EY TALİP!


Zulme bulaşmadan zalimlerin yanında olmadan, ve karanlığa kalmadan "şöyle dosdoğru"  nasıl yazılır böyle bir sistemde?

Nasıl söylenir doğrular  karanlığın gözüne baka- baka. Nasıl denir "ey insanlar, ey ahali, ve ey kardeşlerim" hepimiz yanlış yoldayız diye.

Zira  bu vakitlerde "hiç kimse" kendinin yanlış yaptığını kabul etmiyor.

Hiç kimse yanlış söz edebileceğini kabul etmiyor. Hele hiç kimse günah işleyeceğini kabul etmek istemiyor.


Oysa bu zalim, bu karanlık, bu adaletsiz, bu acımasız sistemde "her birimizin" bir yanı katil.

Her birimizin biryani cani, ve acımasız.

He birimizin bir yanı çıkarcı, ve kendini öne çıkara.

Her daim kendi aklını kendi yolunu, kendi inancını, kendi yaşamını, ve kendi imanın savunanlardan olduk

Kendi partisini, kendi cemaatin, kendi gurubunu, kendi ağabeyini savunanlar.

Kendi tarikatını ya da.


Canı çıksın bu çağın. Bu çağ "her birimizi" bir tarafa savurdu.

İmanımızı savurdu "ama" farkında olmak istemedik.

Dinimizi parça-parça ettiler "kimileri" efendiler ne oluyor demeik, demek istemedik.

Hele bizden sandıklarımız "bunları yapmışlrsa" onların yanlışlarının arkasında olduk, onların günahlarını masum hale getirmeye çalıştık.


En azından syircilerinden olduk zalimlerin. Cani kişileri görmezden geldik.

Kimse hakkı söylemez oldu. Söylerse başına bir bela alacağını sandı insan.

İnsan  ge4çeklerden "çok kaçtı" bu yeni çağda.

Farkında mısınz "Kapitalizmin mabetleri olan alış veriş merkezlerinde tuvaletler parasız iken" camilerin tuvaletler paralı.

Ve bunu gündeme taşımak ayıp sayılır oldu.

Sorqmadık "tamam kardeşim de" ya adamın parası yoksa ne olacak. 

Parası yoksa bir yolcuun ne yapacak.


Evet kimileriine göre "çok küçük şeylermiş gibi görülen buişler" aslında çok önemli şeyler.

Dünya ile para ile servet ile "efendiler ile arası iyi olanların"elbette umurlarında olmaz bunlar, ama biz bunları gündeme taşımak zorundayız.

Zira biz İslam medeniyetinin çocukları olmak zorundayız.

Kendimizi her olumsuz işlerden sorumlu hissedenler olmalıyız.

Yaşaığımız kentlerde "kaç yoksul varsa, kaç dul kalmış kimsesiz kadın varsa, kaç yetim varsa"onların her birinden sorumluyuz.


Bunun böyle olduğunu "iman ettiğimiz din" söylüyor bize. O dinin sahibi Allah söylüyor. O dini bize taşıyan Muhammed Mustafa söylüyor.


Evet ey talip "şimdi bu çağın" katilleri çok katil

Canileri çok çok cani.

Merhametsizleri  çok merhametsiz.

Ve Allah'a kitaba Peygambere "İman ettiğini söylEyenler" çok  fazla yalancı.

Elebette acı sözler bunlar. Elbette birilerinin canını sıkacak sözler, ama gerçek bu.

Kimse kendini kandırmasın geçek olan bu şimdi.

İşimiz çok zor ey insan. İşimiz çok zor ey talip.

Eğer kendimizi yenilemezsek, kendimizi temizlemezsek, imanımızı yenilemezsek, kitabın dediklerine dönmezsek, ve Muhammed Mustafayı dinlememeye devam edersek işimiz çok zor.


Yine  katiller ile, zalimler ile, münafık ve müşrik adamlarla ile, yana yana yaşamak durumunda kalacağız.
Gelin aklımızı başımıza toplayalım, gelin dine dönelim, gelin kitabın dediklerine kulak verelim.

Gelin Muhammed Mustafa'ya kulak verelim yeniden.

Bilelim "ancak o zaman kurtuluruz" bu karanlıklardan. Zalimlerden o zaman kurtuluruz. O zaman özgür oluruz.

Mehmet  KAYA