GÜNAYDIN BENİM GÜZEL ÜLKEM!

Günaydın güzel ülkem, ve onun  güzel insanları, size de günaydın. Günaydın Ankara, günaydın İstanbul, ve İzmir.  Sana da Diyarbakır, sana da günaydın. Sen ki, bir Peygamberler şehrisin, ondan sana bir daha günaydın. En çok sana günaydın, en çok senin için hayırlı olsun yapılan bu seçimler, daha ne diyelim.

Ne diyelim “en çok sensin” bu kavgaların merkezinde olan şehir. Sensin “baş kaldıran kim varsa” bağrına konuk ettiğin. Sensin kötüler ile  iyileri bir arada toplayan bağrında. Sensin kavgaların başşehri. Yine sensin bize “benim bağrımda ancak İslam yaşar” diyen, daha biz ne diyelim sana.

Oysa sen “her zaman” bir Peygamberler yurduydun ümmetin gözünde. Bir veliler yurdu, bir evliyalar yurdu. Ve kaç Peygamberi barındırdığını bile biliyor değiliz “o kadar” çoktur üstünde taşıdığın Peygamberlerin sayısı. Binlerce  Allah dostu olduğu yazılı kitaplarda. Sana ne oldu “Ey Diyarbakır?” böyle de, zalimler ile birlikte anılır oldu adın,  adın, katiller ile anılır oldu neden?

Oysa sen ümmetin çocukları için “bir Mekke, bir Medine, bir İstanbul kadar kutsaldın, bir zamanlar, ve  onların  gözünde bir hayır ve iyilik şehriydin “tarihin” her döneminde. Sahi şimdi ne oldu sana böyle? Bel ki bu soruların hiç birini sormaya hakkımız yok sana. Bel ki bu ülke kendi zalimlerinin işledikleri günahın bedelini ödüyorlar senin üstünden. Belki “bir zamanlar” tek bir Kürtçe söz etti diye cezaya çarptırılan insanların günahlarının bedelini ödüyordur kim bilir?

Ama olsun: Olsun biliriz ki “sen” bu ümmetin göz aydınlığısın, umudusun mümin adamların, umudusun, mümin kızlarımızın da. Ondan derim sana çok kereler günaydın. Hayırlı olsun yapılan seçimler “ülkemize”  ve ülke ahalisine, ve de bütün partilere, ümmetin her birine.

Evet, ey ahali, bu gün yeni bir gün. Yeni bir güne merhaba diyoruz hepimiz. Varsın hangi parti kazanmış olursa olsun. Bilelim önümüze çıkan sonuçlar “kendi günahlarımızın, ya da sevaplarımızın” önümüze konmasıdır. Kendi yapıp ettiklerimizdir şimdi karşılaştığımız gerçekler. 

Daha kimsenin yapacağı bir şey yok. Bundan sonra bize düşen “yok olan” kardeşliği ayağa kaldırmak, ülkemizin yarınlarının aydınlık olması için dua etmek Allah’a.  Ve her birimizin “bu ülkenin her bir yanı” her bir şehri, her bir dağı taşı  bizim demek, yani hepimizin Kürdü ile Türkü ve daha başka milletten olan insanları ile. Ve asla kulak vermemek fitnecilere, düzenbazlara, ülkeyi sağa sola jurnal eden soytarılara. Ülkeyi bir yerlere şikayet eden menfaat şebekelerine.

Haydi yeniden barışa. Yeniden kardeşliğe, yeniden ekip dikmeğe, yeniden sevdalanmaya, yeniden şiir yazmaya. Ve yeniden merhaba demeye kuşlara, dağlara.

Bir çokları gibi “bende” seçimde görevli olduğum için ancak bu kadar selamlayabiliyorum sizi. Bir daha diyelim seçim sonuçları ülkemiz için hayırlı olsun.

                                                                                                                            Mehmet  KAYA