PARİS DÜŞERKEN.

Tarih ve kutsal metinler bize öğretmiştir, ve Rabbimiz ayetlerinde söylemiştir “zalimlerin insanları ezenlerin, oyun kurucuların, kendilerini tanrı yerine koyanların, put yapıcılarının, ve puta tapıcıların” bu  saltanatlarının “asla  ilelebet” devam edemeyeceğini, bir gün en kötü yıkımlarla yıkılıp gideceklerini, her şeyleri ile tarumar olacaklarını, ve ellerinde  hiçbir şey kalmayacağını, güçlerinin kendilerini kurtarmaya yetmeyeceğini, çok  perişan bir halde sona geleceklerini “ve bunun tarihin bir çok döneminde”  çok  fazla  örnekleri olduğunu “yine” ayetleri ile söylemiştir bize Rabbimiz. Bundan deriz  bir gün Paris düşecek. Düşecek yeryüzünde ne kadar zulüm merkezi, sömürü merkezi varsa. Ve dünyanın neresinde bir zalim yaşıyorsa “yemin olsun dağlara taşlara ve de, kuşlara” bir gün düşecekler. Bu karanlıklar sona erecek müjdeler olsun yeryüzü çocuklarının her birine.

Eğer  iman edenlerden, ve Allah “en  büyüktür” diyenlerdensek “asla”  zalimlerden korkmamamız, onların tarafında durmamamız, onların uyguladıkları zulmü onaylamamız, ve yine “her daim” mazlumların, haksızlığa uğrayanların, ezilenlerin, özgürlüğü elinden alınanların, ekmeği  aşı elinden alınanların, zulme uğrayanların, evlerinden yurtlarından edilenlerin “yanında durmamız” gerektiğini ayetlerinde  bir bir anlatmıştır Rabbimiz  bize.

Anlatmaktan öte  “olanları anlayalım diye” Peygamberlerinin hayatlarını bir bir önümüze sermiştir, ibret alalım, nefsimize yenik düşmeyelim diye. Musa’yı ayrı anlatmıştır, İsa’yı ayrı, İbrahim’i ayrı anlatmıştır. Ve demiştir ki “Muhammed Mustafa da” sizin için güzel örnekler vardır. Bundandır Rabbini dinlemek zorundadır insan. Rabbini dinlemezse başına gelecek belalara hazır olmak durumundadır. Unutmayalım bu dağınık saçlı dünya herkese yeter, adalet üzere olursak.

Ve Rabbimiz “bunu yaparken” bize ihsanda bulunduğunu, bize yardım ettiğini, bizi hidayet üzere kıldığını “oysa kendisinin zalimlere hainlere, müşriklere yardım etmeyeceğini” eğer yardım edilenlerdensek, buna şükür etmemiz gerektiğini söylemiştir ayetlerinde.

Ve yine demiştir ki, onların “yani zalimlerin, nemrut düşüncelilerin,firavun zihniyetlilerin, dünya yalnız bize aittir diyenlerin, g 20 leri kuranların” kendilerince bir hesabı varsa “unutmayın” her daim Allah’ında sizin üstünüzde, kulları üstünde, mazlumların üstünde, muhacir yaşamak durumunda kalan insanların üstünde  bir hesabı vardır, diyerek  “bizim”  ümitsizliğe düşmememizi söylemiştir, karanlığa ve  korkmalara yenik düşmeyelim diye. Zalimlere ve haksızlığa direnelim, her daim hakkın yanında olalım diye.

Yüz yıllardır dünyanın her yanında “özellikle ahalisi Müslüman Afrika Asya ülkelerinde” o ülkelerin altını üstüne getirenler, yer üstü yer altı bütün kaynaklarına el koyanlar, o ülkelerin ahalisini aç  ve açık bırakanlar köle ticaretin yapanlar, ve bunları yaparken milyonlarca insanı katledenler, öldürenler kendilerine bir ateş düşünce dünyayı ayağa kaldırıyorlar, farkında mısınız? Unutuyorlar “bizim de unuttuğumuzu sanıyorlar “bu  Fransa’nın” Cezayir de  bir buçuk Müslüman’ı nasıl katlettiğini, daha birkaç yıl önce Libya da 50 bin insanı nasıl katlettiklerini, ve hala onlarca ülkeyi nasıl sömürdüğünü.

Elbette ve asla sevinenler değiliz insanların ölümüne. Hele hiç kimseye zararı dokunmayan, ve kendi halinde  işinde gücünde olan insanların ölmesine, ve öldürülmesine. Zira bizim önderimizdir söyleyen “bir insanı haksız yere öldürmek, bütün insanlığı öldürmüş gibidir” buyuran, ve  insanı yaşatmanın ne kadar önemli olduğunu söyleyen.

Kim olursa olsun, rengi ne  olursa olsun, ve dini ne olursa olsun “birileri ortaya çıkıp” insanları asla öldürmemeli, bunun için bahaneleri olmamalı, hele bu İslam adına asla olmamalı. Ve bunu yapanları asla  onaylayanlardan da değiliz. Ama diyoruz ki “aynı öldürmeleri zalimler yaptığı zaman, zalim devletler yaptığı zaman, onlar bu cinayetleri işlediği zaman, Fransa yaptığı zaman, Amerika yaptığı zaman, Rusya ya da Çin yaptığı zaman “yine sesini yükseltmeli” bu gün seslerini yükseltenler. Ama yapmıyorlar, ama umurlarında olmuyor, Afrikalı adamların, kadınların yüzer yüzer ölmeleri onlar için. Onlar için Müslüman olanların bir değeri yok, Asyalı kızların da.

Çok  zalim bir yol  ayırımda insanlık, ve çok ağır bir imtihan ile karşı karşıya. Elbette hiçbir insanın birileri tarafından öldürülmesine razı olmamalı insan. Ve diyebilmeli “her katile katil her caniye cani” diye. Ama ne edelim iki yüzlü bir dünya, ve  güçlünün yanında durmayı marifet  sanıyorlar. Ve soramıyorlar Fransa’ya “Ey Fransa senin elindeki bu kan ne olacak? Diye. Cezayirlilerin Libyalıların kanı ne olacak, ne olacak  Asyalı Afrikalı çocukların kadınların kanı diye?  Ondan deriz bir gün Paris Londra Vaşington düşmeye mahkumdur. Darmadağın olmaya mahkumdur bütün zalim yapılar,kim yapmış olursa olsun.  Selam olsun, o  günü göreceklere. Selam olsun yeryüzünün her yerinde adalet olsun, herkesin ekmeği suyu olsun diyenlere.

                                                                                                                    Mehmet  KAYA