Eren Erdem “senin için” başkaları ne der bilemem. Ama sen benim gözümde bir hainisin bu ülkenin. Hem de çok utanmaz, ve de çok zalim bir hainisin. Hem öyle bir hainsin ki “kendi vatanını, yine kendi vatanının “şimdilerde” en büyük en alçak düşmanına jurnal edecek kadar, ülkesini “o düşmana” şikayet edecek kadar zalim bir hainsin, gözü dönmüş.
O şikayetlerinden, yaptığın jurnallerden de anladık ki “sen” bütün utanma duygularını, ve vicdan muhasebesini yitirmiş, kendi ülkesinin aleyhinde alçakça konuşacak kadar gözü dönmüş bir kişisin. Bak sana “adamsın” demiyorum, zira senin işlediğin bu hainlikleri yapan “kim olursa olsun” ona adam denmez “dünyanın hiçbir yerinde” şimdi benim sana demediğim gibi.
Zira şimdilerde sen “bu ülkenin yoksul halkından toplanan vergilerden” millet vekili maaşı alıyorsun, bu halk adına bir şey yapman, bir söz etmen ve mesai harcaman için. Ama sen ne yapıyorsun? Gidip o halkın ülkesini “yine o ülkenin” azılı düşmanına “şikayet” ediyorsun. En ağır suçlamaları ve iftiraları yapıyorsun maksadın ne ise?
Hem de dünyanın “en katil en cani ve en çok zulüm yapan bir ülkeye” şikayet ediyorsun bu ülkeyi. Söylediklerin konusunda “bu ülkenin kimi sıkıntıya gireceğin” tahmin ettiği için yapıyorsun bunları. Ama merak etme “bu ülke ahalisi” bazı şeyleri senden çok daha iyi biliyor şimdilerde. Kimin düşman, kimin hain kimin dost olduğu konusunda “artık” hayli tecrübe sahibi bu ülke ahalisi.
Demek bu ülke sarin gazı verdi “Daeş denen örgüte” Suriye de katliam yapsın diye, öyle mi? Çok yazıklar olsun. Bundan mı “bu ülke” iki buçuk milyon Suriyeli kardeşlerimizi bağrına basıyor. Çok zalimsin delikanlı, çok yalancı ve çok iftiracısın. Daha ne diyeyim ben sana?
Ama bilmeni isterim ki “şimdi sen bu ülkeyi” düşmanına şikayet ederken bile “bu mazlum bu çoğu yoksul halkın” vergilerinden toplanan paralardan binlerce lira maaş alıyorsun “hainlik yaparken bile” ne dersin öyle değil mi?
Hani senin Kuran odaklı görüşlerin var ya. Ve o görüşünle “bir çok insanı” kandırmayı aldatmayı başardın ya geçmiş zamanlarda. Sahi senin o Kuran odaklı görüşüne göre “aldığın maaş” sana helal mi? Bu nasıl bir utanmazlıktır böyle, söyleme cesaretin var mı?
Hani birkaç yıl önce demiştin ya. Eğer bir gün “Türkiye ile İran karşı karşıya kalırsa” İran saflarında kalmayı tercih ederim diye. Sahi bu İran aşkın neyin nesi senin? Yoksa sen İran adına çalışan “bir elaman olmayasın?” kimi haberlerde söylendiği, ve hakkında yazıldığı gibi.
Bak delikanlı: Bu ülke “kimi zamanlarda” senin gibi niceleri gördü, ama sen çok erken başladın bu işe, erken sattın ülkeni, erken şikayet ettin, erken şöhret sahibi olmaya talip oldun. Ama unutma “atık zaman” eski zamanlar değil. Ve sana sermeye verip gazete çıkartmaya çalışanlarda “eskisi gibi” etkili değil bu ülkede. Gerçi o gazete işini de “eline yüzüne bulaştırdın” arkanda bir sürü dedi kodu bıraktın “sırtını dayadığın paralel yapının parasını iç ettin” diye.
Vallahi bunun böyle olduğunu ben söylemiyorum. Sanıyorum söyleyenleri sen çok daha iyi biliyorsun. Nasıl olsa her biri yol arkadaşın.
Evet delikanlı. Bu millete “bu zulmü bu kötülüğü yapmayın” beni dinlersen. Zira bu millet çok iyidir, çok insandır çok fedakardır “ama” kendine yapılanları asla unutmaz. Farkında mısın bu millet “milletvekili seçildiğin partinin yaptığı zulümleri” 90 yıllardır hiç unutmayan bir halktır.
Yine not et bir tarafa ve unutma: Bu halk dostunu da düşmanını da çok iyi biliyor artık, ve kendine hainlik edenleri de.
Ve sana bir not aziz okuyucu:
Bu Eren Erdem kim diye sual edersen “bu kişi Cumhuriyet Halk partisinden İstanbul’dan millet vekili seçilmiş” ve şimdilerde de ülkesini “ülkenin düşmanlarına mesela Rusya ya, İran’a jurnal eden, oralara haber uçuran garip bir elamandır. Öylesine garip, öylesine cahil, ve öylesine zalim ve haindir ki “bu ülkenin, yani bizim ülkemizin” Daeş örgütüne sanir gazı verdiğini söyleyecek,ve ülkenin başına gelecek belalardan sevinç duyacak kadar.
Hem de partisinin sırtını okşadığı “iyi yapıyorsun” dediği bir elaman. Ve de “millet vekili olduğu için” sizlerden toplanan vergilerden maaş alan bir elaman.
Ve şimdi sen ey halkım! Söyle ve konuş, sen ne diyorsun bütün bu olup bitenlere? Bir de sen konuş. Anla “susmanın” bir manası kalmadı artık.
Mehmet KAYA