ŞİMDİ BİZ/EVET BİZ GERÇEKTEN NAMAZ KILANLARDAN MIYIZ?

Kimseye vaaz ediyor değiliz. Zaten yüzlerce hatta binlerce adama para veriyor devlet “bize” vaaz etsin diye. Yolumuzun aydınlatsınlar diye. Ama aydınlatıp aydınlatmadıklarını biliyor değilim. Sanırım sizde biliyor değilsinizdir, hatta bu adamların ne söylediklerinden, ne söylemeye çalıştıklarını da biliyor değiliz çoğumuz. Doğrusu aslında bu adamların  bir şey söylediği de yok  bize, canınızı sıkmayın. Sadece söylediklerini sanıyorlar hepsi bu.

İşte böyle bir zaman diliminde  “bu soruyu” sormak geçti aklımdan.

Şimdi böyle bir soru “olur mu” diyorsunuz? Elbette böyle bir soru olmamalı Müslümanlar için, Müslümanlar adına. Ama ne yazık ki “halimize bakınca, içinde bulunduğumuz manzaraya bakınca, Müslüman bireylerin haline bakınca, kimi cemaat ve gurupların haline  bakınca, ve “ümmetin” ümmetin haline bakınca “hatta öyle ki” bize durmadan namazdan, namaz kılmanın öneminden söz edenlerin, namazsız Müslüman olunamayacağını söyleyenlerin haline bakınca” ve her birimizin görünen yanına bakınca “çekinmeden korkmadan, ne derler diye düşünmeden” bu soruyu soralım bir birimize, ve hatta kendimize soralım önce “sahi biz namaz kılanlardan mıyız?” diye.

Neden mi? Açıklamaya çalışayım.

Zira  Alemlerin Rabbi- Rabbimiz  Ankebut Suresi ayet 45/de “Şüphesiz namaz (namaz kılanı) hayasızlıktan ve bütün kötülüklerden  alıkoyar” buyurur. Yani namaz kılan bir adam “hayatının hiçbir alanında “hayasızlık” içinde olmaz, kötülük içinde olmaz, edepsizlik içinde olmaz, kimseye tuzak kurmaz kuramaz, kimseye hainlik yapmaz yapamaz, kimseye yalan söyleyemez, kimseyi aldatmaz aldatamaz, hayatında hileye yer olmaz, kimseye merhametsiz davranamaz, şefkatten uzak bir hayatın içinde olmaz. Ne zinaya yaklaşır, ne zina ne etmeyi teşvik eden “sistemle” barışık  yaşar.

Namaz kılan insan “neden ve niçin namaz kıldığını bilir.  Bilir, namaz ahretinden önce dünyasını düzenler, dünyasını tanzim eder, dünyasını İslam’ca inşa eder insanı. Bilir ve bilmesi gerekir “namazı yalnız ahrete ve cennete girmeye has sananlar” dalkavuklarıdır yeryüzünün.

Allah’ın rızasını hep en önde tutar. Hayatının her alanında Allah ile yaşar namaz kılan bir insan. Faizle işi olmaz  “bilir ki” namaz kılan, gerçek namaz kılan bir insan “asla faizle faizli bir işle alakası olmaz” olursa “bilir bunun Rabbe karşı” bir isyan olduğunu. Bilir, bilmesi  gerekir  bankaların birer sömürü aygıtı olduğunu  namaz kılan insan. Ve ne kadar sıkıntıya düşmüş olursa olsun  “bu sıkıntıları gidermek adına, veya daha büyük iş sahibi olmak adına, evler arabalar edinmek adına” asla bankaların çevresinde dolaşmaz namaz kılan bir insan, eğer ayetleri Müslümanca anlayabilmişse.

Zira hep aklındadır, daima aklındadır  Rabbinin buyruğu “namaz insanı hayasızlıktan, kötülüklerden ve günahlardan Allah’ın men ettiği, yasak kıldığı, günah saydığı  işlerden alıkoyar. Alıkoymuyorsa “bilir” namazının gerçek bir namaz olmadığını.  Oturup yeniden düzenler hayatını  Allah’ın emri  doğrultusunda, yeniden inşa eder hayatını Müslümanca.

Evinin Müslümanca olmasına gayret gösterir, sofrasının Müslümanca bir sofra olmasına da.

Yine bilir “hem namaz kılarım, hem faiz yerim, hem de yalan söylerim, hem de kendim bilirim çalışan işçilerime ne kadar ücret vereceğimi” denmeyeceğini “gerçekten” namaz kılanlardansa. Yani insan gerçekten namaz kılansa “bilir” hayatını Allah’ın buyruklarına göre düzenleyeceğini.

Ondan yanında çalışan kim varsa onlara “Allah nasıl davran diyorsa” öyle davranır, ücretinin nasıl verilmesine kendi karar vermez  “Allah nasıl verilmesini istiyorsa” öyle verir.

Yoksulu gözetmekten,yetime sahip  çıkmaktan, ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmaktan, düşen birini “görürse” onun elinden tutup kaldırmaktan asla geri durmaz “bir adam” gerçek bir namaz kılıyorsa.

Asla unutmaz “maun suresinde denenleri” hani orada Rabbimiz “yazıklar olsun o namaz kılanlara” diyor ya. Hani orada yetimi itip kakanlardan, yetimlere sahip çıkmayanlardan söz ediliyor ya. İşte namaz kılan insan “bütün bunları” bilerek namaz kılar. Veya öyle kılanlardan olursa hayatında “yalnız iyilik olur, dürüstlük olur, doğruluk olur, merhamet olur, şefkat olur, ve güzellik olur. Yoksa namazla yalanı, namazla faizi, yalanla fuhşu, namazla  merhametsizliği sevgisizliği zulmü, hak yemeyi bir arada tutmanın adı Müslümanlık olmadığı gibi böyle namaz kılmak da olmaz. Bunun böyle olduğunu Rabbimiz söylüyor bize. Namazı namaz olanlara selam olsun.

                                                                                                                                                                                                                            Mehmet  KAYA