Bizden olan, veya bizden görünen birileri hep anlattı bize. İnkar edemeyiz “en çok Muhammed Mustafa’dan söz ettiler” bize söz edenler, en çok Onu anlattılar kimi sohbet evlerinde. En çok Onun adına yapıldı konferanslar salonlarında şehirlerin. Dedelerimiz ninelerimiz “en çok” Onu örnek gösterdiler her daim bize.
Evet, en çok Onu örnek gösterdiler büyüklerimiz. Hocalarımızın dillendirdiği hep onun hali ve duruşuydu, Onun davranışlarıydı bize anlatılan. Onun insani ilişkilerinden komşularıyla olan ilişkilerinin nasıl olduğunu anlattılar “ve bizde” öğrenmiş olduk sözde.
Önder dediğimiz kişilerin her konuşmasının içinde “çoğu zaman” O vardı hep. Onun ahlakından gündelik hayatından söz etti okuduğumuz kitaplar. Vaiz hocaları en çok Onu anlatılar camide cemaate. Hutbeler de onu okudular imamlar çoğu zaman ahaliye.
Peygamberimiz Hazreti Muhammed’den söz etmeye çalışıyorum.
Hani “kendinden çekinen yabancı konuklara” çekinmenize gerek yok “ben kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum” diyen Muhammed Mustafa’dan.
Kızı Fatma eve her geldiğinde ayağa kalkan, kızına hoş geldin kızım diyen, ve altına minder koyan Muhammed Mustafa dan.
Sırtında kerpiç taşıyan, yemek yapan arkadaşlarına odun taşıyan Muhammed Mustafa’dan. Alemlerin efendisi kainat Peygamberi Muhammed Mustafa’dan.
Hani denir ve anlatılır ya: Ona arkadan bir seslenen olsa, veya arkadan bir ses duysa bir selam duysa “O arkasına dönerken, yani seslenen kişiye dönerken” bütün vücudu bütün bedeni ile dönerdi. Daha başka bir duruşu insani bulmazdı. Ve “kim olursa olsun” her insana büyük değer veren önem veren bir Peygamberdi. O arkadaşlarına çok önem veren, her zaman arkadaşlarını taltif eden bir Peygamberdi. Ki O darlık günlerinde sahabesinin yemediği yemeyen, giymediğini giymeyen bir Peygamberdi.
Nereye mi geleceğiz?
Onun ümmeti olduğunu söyleyen bizler, ve her daim Onun davranışı ve ahlakı hakkında bilgi alan, bilgi işten bizler “nedense” Onun” yaptıklarını yapanlar olamadık. Ve hayatımıza Ondan alıntılar yapamadık. Ve hiçbir zaman Onun yaşayış şeklini yaşama diye bir derdimiz olmadı çoğumuzun.
Yalnız biz miyiz duyarsız olanlar?
Hayır, bir kere daha hayır. Bize O peygamberden söz edenlerde “söz ettikleri” O peygambere uyanlardan olmadılar. Onu ahlakına sahip olma gibi bir dertleri olmadı çoğu anlatıcıların. Çoğu büyüklerin, hacıların hocaların.
Onlar sadece anlattılar. Neden anlattıkları üstünde çok konuşulur, ama biz konuşmayalım.
Yani konuşanlar, söz edenler anlatanlar “ne konuştuklarını yapanlardı, ne söylediklerini kendi hayatlarına geçirenlerdi, ne de anlattıklarının arkasından duranlardı.
İşte iki yüzlü bir dünya. Ve içinde iki yüzlü insanlar. Ve bundandır bir adım öteye gidemeyişimiz şimdi ki zamanda.
Eğer insanlık “yeniden” Hazreti Muhammedi anlama, Onu dinlemeye çalışmazsa, Onu örnek alıp Onun ahlakı ile ahlaklanmazsa “söylenen her şey bir boşluğa söylenmiştir” ve bu sözlerin ne söyleyene, nede söylenenlere faydası olacaktır. Selam olsun Muhammed Mustafa’yı örnek ve önder kabul edenlere.
Mehmet KAYA