İlk önce yazalım, ve herkes bilsin ki “dinimiz olan İslam” barış ve esenlik dinidir, selam dinidir, huzur dinidir ve özgürlük dinidir, kardeşlik dinidir. Bir birinize selam vermeyi yaygınlaştırın “yaygınlaştırın ki” bir birinize olan sevginiz, itimadınız artsın diyen dinin adıdır İslam. Yani her hangi bir birey karşısındaki insana “selam” dediği zaman “kardeşim benden sana asla zarar gelmez” demektedir. Ve mümin yalan söylememeye söz vermiş adama verilen bir addır. Zira “mümin asla yalan söylemez” der aziz Peygamber. Söylüyorsa o mümin ve emin kişi değildir İslam’ın nazarında.
Ama bu dinin düşmanları, aziz elçi Muhammed Mustafa’nın düşmanları, kitabın düşmanları “yani puta tapıcılar, dünyayı sevda edinenler” bütün bunları görmezden gelerek “yeryüzünde ne kadar günah varsa, ne kadar kıtal varsa, ne kadar olumsuzluk varsa” ümmetin çocuklarının üstüne yüklemek istememektedirler, ve her türlü kötülüğün müsebbibi olarak “imanın da sabit duran” adamları görmek istememektedir. Ve bunun için bütün var güçleriyle mümin adamların üstüne gelmektedirler.
Ve asla söz etmek istemiyorlar kendi zulümlerinden, kendi katilliklerinden, kendi yakıp yıkmalarından, kendi bombalarından, kimyasal silahlarından. Müslümanların yaşadıkları ülkeleri nasıl sömürüp kanını emdiklerinin gündeme gelmesini istemiyorlar, söz etmiyorlar Irak ta Afganistan’da, Cezayir de “ve daha onlarca ülkede” insanları nasıl öldürdüklerinden, evlerinden yurtlarından nasıl çıkardıklarından, ve ülkelerini nasıl sömürdüklerinden. Hedefleri köşe başlarını tutmak, ve şimdi yine yaptıkları bu.
Söz etmek istemiyorlar yeryüzünde ki köle düzeni kendilerinin eseri, istila düzeni onların eseri, kadın pazarlarının hala var olması onların eseri “yani batılıların, yani Amerikalıların, yani İngilizlerin, yani Fransızların” ve onlar ile yol arkadaşlığı fikir arkadaşlığı eden “ülke düşmanı” olanların, onların ileri karakolluğuna talip olan zavallıların “kısaca” dünyanın her yerinde, ülkenin her yerinde Müslümanları kendilerine düşman bilenlerin, “bu çağda bu ezanda ne?” diyenlerin eseri, daha nasıl söylenir bunlar?
İşte bunların Türkiye uzantıları olanlar, yıllardır bu ülkeyi yakıp yıkanlar, dokundukları her yeri tarumar edenler, sokakları caddeleri “ve yine” insanların iş yerlerini dükkanlarını arabalarını harabeye çevirenler, milletin dinine imanına kutsallarına değerlerine saldırmayı devrimcilik sananlar, milletin ortak malı olan ve “beytülmal” diye tarif ettiğimiz devlete ait ne varsa “binalar arabalar yollar barajlar okullar” bunları yakanlar yıkanlar, içinde öğrenci olduğuna bile aldırmadan okullara bomba koyanlar, küçücük çocukların gözleri önünde babalarını öldürenler, kadınların gözleri önünde kocalarını öldürenler, bunların destekçileri, bunlara alkış tutanlar, onları destekleyenler, başkent Ankara’nın göbeğinde toplanarak “inadına barış” diyerek kendilerince barış şöleni yapacaklarmış söylediklerine göre.
Geçmişe ait ne kadar günahları varsa, ne kadar katillikleri varsa, acımasızlıkları varsa, ne kadar suçları varsa, bu milletin canını ne kadar acıtmışlarsa “bunlar bilinip görünmesin diye” o kadar çok gürültü çıkarıyorlar ki, insanın onların ne dediğini duyması mümkün değil.
Ve bu zavallıların kendilerince “barış için” toplandıkları meydanda halay çekerken söyledikleri şarkının sözleri “bu meydan kanlı meydan” olarak dillendiriliyor “neden” böyle dillendiriliyorsa. Bunu böyle söylerken akıllarından geçen ne ise. Sizce neden böyledir bu şarkının sözü? Kanlı meydan derken neyi kast ediyorlardı ki? Yoksa birileri beş on dakika sonra “o meydanın” kana bulanacağının işaretini mi veriyordu da, polis bu dili çözemedi mi? Yazık oldu ülkeye, yazık oldu zavallı gençlere, neden ve niçin öldüklerini bilmeden ölüme yattılar zalimlerden aferin alabilmek için.
Ve katliamdan hemen sonra sayın Demirtaş’ın “katil devlettir” demesinin altında ne var, kimlere mesaj vermeye çalışıyor sizce?
Elbette bu devleti savunmak bize düşmez. Biliriz ki “bu sistemin” geçmişi asla temiz değil. Ve sistemin kendi de, o meydanda toplananlarda, onlara destek verenlerde Müslüman’ları sevmez. Ondandır şimdilerde el birlik ederek Müslümanlara saldırılması. Ondandır Amerika da mukim sahtekar şeyhin müritlerinin durmadan yeni oyunlar içinde olması.
Yani kısaca demek istiyoruz ki “bu barış mitinglerini yapanlar “ilk önce” yönlerini kandile dönecekler, ve devlete katil dedikleri gibi “ey pkk” sen de bir katilsin diyecekler. Diyemediklerine göre bunun adı asla barış mitingi filan olmaz. Daha birkaç gün önce Diyarbakır Hani yolunda öldürülen polisin üç yaşındaki oğlu Yusuf, öldürülen babasının tabutunun arkasından ”baba gitme-gitme baba” diye feryat ederken ve yüzlerce çocuk aynı durumdayken, ve bunların katili pkk iken “buna ses çıkarmayanlar, hatta pkk ye övgü düzenlerin” barış mitingi diye bir miting den söz etmeye hakları yoktur.
Artık bilinmektedir ki “bu hesapların her biri” Müslümanların üstüne oynanmaktadır. Bundan deriz ki “bizi daha çok yormayın çocuklar” biz sizin babalarınızın da bu millete hangi oyunu oynadıklarını bilenleriz.
Mehmet KAYA