BİRİ SÖYLESİN-BU CAMİLER BÖYLE Mİ OLMALI?

Ne mi demek istiyorum. Aslında hiç kimseye “hiçbir şey” demek istemiyorum. Ama soruyorum işte “soruyorum” sorunun muhatabı kimse, kim olacaksa, veya  kim “bu soruya kendini muhatap kabul ediyorsa “soruyorum” bir Müslüman ülkede, halkı Müslüman olan bir ülkede “bu camiler” böyle mi olmalı? Böyle kapalı mı olmalı ucuz bahanelere sığınılarak?  

Bir Müslüman ülkede camilerin başkaca bir işlevi yok mu mesela? Bu karlı günlerde, bu dondurucu soğuk günlerde “mesela bir yoksul, mesela bir garip, ya da yolda kalmış bir insan” neden, her hangi  bir camiye sığınamıyor, neden orada sabahlayamıyor? Neden camiler bir sığınma yeri gibi anlaşılmak istenmiyor bazı adamlar tarafından? Allah aşkına bu adamlar bu saçma bilgileri nereden topluyorlar? Neye dayanarak Allah’ın evleri olan “gerekirse Allah’ın kullarının sığınma yeri olması gereken” camileri Allah’ın kullarından uzak kılıyorlar?

Camiler “ve mescitler” Allah’ın evi  olarak bilinmiyor mu. Böyle düşünmüyor muyuz?  Allah kendisi bunu böyle demiyor mu? O zaman kimdir Allah’ın kullarını Allah’ın evlerine sokmayan, onlara yasak koyan? Bu kış günlerinde bu soğuklarda bu yağmur altında kalan insanları Allah’ın evlerine sokmayan nasıl bir zihniyettir?  Bu nasıl zalimce bir tutumdur, içinde merhamet ve şefkat olmayan?

Camilerde hırsızlık oluyor bahanesi haklı bir bahane midir? Bu ülkenin her yerinde, her mahallesinde, her sokağında her evinde hatta her kurumunda “zaman –zaman” hırsızlık olmuyor mu? Bazı kereler hırsızlık oluyor diye “Allah’ın  kimi imkansız, ve çaresiz kulları” sokaklarda ölsün mü, biz camilere sokmadık, oralarda sabahlamasına izin vermedik diye?

Saçmalıyorum öyle mi? Saçmalayan sizsiniz, sizsiniz “Allah’ın kullarını “Allah’ın evlerine sokmayan, oralara yasak koyan, oraları kendinize has kılan. Oraları kendinize muhabbet yeri kılan.

Eğer “bu  zalim anlayışı” sahiplenecek, ve onun doğrultusunda hareket edecek söyleyin “bu soğuklarda, bu ayaz günlerde, her yerde kar olan günlerde” hiçbir yere gitme imkanı ve fırsatı olmayan insanlar “nereye sığınsınlar” size göre. Eğer bu insanlardan biri “bu soğuklar da, bu dondurucu günlerde” sokakta donar ölürse “bizler” sorumlu değil miyiz? Değiliz diyorsanız sahi “siz bu İslam’ı” nereden ve kimden, hangi kitaptan  öğreniyorsunuz? Camileri yalnız namaz kılma, ve kimi ibadetleri  yapma  yeri gibi görmek nasıl bir anlayıştır?

Mesela Kuran ayetlerinin “başka emirlerini buyruklarını” camilerde  konuşamayacak mıyız, orada istişare yapamayacak mıyız, başka insanlarla, başka mümin adamlarla oralarda toplanıp “ümmetin derdini ve sıkıntılarını” konuşamayacak mıyız?  Mesela evi yanan bir kardeşimizin bu halini “camilerde” başka kardeşlerimizle paylaşamayacak mıyız? Ve size göre bunu nasıl yapacağız sahi?  

Soru bir dersek: Sahi bize anlatılan, ahaliye  anlatılan, ve anlatması için kimi adamlara para verilen, makam verilen, mekan verilen İslam dininin “bizatihi kendisi” cami ve mescitleri ve o camilerin, o mescitlerin  “nasıl olması gerektiğini” ümmetin bunlardan nasıl istifade etmesi gerektiğini nasıl anlatıyor bize sizce?  Ya da ümmetin fertleri bunu nasıl anlaması gerekiyor?

Soru iki dersek: Var olan bu karanlık anlayış doğrultusunda “ümmetin çocuklarına, yoksullarına, yolda kalmışlarına, kar altında soğukta kalmışlarına” kapalı tuttuğumuz bu camilerin yakınında  bir yerde  “bir gece ya da gündüz” bu kış günlerinde, bu soğuk günlerde, dondurucu günlerde” bir yoksul adam, bir ayağı yalın çocuk, sürgün yemiş bir anne, veya bir muhacir kardeşimiz ölürse “sahi sorumlusu kimdir?” o camiyi o insanlara kapalı tutanların bir günahı,  ve bir sorumluluğu yok mudur? Allah bu konuda bizleri hesaba çekmez mi, ve sormaz mı “bu ne iştir, bu nasıl bir  insanlıktır?” diye.

Ve bütün bunlar böyle iken “o camilerin minberlerinden  kürsülerinden” kardeşlikten inşalara yardım etmekten, açların karnını doyurmaktan, düşenin elinden tutmaktan, sokakta kalanlara yardım etmekten “söz etmenin” bir anlamı olur mu?

Ne ifade eder o camilerin Cuma günü dolup taşması, veya hutbelerin içinde “bir birinize yardım edin” denmesinin?

Ben sordum. Ben bunlar yanlış işler dedim. Camilerin kapalı tutulması insani bir durum değil dedim, İslam’ı bir ahlak değil dedim. Hayır “sen yanlış şeyler söylüyorsun!” diyen varsa sözünü söz etsin. Yanlışlarımızdan özür dilecek  kadar erdemliyiz. Ama yanlışları da söylemek te  bir insani borç, bunun da farkındayız her daim.  Yoksulları yetimleri üşüyenleri donanları savunmak, ve onların yanında durmak da Muhammedi bir duruş, Muhammedi bir ahlaktır. Buna yaptığımıza inanıyoruz. Selam olsun kardeşliğin inşası için gayret gösterenlere.

                                                                                                                                                                                                                        Mehmet  KAYA