Ne yazık şimdilerde ülkemiz “en çok hainlerin, hayasızların utanmazların, alçakların” uyuşturucu baronlarının, kadın ticaretini meşru sayanların “ve birde” din pazarlamayı alışkanlık haline getirenlerin “söz sahibi olduğu, pirim yaptığı alkış topladığı” bir ülke haline geldi. Nereye baksak bu kişilerden bir kaçı karşısına çıkıyor insanın. Her yerde konuşanlar, seslerini yükseltenler,hep onlar. Ve onların yalakaları, onlara köle olmayı tercih edenler.
Kimliksiz şahsiyetsiz izzetsiz ve utanmazlar topluluğu, ve de Allah’tan korkmazlar. Nasıl yapıyorlar nasıl becerebiliyorlarsa “bunların her biri” kendilerini yaptıkları soysuz işleri, sergiledikleri utanmazlıkları “kıymetli bir eşya” gibi pazarlamasını becerebiliyorlar. Bundandır bunların tezgahında “her zaman” birkaç alıcı vardır, birkaç müşteri vardır. en çok onlar seslerini yükseltiyorlar, onlar bağırıp çağırıyorlar, onlar pazarlıyorlar kendilerini en iyi.
Ve bunların her biri “ülkenin içindeki “ve dışındaki” var olan düşmanlarıyla el birliği etmeyi, gönül birliği etmeyi, onlar ile çalıp oynamayı, onlar ile iş ortaklığı yapmayı “bir şekilde” yutturmaya çalışıyorlar ülke ahalisine.
Özgürlük diyorlar, basın özgürlüğü diyorlar, haber alma haber yapma özgürlüğü diyorlar. Diyorlar da diyorlar “ve mutlaka” diyecek bir şey buluyorlar ahaliye. Ve bunu böyle yaparak ülkenin altını oymanın, değerlerini yok etmenin her türlü yolunu deniyorlar.
Yeryüzünde “bu ülkenin düşmanı olan” ne kadar alçak kişi varsa, ne kadar alçak devlet varsa, ne kadar sömürgeci devlet varsa, savaştan geçinen ölümden nemalanan devlet ve kişi varsa “batıda” her biri ile iş birliği yapmanın yolunu arayıp buluyorlar, ve yapıyorlar da.
Son olaylar (hani Can Dündar denen alçağın) ülkeye yaşattıkları ile “bir daha gördük, ve şahit olduk ki” ne çok düşmanı varmış bu ülkenin. Ne çok haini varmış, ve ne çok “alçak kişi” yaşıyormuş aramızda, ve de bu ülkede. Ne zalim ne hain ayaklar basıyormuş bastığımız yerlere. Aramızda ne çok kalbi kirlenmiş düşünceleri kirlenmiş kişi varmış oysa.
Kimse kendince bahaneler de bulunmasın. Ve kimse kendi partisini kendi gurubunu, kendi cemaatini öncelemek adına “bu alçak oyunun ak partiye zarar versin diye” sessizliğe bürünmeye, suskunluğa gömülmeye hakkı yok, ben bunu der bunu söylerim.
Artık bu kavganın ötesinde yeryüzünde Müslümanları yok etme kavgası var. Müslümanları ve Müslüman ülkeleri yok etme, köle yapma sömürge haline getirme kavgası var. Var mı bunun böyle olmadığını söyleyen?
Ondan derim şimdi yazıp söylediklerimin “gelecek belası varsa” yani bunları dedik diye canımızı sıkacaklarsa, hatta canımızı acıtacaklarsa ” başım gözüm üstüne” demeyi izzet ve şeref biliriz. Bundan dolayı gelecek her sıkıntıyı “kalbimizin en ortasına koyar” ve bir gül yaprağı gibi koklarız o acıları, sıkıntıları, ve bir de “hoş geldin” deriz candan ve yürekten.
Yazamayanlar söyleyemeyenler, bunun sonu nereye varır diyenler “haksızlık karşısında susanlar, hainlerini oyunu karşısında boyun bükenler, hatta onların safında durmayı bile düşünenler” utansınlar yaptıkları susuşlar karşısında.
Artık tahammül edilecek bir durumu kalmadı hainlerin “ülke ahalinin zekası ile” dalga geçmelerine. Birileri haddini bilmeli artık. Birileri gerçekleri görmeli.
Ve bizden olan, bizim mahalleden görünen kimileri sormalı kendilerine. Sahi bu adamlar, bu Can Dündar, ve diğer yoldaşları “kimler ki?” bu ülkenin bu kadar başını ağrıtabiliyorlar? Sahi bu adamların neden “hep yanında” ülke içinde yaşayan dinsizler ve namussuzlar? Neden Amerikalı yetkililerin her biri bunlara mersiye ve övgü düzüyorlar?
Ülkeyi hangi parti idare ediyor olursa olsun “ne demek?” devlete ait, devletin en mahrem kurumunun yaptığı işleri jurnal etmek başka ülkelere? Bu neresi basın özgürlüğü, bunun neresi haber alma özgürlüğü? İçinizden kaç kişi bu serserilerin “vatan haini olmadığını” söyleyebilir? Umurumda değil anayasa mahkemesinin nasıl karar verdiği?
Unutmayın bu ülke ne kararlar gördü “ülkeyi” idam sehpasına taşıyan.
Hem “neden kimse” bu sefilin hesabına giren çıkan yüz milyon dolarlardan söz etmez. Bu paranın kaynağı nedir, kimler yatırıyor, neden yatırıyor.
Ey halkım!
Uyan artık! Uyan dört bir yanın hain dolu. Uyan vatanın üstüne oyun oynuyor alçaklar. Uyan vatanındır namusundur dinindir söz konusu olan. Ne olur uyan, ne olur zalimleri alçakları tanı. Onların yanında duranları tanı. Tanı artık dostunu düşmanın. Daha hangi dille yalvarayım sana?
Mehmet KAYA