MÜSLÜMAN YILBAŞI KUTLAMAZ TAMAM/DA.

Yemin olsun seviniyorum böyle hassasiyetlere. Ve ne güzel bir direniş, ne güzel bir  baş kaldırma diyorum  “o insanlar” adına. Evet, Müslümanlar yılbaşı filan kutlamamalı bu doğru. İnsanlara bunu hatırlatmak da, yılbaşı kutlamayın “bu bir Hıristiyan adetidir” demek de, doğru şey elbette. Bütün bunlara itiraz etmek akıllı adam işi midir, ya da bir Müslüman tavrı mıdır? Ki  biz bu ikazları yapan insanları eleştirelim? Böyle bir şey mi olur?

Ama diyorum ki  “neden?”  bu yılbaşı kutlamalarına  karşı çıkanlar, bağırıp  çağıranlar, olmaz böyle şey diyenler, yılbaşı kutlayanları  çok fazla ayıplayanlar  “yani bizim mahallenin  bu cevval yiğitleri” yani bizler,  yani iman ehli olduğunu söyleyenler, yeni bir dünyadan söz edecek kadar kendilerini önemli sayanlar, dinimiz İslam’ın  onaylamadığı, günah saydığı ayıp saydığı, “sakın bunları yapmayın, yaparsanız yolunuz cehenneme çıkar dediği”  şeyle hakkında aynı hassasiyeti göstermiyorlar, veya göstermiyoruz?

Sahi bu konularda kendimize vereceğimiz cevaplarımız var mı?  Ya da “yılbaşı kutladıkları için” kendilerini ayıpladığımız, kendilerini dışladığımız, kendilerini günahkar ilan ettiğimiz kişiler   bize böyle bir soru yöneltse “sahi onlara” nasıl cevap vereceğiz sizce? Sizce bizler gerçekten doğru yolda mıyız? Şimdi bizler “İslam üzere” yaşayan kişiler miyiz sahi?

Tamam kardeşim!

Yılbaşı kutlamayalım, kutlayanları ayıplayalım “ama” faize neden sesin çıkmıyor?  Neden sesin çıkmıyor faizle ticaret büyütmenin yollarını arayanlara? Neden sesin çıkmıyor kredi üstüne kredi çekip oğluna kıza eşine araba alanlara?

Sahi yılbaşı kutladı diye kınadığımız adamlar bize  “Siz neden faizle içli dışlısın dese, ne diyeceğiz? Yoksa başka- başka konularda kendimizi kandırdığımız gibi bu konuda da “yeni bir fetva bulma” telaşına mı düşeceğiz, ne dersin?

Yılbaşı kutlamak  günah da, zina yapmak serbest mi? Bu gün  zina  günahına bulaşmamış kaç yiğit var aramızda, neden kendimizi kandırıyoruz. Yılbaşı bileti  almayan kaç kişi var acaba aramızda? Biz alanlardan değilsek  “basılan bu milyonlarca bileti” kim alıyordur sence?

 Bu gün  ülke oğullarının “hemen-hemen hepsi” bu fiilin bir zat içinde değil mi, buna hayır deme cesaretimiz var mı. Kim söyleyecek cebimizde taşıdığımız, oğlumuzun kızımızın cebinde taşıdığı akıllı telefonların birer ahlaksızlık merkezi olmadığını?  Sen doğru yerde doğru şekilde kullanıyorsun öyle mi? Ya oğlun, ya kızın, veya diğer çocukların nasıl kullanıyorlar sence? Sence evimize giren televizyon masum bir alet midir?

Söyle kaç Müslüman yalan söylemeden ticaret yapıyordur?

Kaç Müslüman yanında çalışan işçilerin hakkını hakkınca veriyordur?

Kaç Müslüman komşusunu düşünüyordur akşamları “yiyecek ekmeği var mıdır?” diye

Kaç Müslüman’ın himayesinde kaç yetim vardır, ya da kaç yoksul

Kaç Müslüman ihtiyaç sahibi kardeşlerinin ihtiyacını gideriyordur?

Ya da kaçımız “nal biriktirme sevdasında değiliz?” ümmetin yarısı sefalet içinde yaşarken. Açlık ve yoksulluk ile boğuşurken ülkemize sığınan milyonlarca muhacir kardeşlerimiz?

Aslında “bir birimize” soracak o kadar çok sorumuz var ki, ya da kendimize.

Anlayalım artık “yeni bir dünya yeni bir insan inşa etmekten söz edenler” önce kendileri “yine kendilerini” inşa etmeli. Kendi yapmadığımız şeyleri başkasından istemeyelim, ve iki yüzlülerden olmayalım diyorum. Diyorum ki  “Müslümanlardan olmak istiyorsak” sofralarımızı azaltalım, evlerimizi azaltalım, ve  kazandıklarımızda “yoksulların, sürgün yemiş insanların” hakkı olabileceğini unutmayalım. Unutmayalım “soframıza taşıdığımız her fazla yiyecek” ümmetin yoksul çocuklarının hakkıdır. Cesetleri kıyıya vuran çocukların hakkıdır..

                                                                                                                                                                                                               Mehmet  KAYA