Şimdi nasıl yazayım, ve içimde biriktirdiklerimi, acılarımı kahırlarımı, ve de öfkelerimi, gecelere sığmayan göz yaşlarımı insanlara nasıl anlatayım? Hem anlatmak zorunda mıyım her şeyi, herkese ay yüzlüm? Anlatmak ve söylemek zorunda mıyım “bu ülkede” onlarca kadın neden öldürülüyor diye. Yüzlerce çocuk neden ölüme gönderiliyor diye “hem de” Müslüman bir ahalinin gözü önünde? Sahi bütün bunlar neden oluyor, cevabı olan birisi var mı?
Ama ben dün gece ay yüzlüm "dün gece" büyük susmaları denedim yine deli divane. Sus dedim kendime “sus” ve bir daha bir şey söyleme kimseye, kendini kimseden akıllı bilme, ve sakın kimseye bilgelik taslama “dedim” kendime. Dün gece yalnız kendimle konuştum, yalnız kendimle kavga ettim, yalnız kendime öfkelendim, nedense.
Hem “sen kim oluyorsun?” dedim kendime. Sen kim oluyorsun “memlekette” bunca siyaset adamı varken, bunca parti sözcüsü varken, kentin müftüsü dururken, camilerde yüzlerce imam varken, önderler varken, ağabeyler varken “sen kim oluyorsun?” diye kendimi azarladım dün gece. Haddini bil dedim kendime.
Sen kendine bak dedim, kendi günahlarına tövbe et, edebilirsen, kendi gömleklerinin yırtığını dik. Görmüyor musun "bütün gömleklerin önden yırtık" gömleklerin kirli, gömleklerinde dünya kokuyor “sen ne utanmaz adamsın?” dedim kendime yemin olsun.
Kendi gömleği dünya kokan birisi "nasıl olur da" başkalarına yol göstermeye kalkar, nasıl olurda başkalarına iyilik ve hayırdan, doğru sözden, doğru yoldan söz eder dedim. Geceler şahidim ki “dün gece” yalnız kendimle konuştum. Yazıp söylediklerinin “kaçta kaçını yapıyorsun?” diye sordum kendime.
Başımı vurmayı denedim kapılara dün gece. Sen bir zalimsin dedim kendime "neden" dediysem? Kaç açın karnını doyurduğumu sordum, kaç yetimin başını okşadığımı sordum yine kendime. Sen dedim “sen” kendi günahlarına bak, yiğitsen onlarla yüzleş, yiğitsen uyuma bu gece. Bu gece denizde ölüme yatan çocukların günahlarının senin de omuzlarında olduğunu düşün yiğitsen, ve sözüne sadık bir adamsan.
Dün gece “bir daha korktum” çok katlı evlerin gölgesinden. Bunlar birer modern tapınak dedim neden dedimse. Duygularıma yenildim belki "puta tapan" adamlar bunlar dedim o evlerde oturanlara, kimler oturuyorsa. Bunlar zalimlerden dedim, bunlar hırsızlardan dedim. Günahlarını mı aldım o kişilerin yoksa ay yüzlüm? Tövbe Allah'ım, Allah'ım özür dilerim...
Ve ben dün gece “sesim çok çıkmasın diye” hep yarım bıraktım düşlerimi, dün gece yarısını örttüm yorganımın yaralarım daha çok acımasın diye. Yemin olsun dün gece daha çok Suriyeli çocuk öldü içimde. Daha çok muhacir kadınların yüreği kurumuştu ve açtı. Daha başka çarem yoktu "karanlıktı yer gök" sokaklara bakmak canımı acıtıyordu, oturup büyük ağladım dün gece Allah’ım beni afet diye.
Kendi yaralarımı kendim sardım yırtık tüller ile.
Şimdiki zamanda "susmak" hayırdır dedi içimde ardıç kokusu taşıyan bir kuş. Ardıç kokusunu unutan adamların yanında "ne işin var?" dedi daha başka bir kuş, ne işin var senin bu şehirlerde?
Oysa ne çok kuşun kanadı kırıktı yüreğimde. Oysa ne çok sürgün yemiş kadın vardı kardeşlerim olan. Benim gibi secdeye kapanan, kıyama duran, ve Allah büyük diyen.
Ne çok anne taşıyordum içimde ağıt dolu yürekleri, göz yaşları kan kırmızı. Konuşsam da işe yaramıyordu sözlerim. Ve susmalarımı kimse hayra yormuyordu nedense bu savaş günlerinde.
Alınmasın kimse. Şaşkınım kırgının dargınım hayata. İçimin bütün vadileri "konuşsan da yapacağın bir şey yok zaten deyip duruyor. Konuşsan da "kimse dinlemeyecek seni" anla bu pazar yeri sana göre değil.
Son söz ay yüzlüm.
Son söz Mevlana sözlüm.
Ve sana da son söz ey insan.
Seni bilmem ama "ben bir daha anladım" boşuna direniyor insan dünyada. İnsan kendi yalanını seyrediyor kendi içinde şimdi ki zamanda. Ve seyirci olmaktan başka bir şeyde yaptığı yok insanın. Kendi günahlarını seyrediyor, başkalarının günahlarına şahitlik ediyor. Anlayacağın “insanın işi pek zor” şimdiki zamanda. Ve insan en çok kendini kandırıyor. Bilmiyor bütün uçurtmaların bir yarısı yırtık elinde tuttuğu.
Ellerimiz mi desem "yoksa ayaklarımız mı" ama bir yerlerimiz kan lekesi hepimizin, ve dünya dolu ceplerimiz hiç işe yaramayacak olan
.Mehmet KAYA