HİCRET.
Önce hicretin ne manaya geldiğini ve hicret etmekle bize insanlık kitabında yeni bilgiler sunan Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ya selam edelim, binler selam sana ey Nebi. Binler selam, bize bu öğretileri getirdiğin ve sunduğun, bizi karanlıktan aydınlığa çıkardığın elimizden ve kalbimizden tutup bizi Rabbin kapısına çağırdığın için.
Bugün hicretin başlangıç tarihi yıl miladi 622. Umarım yazımız zamanında gazeteye ulaşır, ve zamanında baskıya girerse, bugün hicretin ilk günü demekle yanılmış olmayız. Ve hicret denilince aziz Peygamberin “Allah’ın izniyle” Mekke’den Medine’ye gitmesi (göçmesi) gelir, yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanların aklına. Hicret hep bir yola çıkmadır, bir şehirden başka bir şehre gitmedir, yine yeryüzünde Müslümanların aklında. Hatta öyle ki, bir şehrin zalim insanlarından başka bir şehrin “iyi ve emin” insanlarına misafir olmanın adıdır hicret. Ondan der her Müslüman “yeryüzü” bize mescit kılındı diye. Her Müslüman için “yeryüzü” bir mescittir Allah’a yakın olmak, ona kulluk yapmak için.
Hicret hazreti Ali’nin Muhammed Mustafa’nın yatağına girmesidir “Muhammed Mustafa” sağ salim yolculuğa çıksın, ve kafirlerden ona bir zarar gelmesin diye. Ve Peygamberin elinde bulunan emanetlerin sahiplerine teslim edilmesi için. Hicret emanete hıyanet etmeyenlerin kitaplara yazılışıdır, adlarının yüce tutuluşudur Alemlerin Rabbi tarafndan.
Anlamaya çalışırsak görürüz ki “emanet” çok önemli İslam ahlakında, ve emanete asla ihanet edilmemelidir. Bundandır Muhammed Mustafa’nın Mekke’den ayrılırken “elinde bulunan emanetleri” yatağına yatmasını istediği Aliye bırakması, ve bu emanetleri sahiplerine ver demesi. İşte bu hasletleridir Onu Muhammedül Emin kılan. Kafir ve müşriklerin bile “o asla yalan söylemez” demeleri. Ya biz, şimdi Onun ümmeti olan bizler ne haldeyiz ey dost!
Ve bu gün ümmetin en çok umarsamadığı şeydir emanet konusu. Bu konuda hep bir biriyle arası açıktır çoğu Müslüman’ın. Öyle değil mi? Kimse emanetin ne demek olduğunun bilincini taşımıyor artık. İnsanlar kendisine borç verilen eşyaya ya da başka şeylere bile hainlik ediyor, kendilerine bırakılan emanetleri sahiplenmek istiyorlar. Bu ucuz anlayıştır ki, her birimizin hakkı var yine bir birimizin üstünde. Bundandır hicreti iyi okuyup iyi tahlil etmek gerekiyor. Zira hicret olayı başlı başına bir kitaptır Müslümanlar tarafından okunması ve anlaşılması gereken.
Ve İslam tarihinde Müslümanlara en çok anlatılan olayların başında “her daim” hicret vardır bu önemine binaen.
Hicret Mekke ‘de yaşayan güç sahiplerinin Muhammed Mustafa yaptıkları zulümler, yaptıkları işkenceler, uyguladıkları acımasız ambargolar neticesinde “Allah’ın izniyle” Mekke’den Medine’ye yapılan yolculuğun adıdır.
Hicret Mekke varsıllarının zalimlerinin acımasız tavrı ile Medine ahalisinin hem Muhammed Mustafa için, hem de Mekke’den kardeşlerine hazırladıkları iyiliği anlatan bir destanın adıdır. Hicretin sayfalarında Medine ahalisinin “Mekke’den gelen” Müslümanlarla olan “ve ayetlere giren” o güzel ilişkileri vardır. Evlerini mallarını bağlarlını bahçelerini ve ekmeklerini paylaşmaları vardır hicretin derinliklerine.
Ne yazık ki “bunca anlatılmasına rağmen” Müslümanların en az anladığı bir hadisedir hicret, ya da anlamak istemedikleri. Zira hicretin kendine has bir mesajı vardır Müslümanlara söylemek istediği. Bunları yapmaya hazır değilseniz “gerçek manada iman etmiş olamazsınız” demek istediği belki de.
Öncelikle bilelim ki tarihin her döneminde inanıp, iman eden kişilerin “her daim” düşmanları olmuştur, bütün Peygamberlerin de. Ve bunu ne anlama geldiğini, Peygamberimizin başına neler geldiğini, zalim ve kafirlerin Ona neler yaptığını, hicreti okurken okuyoruz.
Hicret zulüm gören bir Müslüman’ın başka bir kardeşine sığınmasıdır. Hicret ekmeği olanın olmayanla paylaşmasıdır. Hicret evi olanın olmayana kardeşine bir odasını açmasıdır. Hicret yeryüzünde Müslümanların aydınlık adıdır.
Acı olacak ama yine de yazalım. İşte şimdi “iman ettiğini iddia eden Müslümanlar” kendilerini bu hasletlerden uzak kıldıkları için yeryüzü kap karanlıktır. Kimileri gökdelenlerde otururken kimileri sokaklarda yatmaktadır. Ve buda asla İslam değildir.
Mehmet KAYA