HANİ BİR ZAMANLAR.


Hatırlar mısınız  "hani bir zamanlar" yani otuz yıl önce, kırk yıl önce filan,ya da daha sonraki zamanlarda "içimizden kimileri" kimi adamlar, kimi cemaat önderleri, kimi sözde hocalar "bu ülke dinsiz, bu ülke laik, veya dinsizlerin idaresi altında, diyerek"  yani kendi akıllarınca nedenler bularak "mesela Ülkede Müslümanlar özgür değil" diyerek, ve bundan dolayı bu ülkede cuma namazı kılınmaz diyenlerin, ve kılmayanların  "her biri şimdilerde" yine  ülkenin şehirlerinde keyflerince yaşamaya devam ediyorlar.


Bunların pek çoğu "yeni dünya, yani kapitalizmle kucak kucağa yaşamayı  çok sevdi, parayı çok sevdi,şöhreti çok sevdiler.

Lüks içinde yaşamayı, kaliteli evlerde oturmayı, pahalı arabalara binmeyi çok sevdiler. Olabildiğince  şatafatlı yaşamayı çok sevdiler, ve "görünen o ki" asla bundan vazgeçecek de değiller.


Artık onlar için ne din vardı, ne İslam, ne de ülkenin dinsiz oluşu. Nede  ülkede cuma namazının kılınıp kılınmaması umurlarında değil di.

Çoğu namazı da niyazı da terk etmişler, ve yeni  dine "yani kapitalizme" ayak uydurmuşlardı.


Dediğim tarihlerden "bunlardan kimi tanıyorsanız" bakın görün "artık onlar kapitalizmin buyruğuna giren adamlar oldular.

Karılarına kızlarına oğullarına "en pahalı mağazalardan alış veriş yapar" olmuşlar.

Yani düzen aynı düzendi, sistem aynı sistemdi, ve kapitalizmi evlerimizin en mahrem yerlerine kadar girmiş bir halde iken "artık bu eski mücahitlerin asla rahatını bozmuyordu bu yeni din.

Yani kapitalizm, yani batılılar gibi yaşamak, onlar gibi yemek, onlar gibi giyinmek onları asla rahatsız etmiyor.

Evlerin eşya deposu oluşu onların özel istekleri haline geldi.

Gidin görün en lüks evlerde onlar oturuyorlar şimdilerde,en pahalı perdeler onların evlerinde olduğu yaygın "yeni türemiş" zenginler arasında.


Şimdi bunları neden yazıyorum.

On beş darbesinden halkın direnişi karşısında, ve kimi siyasilerin söylemleri karşısında "nasıl oluyorsa" Müslüman olduğunu hatırlayan bazı kişiler, kimi zavallı adamlar  "böyle şey mi olur" diyorlar.

Mesela İslam "da demokrasi mi var" diyorlar,

Demokrasi şehidi mi olur diyorlar. Kendilerince "kendini tankların önüne atan ve ölen kişilerin ölümlerini" küçümsemeye çalışıyorlar.

Yeni dini terimler üretiyorlar.

Vatanı da, vatan için öleni de "küçümsemeye" çalışıyorlar.

Ve bu alçaklıklarına "dini bir neden" bulmaya çalışıyorlar.

Neyse uzun etmeyelim "bunların her biri "daha önce bu ülkede cuma namazı kılınmaz" deyip de, sonra kapitalizmin sadık kulları olanların aynısı.

Şimdilik bu kadar yeter diyelim. 


İnsanlığın, ve ümmetin, mazlumların "son sığınağı olan bu ülke" alçaklar tarafından yangın yerine çevrilirken, parça parça edilmeye çalışılırken, ve anadolu insanı her gün onlarca evladını  gönüllü ölüme gönderirken.

Bu lafları, bu sözleri, ortaya atanlar "hainlerden başkası" değildir.

Bunlardan  "her an biri karşınıza çıkabilir" asla onlara kulak vermeyin "ve hatta" alçak buradan git deyin.