İNSANIMIZIN ACI YANILGISI.

Bu  güzel ülkenin, ve insanının kaderinden midir, yoksa başka başka nedenleri var mı? Kalbi ve  imanı ve de kalemi  olanların araştırması “ve apaçık” söylenmesi gerek kimilerine çekinmeden, yapılanların doğru olmadığını. Doğru  olmadığını “insana baskı yapmanın ve yanlış yönlendirmenin” böyle zalimce.

Zira bu ülke de yaşayan her topluluk, var olan  her parti, var olan her  gurup ve cemaat mensubu kişiler “bağlı oldukları ve hizmetinde bulundukları partilerini, içinde oldukları cemaatlerini, ve bunların liderlerini “asla yanılmaz, asla yanlış yapmaz, ve yaptığı her iş  doğrudur, söylediği her söz ”mutla doğrudur” sandıkları için şimdi bu partiler, var olan  topluluklar, cemaatler kendilerini “çağın diliyle” yenileme becerisini gösteremiyorlar, yeni bir söz  söylemiyorlar, yeni bir fikir yeni bir düşünce meydana getirip “biz buyuz” diyemiyorlar. Bundandır mağlup oluyoruz her türlü karanlığa, karanlık ilişkilere, karanlık adamlara, karanlık düzenlere. Mağlup oluyoruz yoksulluğa ve açlığa “daha başka kimileri” bunca servet edinirken, parasını çoğaltırken.

Bundandır ki,  ülkede faaliyet  gösteren  partiler “ya da başka guruplar, başka topluluklar” yıllar önce ne  söylenmişse, veya lider hangi  sözü kullanmışsa  “şimdikilerde” aynı sözü kullanarak, aynı sloganı atarak, aynı yöntemleri uygulayarak, aynı bardakta çay içerek, ve yalnızları kendilerini doğru yolda sanarak, bir yere varacaklarını sanıyorlar. Oysa ne kışlarımız aynı kış, ne yazlarımız aynı yaz, ne de türkülerimiz aynı türkü. Yeni türküler söylemek gerek dinlensin diye.

Evet bu kişilere “ya da dostlara” eski yöntemlerin, eski dilin, hatta eski insanın geride kaldığını söyleseniz, bu eski alışkanlıklar yeni yolların yürünmesinin mümkün olmadığını söyleseniz  “sizin onlara  söylediğiniz” hiçbir şeyi kabul etmiyorlar, hiçbir uyarı umurlarında olmuyor siz kardeşçe yapmış olsanız bile.

Ve farkında değiller “ya da işlerine öyle geliyor”  çağın ve insanlığın bir intiharın eşiğinde, bir uçurumun kenarında oluşu. Farkında değiller insanın gözü önünde açlıktan ölüyor bir başka insan.

Ve hiç umurlarında olmuyor denizin kıyısına vuran çocukların cesetleri. Oysa aziz kitaba göre biz her şeyin sorumlusuyuz.  Sorumluyuz var olan bütün yangınlardan. Sorumluyuz ağlayan bütün annelerden, kimin annesi olursa olsun. Ve sorumluyuz gece mesaisine çıkan kadınların her birinden, her bir acısından ve  göz yaşlarından.

Her bir şeyin hızla değişime uğradığı çağımızda “söylemler eylemler” bir daha  yeniden “daha bir başka bir dile, daha başka  düşünce içinde söylenmezse “yani dinin dilini öncelikli kılmazsak, Muhammedi tavrı öne geçirmezsek” kusura bakılmasın kimsenin varabileceği bir yer yoktur, ve biz bu halimizle bu yangınları seyretmeye devam ederiz.

Hiç de faydası olmaz Türkler Kürtler kardeştir demenin bunu insanca yapmaz, kitaba uygun hareket etmezsek.

Bütün bunları neden böyle yazdığımı merak edenler için derim ki.Dün Ak parti kogresinden sonra bir daha gördük ve anladık ki “Tayyip Erdoğan asla yanılmaz, ve yanlış yapmaz, ve o ne derse ne söylerse ne yaparsa doğrudur” diyenlerin ne çok olduğunu gördük. İşte bu büyük kutsamalar milletleri, bu büyük sevmeler, liderlere böylesine iman etmeler milletleri her daim bir gün uçurumun ucuna getirmiştir, karanlığın ortasına getirmiştir. Ve biz “yüz yıldır” bu filmi seyrettiğimiz halde hala akıllanmadık. Hem kendimize hem de o lider dediklerimize yazık ediyoruz. Yazık ediyoruz bu ülkeye, ve ahalisine. Umutlarımıza yazık ediyoruz. En kötüsü “yeni bir şey söylemek, yeni sözler etmek” isteyen kişilere yazık ediyoruz onları ciddiye almayarak. Yeryüzünde hiç kimse her şeyi tam bilen değildir, ve hiç kimsenin her söz mutlak hakikat değildir Peygamberler dışında.

Bunu bilmediğimiz, bilmek istemediğimiz imanlarımızı kitabi yapmadığımız, ve kardeşliği ayağa kaldırmadığımız, evlerimizi İslam yapmadığımız müddetçe bir şey değişmiş olmayacak, ben söylemiş olayım da inanan inanır, inanmayan kendi yoluna gider.

Yolu kardeşliğe çıkanlara,yolu hakka çıkanlara ve doğru sözlü olanlara selam olsun.

                                                                                                                                Mehmet  KAYA