SAHİ SİZ NE DİYORSUNUZ BU OLANLARA?
Hani bu kış kıyamet günlerinde, ülkenin altını üstüne getirmek isteyen karanlık adamların “en çok” alçaklığa yattıkları zamanlarda, dinin bu kadar sulandırıldığı, ve binlerce serserinin kendini Mehdi sandığı günlerde, ya da bedavaya cennet dağıtan adamların çok olduğu bu zamanda “ülkemizin” bunca sıkıntısı hakkında, bunca yıkıma tabi tutulmaya çalışıldığı günlerde “sahi siz” ne düşünüyorsunuz? Ne düşünüyorsunuz vatanınız hakkında sahi?
Siz ne düşünüyorsunuz “şu mit tırları” konusundan? Kendi başınıza kaldığınız zamanlar, yalnız kendi aklınıza, kendi vicdanınıza kulak verdiğiniz zamanlar siz ne düşünüyorsunuz bu olup bitenler konusunda?
Hem neden biz “hep” başkalarının düşündüğü gibi düşünmek zorundayız hayatımıza dair, ülkemize dair. Neden oy verdiğimiz parti, mensubu olduğumuz cemaat ve kimi abilerimiz, kimi hocalarımız gibi düşünmek durumundayız. Düşünün onların her biri bizi ne çok yanlışa sürüklediler kimi zamanlarda. Düşünün onlar yüzünden “ne çok yanlışa evet dedik” bazı dönemlerde.
Hem neden bizim de kendimize ait kararlarımız düşüncelerimiz, kanaatlerimiz olmasın? Neden bizimde söyleyecek sözümüz olmasın ülkemize ait “kimsenin” gölgesinde ve tesirinde kalmadan? Ondan derim tekrar gündeme taşınan şu mit tırları konusunda sizde “ya da” sen ne düşünüyorsun benim kardeşim?
Mesela bir devletin kendi içinde “ülkesi adına” verdiği kararlar olamaz mı? Ya da devlet ülkesi adına yaptığı her işi vatandaşlarına söylemek durumunda mı? Mesela Amerika dünyanın her tarafında yaptığı işgalleri işlediği cinayetlerin neler olduğu konusunda vatandaşına bilgi veriyor mu sizce. Bir Amerikalının “yine Amerika’nın” yalnız Irakta bir milyon insanı öldürdüğünü, yüz binlerce kadının ırzına geçildiğinden?
Söyleyin, yalnız kendi vicdanınızın sesine kulak vererek söyleyin “ o zaman bu mit tırlarının yolunu kesen, ve ülkeyi tarihinin en zor günlerinden birine sokan, kendi ülkesini ülkenin düşmanlarına jurnal eden, kendi ülkesinin katil bir örgüte silah taşıdığını söyleyen kişiler” birer hain değilse, birer ajan değilse millet düşmanı değilse, bu vatana ihanet edenler değilse kimlerdir? Bunlara hangi gözle bakalım sizce?
Yakın zamanda bir yazımızda demiştik ki “cehennem mi” alın size cehennem. Şimdi orta doğu bir cehennem. Orta doğu bir kıyamet sahnesi şimdi, kimin cennete kimin cehenneme gideceği belli değil. Belli değil İran devletinin ne yaptığı, neden katil Esat’ın yanında yer aldığı, ve Müslümanları neden öldürmeye çalıştığı. Belli de, belli değil işte. Anlatabildim mi, anlatmak istediklerimi?
Yeryüzün bütün canileri bu cehenneme odun taşıyorlar “bu ateş” daha çok büyüsün diye. Bu ateş Türkiye’yi de sarsın diye. Siz doğudaki devam eden savaşın tarafının Kürtler olduğunu sanıyorsunuz? Bu savaşı devam ettirmek isteyenlerin içinde “gerçek anlamda ve imanı kavi bir tek Kürt yok” olaylarda öne çıkan manzaralardan bunu anlıyoruz, öyle değil mi sizce? Siz Fiğen Yüksek dağ denen sürtüğü Kürt mü sanıyorsunuz, ya da daha başkalarını.
Şimdi içimizden kimi efendilerde bu gidişatın “bütün faturasını” mevcut hükümete yıkmayı, bütün günahı hükümetin üstüne yıkmayı, ve her olumsuzluğu karşı tarafın hatası olarak görmeyi siyaset sanıyorlar. Bilmiyorlar kendileri de bu oyunun bir piyonu, ne kendilerine hayrı var, ne ülkeye söylediklerinin.
Aslında “hak adına” edecekleri tek sözleri olmadığı halde “karşıdan karşıya laf etmeyi” bir iş sanacak kadar zavallı adamlar var ülkede şimdi. Kendilerinin kıymetli olduğunu sanan, ve kendileri ile hesaplaşmaktan korkan.
Ve biz bunların peşinden gidenler oluyoruz çoğu zaman, onları dinleyenler, ve onların hep doğru söylediklerini sananlar.
Düşüncelerime katılın filan demiyorum. Ama diyorum ki “mit tırlarının yolunu kesenler, bu konuda “ülkeyi başka ülkelere jurnal edenler” bu tırlarda IŞIDA silah taşınıyordu diyenlerin “he biri” birer vatan hainiymiş bunu bir daha anladım. Bir daha anladım bu adamların yanında duranların kimliğinden “bunlar” gerçekten hainleriymiş bu ülkenin.
Devlet biz o tırlarda “bayır bucak Türklerine yardım gönderiyorduk” demek zorunda kaldı dünyaya karşı. Ve kendi ülkesinin kuyusunu kazan bu zavallılar hala konuşmaya yazmaya devam ediyorlar, bizi geri zekalı sanarak. Ve şimdilerde onların pek çoğu beslendikleri ajanlıklarını yaptıkları ülkelere sığındılar.
Ve şimdilerde bayır bucak Türkleri “bir ölüm kalım savaşının ortasındalar” söylesin birisi, bu insanların günahını kim çekecek. Bu ölüme gönderilen çocukların kadınların günahını kim çekecek? Hani yetkililerin dediği doğrultusunda düşünürsek “bu tırların yolunu kesenlere” alçaklar demezsek ne diyeceğiz. Hem devlet “ülkesini, ülkesinin menfaatlerini ve vatandaşlarını” korumak adına yaptığı her işi “ahalinin her birine” söylemek zorunda mıdır? Hangi devlet bunu yapıyor yeryüzünde?
Ha şimdi, biz bunu böyle dedik diye “birileri çıkıp” bizi ak partiye yamaya yapmaya veya o tarafa koymaya kalkarsa çok ayıp etmiş olurlar. Ve bunu yapanlar olursa yanlış yapmış olurlar.
Zira şimdiye kadar yazdıklarımız, söylediklerimiz ve duruşumuz şahittir ki “bizim ne öyle bir derdimiz var nede öyle bir duruşumuz var” ne de her hangi bir partiye övgü düzenlerdeniz. Nede geçimini sağlayanız kaleminden.
Ama şimdiki zamanda, bu kıyamet günlerinde, ülkenin başının bu kadar çok dertte olduğu günlerde “bazı gerçekleri” söylemek de bir insanlık borcudur, kim nasıl anlarsa anlasın biz bunu yapmaya çalışıyoruz, hepsi bu. Bundandır çığlık atmalarımız herkes duysun diye.
Bütün zalimler biliyor ki “İslam bu ülkede yeniden ayağa kalkacak” ve yapılan her oyun bunun olmaması içindir. Bu der bunu söyleriz. Ama hak bilmeyiz her söylediğimizi, ve Allah en doğruyu bilendir deriz…Selam olsun yüreğinde aydınlık bulunanlara.
Mehmet KAYA