SEN BENDE YALNIZCA  ACI BIRAKTIN EY 2015!

Bu zalim  günlerde, bu savaş günlerinde, sokakların  yetim ve yoksullar la dolu olduğu günlerde, kimi adamların kendilerinden başka hiçbir kimseyi düşünmediği günlerde “başkaları ne der bilmemem” ne düşünür “onu da” bilmek istemem, ama  “sen var ya 2015” sen bende yalnız acı ve kahır bıraktın  2015. Ceplerime sığdıramadığım acı yığını bıraktın. Sen bende yıkılmış yakılmış, bombalanmış, tarumar edilmiş “yurtlar ülkeler” bıraktın “acılarına” katlanmakta zorlandığım. Sen bende onar, onar ölen  çocuklar bıraktın göz yaşı içinde.

Sen benim yüreğime ümmetin asil yurtlarından bir yurt olan “Şam’ı” darmadağın ettin bıraktın, ne yapacaktın?  Ve sen en çok zalimlere yaranmanın peşinde oldun, en çok onlara yataklık yaptın. Sen bende  “on binlerce”  zalimler tarafından öldürülmüş  çocuk bıraktın “acısı” yüreğime sığmayan. Anneler bıraktın ağıt yakmaktan yorulmuş, ve babalar bıraktın “oğullarının  kızlarının” yüzüne  bakmaktan utanan akşamları. Evlerine girmekten utanan, ve evlerine bir dilim ekmek taşıyamadığı için sokaklarda sabahlayan babalar.

Sen bende denizlerde “dalgaların ortasında” ölüme yürüyen anneler babalar, kız kardeşler bıraktın “kimsenin” elinden tutmak istemediği. Ölümlerinin sınama filmi gibi seyredildiği batılılar tarafından, ve de beyaz Müslümanlar tarafından.  Sen bende kıyıya vurmuş bebek cesetleri bıraktın “insanlığımızın yok olduğunu” hatırlatan, hatırlamak isteyenlere.

Evet “sen bende” savaş vurgunu yemiş  babalar bıraktın, katillerin ırzına geçtiği analar  bıraktın  “keşke ölseydim” diyen çığlıkları kulaklarımızda. Ve sen sokaklarımıza sığmayan, şehirlerimize sığmayan “ama evlerimize almayı akıl edemediğimiz, ya da almak istemediğimiz” kardeşler bıraktın, biz yerken onların aç yaşadığı. Muhacirler bıraktın bize “evleri yurtları bağları bahçeleri ellerinden alınmış” ama bizim  asla Ensar olamadığımız kendilerine.

Ama kendimizi kandırdık, hep söz edip durduk, Mekkeli Muhacirlerden, onların Medine’de nasıl karşılandıklarından anlattık bir birimize.  Fakat  biz Medinelilerin yaptığını yapmaya talip olamadık “ama olur gibi “sözler ettik bir birimize, ve de kendimize. Biz kendimize çok yalan söyledik sende, ve yine biz bir birimizi ve kardeşlerimizi  çok kandırdık.

Muhammedi ahlak dedik durduk, cami kürsülerinde minberlerde ve de ev sohbetlerinde. Ama Muhammedi ahlakın ne olduğunu anlamak bilmek istemedik. Bilmek anlamak istemedik “Muhammedi ahlakın” öncelikle yetimlere ve yoksullara sahip çıkmak olduğunu, ihtiyaç sahiplerinin yanında olmak olduğunu.  

Misvak kullanmayı önceleyenler yetimlere sahip çıkma konusunda oralı bile olmadılar yemin olsun. Yemin olsun sokaklarımızda hep açlar vardı biz görmek bulmak istemedik. Ve biz sen de “çok zalim olduk” 2015 yılı.

 Ebu-Zeri anlatan kimi beyler “kendileri” Ebu-Lehep gibi yaşamayı  tercih ettiler hem de yoksulların gözleri önünde.

Yani “kuşu ölen çocuğa taziyeye ve teselliye giden” Muhammed Mustafa’nın ümmeti olmayı övünçle anlatan bizler “O Muhammed Mustafa’nın” sahip çıktığı hiçbir değere sahip çıkamadık.

Yani sen de çok şey kaybettik biz ümmet olarak ey 2015 yılı. Ve seni asla hatırlamak istemiyorum bir daha. Güle güle git, ve bir daha kendini hatırlatma bana.

                                                                                                                                                                                                                                                              Mehmet  KAYA