BU DİLLE BİR YERE VARILMAZ.

Girişte söylemiş olalım Milliyetçi hareket partisini yazmak muradım. Aslında partiler hakkında yazıp bir şey söylemek, her zaman içimi acıtır benim, canımı sıkar. Onlar “yani bütün partiler” kendilerini nasıl  savunurlarsa savunsunlar, soylu bir duruşları yok  ülkemizde hiçbir partinin. Her biri “bir birine” benzemekten, birinin söylediği sözü ötekinin taklit etmesinden başkada bir şeyde yok görünürde. Hepsi ahaliyi nasıl kandırır, nasıl ikna ederde “birkaç oy” fazla alabilirim derdinde. Kimse kusura bakmasın “bu ülkede” partilerin gerçeği bu. Hiç birinin duruşu insanın yanında değil gerçek anlamda.

Elbette azıcık gayreti olanlar, iyi şeyler yapmaya, iyi şeyler söylemeye çalışanlar hiç de yok değil. Fakat bu zalim, ve kapitalist  sistemde “onların” bu iyi yanları öne çıkarılmaya  çalışılmıyor. Hele bir de biraz dini  söylemi varsa. Bundandır kaç parti varsa (küçük olsun büyük olsun) her biri kendini kurtarıcı olarak  sunmaya çalışıyor. Diğer bazıları  iyi şeyler yapsa da, iyi şeyler söylese de, o yapılanları   kötülemekten, olanları aşağı  görmekten  başka bir değer ölçüleri yok, diye yazıyor olmamız.

Farkındaysanız “şimdi bu ülkede” en çok partiler bir birini kötülüyor, bir birine ağır suçlamalar yapıyorlar, bir birlerine ağır hakaretler ediyorlar.  Ve sonra bu ülkede “insanı davranış, ve edep kalmadı” diye hayıflanan biz oluyoruz  kendi kendimize, onların umurunda değil. Yoksulların çok oluşu, fakirlerin fazla oluşu, insanların işsiz oluşu “söyleyip durdukları gibi” onları ilgilendirmiyor  yeminler olsun.

İşte bundan dolayı partiler hakkında yazmak, onlar için “şurası iyi şurası kötü” demek  çok  bana göre değil. Hem bütün partiler “kendi partiler hakkında” güzel ve olumlu şeyler yazılmasını istiyorlar her zaman. Her zaman övülmek istiyorlar, yanlışları  ve hataları  görülmesin istiyorlar. İçlerinde bulunan kimi adamların ahlaksızlıkları, hırsızlıkları, ayyaşlıkları, sarhoşlukları, karanlık işleri  görülmesin, karanlık kapılar arkasında çevirdikleri dolaplardan hiç söz edilmesin istiyorlar. İşte bu nedenlerdir bizi partilere uzak kılan, onlar hakkında yazmamızı engelleyen.

Zira  benim gibi “dünyanın hiçbir nimetine eyvallah etmeyen” adamların bunu yapması çok zor. Bundandır her partinin bir yağcısı, bir yalakası, bir savunanı vardır el altından beslenen, ve el altından  önüne kemik atılan. Televizyonlardaki kimi açık oturumlardan bu adamların kimler olduğunu anlarsınız bilmek isterseniz.

Zira bizim sözlerimiz, doğru ve yanlış bulduklarımız “hem kitaba uygun, hem de insanın ileyhine olması  gerektir. İnsana değer vermeyen, insanı aşağılayan, insanlar arasına mesafe koyan, kimi insanı değerli “başka kimi insanı” değersiz kılmaya çalışan, ırklar arasında üstünlük olduğunu söyleyen, kendi ırkını yücelten, kendi ırkını soylu sayan insanlar için söyleyecek bir şeyimiz olmaz bizim. Bizim için yeryüzünde bütün insanlar Rahmanın kullarıdır, ve üstünlükleri sadece takvadadır.

Bütün insanları bütün ırkları, bütün renkleri değerli kılmayan, eşit tutmayan “her söz sahibi” karanlık adamlardandır bizim için. Bunlar yeryüzünün Firavunlarıdır günümüze ait.

Şimdi bütün bunları dedikten sonra “sözü getireceğimiz yere getirip koyarsak” ülkede var olan, ve ne yapmak istediği de pek belli olmayan  “milliyetçi hareket partisine” getirmek istiyorum sözü, ve diyorum ki  “artık bu partinin bütün söylemleri çağın öte tarafında kalmıştır” ve bu gün söyledikleri ile de gidebileceği bir yer yoktur. Barıştan söz etmeyen hiçbir kişi, hiçbir parti bu çağın gerçeği değildir.

HDP nasıl bir ırkçı ve karanlık duruşlu bir parti ise günümüzde “MHP de” aynı karanlığın içindedir. Ve artık o karanlık düşüncenin yeri yoktur barış dileyen bir dünya da. Çocuklar ölmesin anneler ağlamasın “moda bir deyimle” şehitler gelmesin denilen bir garip zamanda.

Hele ırkçılığın her türlüsünü ayak altına alan İslam’ın yanında hiç yeri yoktur, böyle partilerin, böyle söz edenlerin. Ve bunun ötesinde başkaca  “eylemlerin” varlığı çok rahatsız edici bir durumdur MHP için.

Mesela MHP den Adana büyük şehir belediye başkanı olan birinin son çıkışları, ve İslam’ın öncülerinden olan insanlara küfür etmesi, ve bu adama “hiçbir şey” denmemesi anlaşılır gibi değil.

 Bismillah Allah-u Ekber demekle de bir yere varılmayacağı anlaşılması gerektir. Allah büyük demek Allah’ın her kuluna kitaba göre davranmakla olur. Allah’ın hatırını üstün tutmakla olur.

Son söz: MHP kullandığı bu dili değiştirmezse varabileceği bir yer yoktur. Ben yok’um demeye devam etmekten başka. Hiçbir şeyde var olamayacak bu dille.

                                                                                                                                        Mehmet  KAYA