bunlara.

                                                                                                                                                    Mehmet  KA