DEVLET BAHÇELİNİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ.

Bu seçim günlerinde siyasete dair, siyaset adamlarına ve partilere dair, yazmayayım onlar hakkında yorum  yapmayayım deyip durdum hep. Ama insan “kimi duyduğu sözler karşısında” bu kadar da olmaz,  diyerek o fikrinden vazgeçiyor “şu an” benim geçtiğim gibi.  Dün akşam bir televizyon kanalında konuşturulan sayın Devlet Bahçelinin söylediği sözleri duyup dinledikten sonra “gel  bunu  bari yaz, dedim kendi kendime” ve şimdi yazıyorum. Anlaşılsın oyun bozanlık yapmak  değil muradım.

Ama yazıya girmeden  “daha konunun başında” söylemem gereken birkaç cümleyi de söylemeliyim, ve  içimden geçen  düşünceleri paylaşmalıyım sizinle. Bizler “yani bu ülke ahalisi olan insanlar, kendilerinin Müslüman olduğunu iddia edenler, her daim söz edenler dinden imandan ve İslam’dan söz edenler  “eğer” partilerine sadık oldukları kadar, partilerini savundukları kadar, partilerine ve liderlerine inandıkları kadar, ve partileri kazansın diye harcadıkları mesaiyi ve zamanı “iman ettiğini savunduğu” İslam için harcasaydı, din için harcasaydı, dinini öğrenmek ve anlamak için harcasa, ve öğrendiklerini hayatına alsaydı “bu gün bu ülke” bu kadar karanlıkta olmaz, insanlar bu kadar bir birinden uzaklaşmaz, bu kadar nefret etmezlerdi bir birinden.

Evet, bu gün  ülke ahalisi bir birinden nefret eder hale geldi, ya da getirildi, neden bu gerçeği kabul etmiyoruz. Ve kimi karanlık eller, bu nefretin bu kinin, bu ayrılığın büyümesi için de  ellerinden geleni yapıyorlar. Ve biz  “ülke ahalisi” onlardan her hangi birinin yanında duruyor, onlardan birini alkışlıyoruz.  Ey efendiler “ne oluyor size, bu millete ne yapmak istiyorsunuz? Diye soracağımız yerde. Biz kardeşleriz, kardeşlerin arasını bozmayın diye tavır koyacağımız yerde. Şimdi ne çok parça, parça edildik aynı camilerde namaz kıldığımız, aynı dualara birlikte amin dediğimiz halde.

Sözlerim nasıl anlaşılır bilmem: Ama bu gün siyaset, siyaset adamları, partiler parti liderleri, hain gazeteciler ve kimi yazarlar, kimi gizli örgüt  elamanları “ülke insanlarının” arasını açmaktan medet umuyorlar, bundan kendi paylarına bir çıkarım peşindeler pek çoğu.  Ülke insanı olarak “bizlerin”  kendi aklımızla hareket etmemiz gerekiyor, bunu bilmenin anlamanın zamanı geçiyor bile.

Hani Rabbimiz “aziz kitabında” biz kullarına “akletmez misiniz?” der ya. Gelin başkalarının dolduruşuna gelmek yerine bazı şeyleri kendimiz akledelim derim.

Gelmek istediğimiz yere gelirsek, ve söylersek söylemek istediklerimizi, ve de şimdilerde “bizim kırmızı çizgilerimiz var” diyen devlet bahçeliye sorarsak “nedir senin bu kırmızı çizgilerin?” diye.

Elbette verilecek cevabı ülke ahalisi bilmektedir, ve bu günlerde  kimsenin de umurunda değildir devlet bahçelinin bu kırmızı çizgileri. Ve herkes biliyor bu tutum “gerçeklerden kaçmanın” bir başka şeklidir. Ve hem devlet bahçeli, hem de partisi “var olan” gerçeklerle yüzleşmek istememektedir. Ve biz  “kendilerini” o kırmızı çizgileri ile yalnız bırakalım, ve tekrar soralım.

Sayın Bahçeli!

Geçmişinde binlerce ülkücünün hayatının son bulmasına neden olan, binlerce eve acı sokan Cumhuriyet Halk Partisi ile ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarırken “o kırmızı çizgileriniz” hangi kitabının arasında saklıydı?

Bülent Ecevit ve Eşi Rahşan hanımın sizin yüzünüze “bunlar katil” derken, buna rağmen  “siz”  Ecevitlerin hükümetini kurtarırken o kırmızı çizgilerinizi hangi cebinize koymuştunuz?

Abdullah Öcalan ipten alınırken “siz ne yapıyordunuz, ve o zaman “siz” hükümet değil miydiniz?” Öyleyse  “söyleyin” o zaman bu kırmızı çizgileriniz yok muydu?

Yine bir zamanlar “yani sizlerinde hükümetin ortağı olduğu günlerde” Amerika’dan bakan ithal edip (Kemal Derviş) bu ülkenin altını üstüne getirirken “sahi” bu kırmızı çizgilerinizi neden kullanmadınız da, şimdi “çizgim de çizgim” diyorsunuz?

Ve son söz: Hangi partiye mensup olursanız olun, yanlışları sorgulayamıyor, ve yanlışlara “yanlış” diyemiyorsanız “kendinizi kandırmayın” yalana haksızlığa, adaletsizliğe katkıda bulunuyorsunuz demektir. Ey MHP-li dostlar “söyleyin” bu sorular yerinde bir soru değil mi? Ve neden sizde sormuyorsunuz? Selam olsun yolu Rabbe çıkanlara.

                                                                                                                                         Mehmet  KAYA