Yazıma başlık yaptığım sözü “Ak partiye sonsuz destek veren” İslamcı arkadaşlar kullanıyorlar “ya da” kendilerini İslamcı diye tarif eden kişiler. Biz o dostların İslamcıklarını sorgulayacak “ve hatta” istedikleri sonuç çıkınca “yaşadıkları” büyük, ve coşkulu sevinçlerini tartışacak da değiliz. Sanıyorum onların da kendilerine göre bir bildikleri, kendilerine göre bir savunmaları, söyleyecekleri sözleri vardır sonuç hakkında. Başkaları gibi demeyeceğiz “siz uçurumdasınız” diye, ama söylemeliyiz yolların çok taşlı, ve çok puşt zulası ile dolu olduğunu.
İtirazımız, Ak partinin birinci parti gelmesi sonucunu “bunu İslam adına” bir sevinç kaynağı haline getirerek “artık vakit tamamdır” diye ümmete, boş sevinçler yaşatmanın, çok büyük umutlar aşılamanın, ve “artık vakit tamamdır” demenin zamanın olmadığına. Zira sistem aynı sistem, düzen aynı düzen, ve karanlık alabildiğince çok, ve büyük. Bunun farkında olmayanlar, dünyayı kendileri için “bir yaşam alanı” kabul edenler, ve yalnız kendilerini düşünen, ayağı iskarpin ayakkabılı, karınları tok adamlardır. Köyler büyüklüğünde korunaklı sitelerde oturanlardır, oğullarına ayrı, kızlarına ayrı eşlerine ayrı araba alabilen insanlardır. Bunlar kitabın içinde namaz ayetlerinin dışında başka ayetlerin var olduğunu görmek bilmek istemeyenlerdir. Çikolata sevenlerdir kimi zamanlarda.
Mesela bunlar “sizin mallarınızda yoksulların ihtiyaç sahiplerinin hakkı vardır” ayetini hiç görmek bilmek istemeyenlerdir. Bunlar “komşusu açken sabahlayan” bizden değildir “ihtarını” duymak bilmek istemeyenlerdir. Arabalarında arabesk müzik dinlemekten başka değerleri olmayanlardır.
Bir kere bu sistem “ya da düzen” baştan sona değişmedikçe, insanlar eşit ve adaletli muamele görmedikçe, insanlar arasında adil bir paylaşım olmadıkça “vakit tamamdır” demeye götürmez bizi. Hele hiç kimsenin İslam adına böyle bir söz etmeye, ve insanları bunca çok sevindirmeye hakkı yoktur “sırf” ak parti iktidar oldu diye. Hepimiz biliyoruz ki “darmadağınık, ve sefalet” içindeyiz yeryüzünün bir çok yerinde.
Ben ak partinin iktidara gelmesinden çok “o günden sonra” Müjgan ablanın hayatında ne değiştiğine bakarım, ya da elektrik parası borcunu ödeyemeyen “işsiz Ali kardeşin” ne yaptığına, sıkıntılar içinde sabahları nasıl ettiğine bakarım.
Ya da “kimi Müslümanların” yanında çalışan elemanlarına hakkını verip vermediğine, yemeğini paylaşıp paylaşmadığına bakarım. Ve “bir gün” bunlar dert olmaktan çıkarsa, her sofrada yiyecek ekmek olursa, her çocuğun giyecek ayakkabısı olursa “işte o zaman” sevinirim İslam adına. Umarım o günler yakın ola.
Yoksa kusura bakılmasın “İslam’ı kapitalizme yama yapmak gibi” bir anlayışı İslam diye millete yutturmaya çalışmanın bir anlamı ve manası yok. Biz tokların çokluğundan değil “az bile olsa” açların aç olmasından sorumluyuz. Ve kitap bunun böyle olmasını söyler bize. Var mı itirazı olan?
Bakın başka şeylerden söz etmiyorum, zinanın fuhşun çok fazla çoğaldığını söylemiyorum, uyuşturucu kullanan insanların yaşının on yaşına indiğini demiyorum, her mahallede oluşturulan fuhuş evlerinin çokluğundan söz etmiyorum, bunları neden yapmıyorlar diye sormuyorum.
Ama diyorum ki “hiçbir şey sandığımız kadar toz pembe değil” bu ülkede. Ve sistem her zaman güçlü olanın yanında olmaya devam ediyor, kim iktidar olursa olsun. Ve “Müslümanlar olarak” hiç kimse kendine iade edilen hakların “erdemleri doğrultusunda” hareket etmiyor. Sistem ruhumuzu boşalttı, ve bizde “ret ettiğimiz” hayatlara benzer hayatlar yaşar olduk. Onlar gibi düşünür olduk hayata dair. Baş örtüsüne kavuşan kadınlarımız “daha çok para kazanmak, ve daha lüks yaşamak, lüks arabalar binmek, ve daha saygın yerlerde oturma peşinde. Yalan mı?
Yani vakit tamam filan değil. Vakit yeniden aklımızı başımıza alma zamanı, vakit İslam’ı Muhammed Mustafa’nın anlattığı gibi anlama, ve ona göre söz söyleme zamanı. Vakit doğru yerde doğru adam, ve doğru sözlü olma zamanı. Bilirsek, vakit daha çok çalışma, ve mesai harcama zamanı insanlık adına. Vakit emek verme zamanı kardeşliğe. Ve vakit ekmeğini daha çok paylaşma zamanı olmayanla. Katılmayan, “sen nelerden söz ediyorsun” diyen var mı?
Mehmet KAYA