İNŞALLAH BİR GÜN.

Aslında böyle bir yazıyı yazıp yazmamakta biraz düşündüm. Düşündüm zira birileri bizi alıp bir yere koyacaklar  “ve sen de” onlardansın diyeceklerdi. Zira bu vatandaşlara göre her şeyin en doğrusunu, en iyisini, en işe yarayanı, hep  kendileri biliyorlardı. Ve hiçbir zaman beceremediler doğruya doğru, eğriye eğri demesini nedense. Hiçbir zaman başka insanların da iyi şeyler yapabileceğini, doğru sözleri  olabileceğini  bilmek istemediler.

Bilmek ve kabul etmek istemediler,  başkalarının da doğru işler yapabileceğini, doğru kararlar alabileceğini, doğru sözler edebileceğini. Ve kendi inatlarında devam ediyorlar hala “her doğru” bize ait diye. Doğru  olanlar  doğru yolda olanlar yalnız biziz  diye. Oysa hayat böyle bir şey değildir, ve  bu dünya imtihan yeridir herkes için.  Her insanın bazı yanlışları olduğu gibi, bazı  doğruları da  olabilir. Hatta çok yanlışları az doğruları da olabilir.

Şimdi biz sevmediklerimizin “kimi yanlışları ve hataları var diye” onların doğru yaptığı işleri de görmemezlikten mi geleceğiz? Bu adaletli bir tavır mıdır? Hem bütün doğruların “yalnız” bazı adamlara ait olduğunu kim iddia edebilir, bu hayatın akışına ters değil midir? Böyle bir iddiada bulunmak bir bencillik değilse, insanın kendisine kutsiyet atfetmeden başka nedir.

Uzatmadan  demek  istediğimizi dersek.

Konuyu sınırlarımızı ihlal eden Rus uçağının, ya da uçaklarının Türk uçakları tarafından düşürülmesi hadisesine getirmek istiyorum. Aman Allah’ım ülkede ne kadar alçak varsa, ne kadar satılmış varsa, ne kadar artist bozuntusu varsa, arabesk  şarkıcı türkücü varsa, solcu varsa komünist varsa, paralel  örgüt mensubu varsa, uşak ruhlu kişi varsa casus varsa, milletin dinine imanına küfür eden, değerlerini aşağılayan gazeteci denen soytarı varsa, yüreklerinde karanlıktan başka bir şey taşımayan yazar çizer varsa  “söz birliği güç birliği ederek”  kendi ülkemize ve ülkemizi idare edenlere ver yansın ediyorlar.

Yapmadıkları, küfür etmedikleri hakaret kalmıyor. Ve bunlar ile beraber ülke dışında “bu ülkenin” ne kadar düşmanı varsa, ne kadar haini varsa her biri takılmış Rusya’nın kuyruğuna onları haklı bulmanın yollarını arıyorlar.  Aynı dili kullanıyorlar Rus lideri ile birlikte. İran ile aynı dili kullanıyorlar hatta zalim Esat ile aynı dili kullanıyorlar.

Daha birkaç yıl önce Türkiye’nin gölgesine sığınmayı çare sanan İran “ne halt ettiği bilinmiyor gibi” aynı  köpekliği  yapıyor ülkemize karşı, hatta Müslümanlara karşı. Tayyip Erdoğan’a yanlış yapıyorsun diyenler, İran’a “sen  Suriye’de  kiminle savaşıyorsun, kimleri öldürüyorsun” deme yiğitliğini gösteremiyorlar?  Kendi halkının yarısın yok eden Çeçenistan lideri aynı  Putin gibi konuşuyor, ve  “Türkiye bu yaptığına uzun süre pişman olacak” diyor, sanki alçaklığı ve hainliği Müslümanlar tarafından bilinmiyor gibi.

Ve benim anlamakta zorluk çektiğim şey ise, bizden  bir çok kişi “sırf Ak parti hükümetine ya da Erdoğan’a” kinlerinden dolayı “neredeyse” onlarda onların safında yer alıyorlar, onlar  ne söylüyorlarsa onu söylüyorlar, onları hangi davulu çalıyorsa onu çalıyorlar. Ve ne yazık CHP genel başkanı da onların kullandığı dili kullanıyor “yani” muhataplarını  nasıl vuracaklarının hesabını yapıyorlar, onu nasıl al aşağı etmenin hesabını yapıyorlar, ve umurlarında değil yapılanın ülke  menfaatine olup olmadığı, yeter ki onlar karşı çıksınlar.

Elbette bilenlerdenim Ak parti hükümetinin Suriye Politikasının baştan yanlış olduğunu. Ama artık karşımızda kendi halkından yarım milyon insanı öldüren, ve bundan asla pişmanlık duymayan bir katil bir cani bir zalim var karşımızda. On iki  milyon insanı evinden yurdundan eden bir Nemrut var karşımızda. Ve biz üç milyon insana ev sahipliği yapan bir ülkeyiz. Ve kimilerinin akşam sabah küfür ettiği  “adamlar da” bu işin mimarları iyi veya kötü. Neden bu kadar adaletsiz oluyoruz sözlerimizde diye sorsam günaha mı girmiş olurum.

Neyse diyeceğim bunlardan öte. İnşallah bir gün bu ülke “düşman uçaklarını” sınırlarını ihlal ettiği için düşürmenin çok ötesinde “dünyanın neresinde mazlumlara mermi yağdıran uçaklar olursa, dünyanın neresinde Müslümanları öldürmeye yeltenen uçaklar olura” ve işte o mazlumlara o Müslümanlara sahip çıkmak adına, onların yanında durmak adına, zalimlere dur demek adına Rusya ya Amerika’ya dur demek adına, adalet geri gelsin diye, insanlık  onuru korunsun diye “ölüm kusan uçakların her birini” düşürecek hale gelir.

                                                                                                                                                                                                                                                                          Mehmet  KAYA