Evet, dün geleceğim yere geldim. İyi ki gelmişim. İyi ki, bu insanları, bu kitapları, ve gözlerinde umut dolu gençleri görmüşüm ülkemin. İyi ki kitapları sevmiş ve kitaplara sevdalanmışım hayatım boyunca. İyi ki kitapsız bir hayat düşünmemişim, kitapla yaşamayı sevda edinmişim kendime.
Ve iyi ki, bu dünya da kitaplar ve kitap yazan insanlar var. Aralarında kimi fırıldaklar olsa da “kitap yazanlar, hele kitap okuyanlar” her daim yüreği aydınlık olan insanlardır, varsın kitap sevmeyenler böyle düşünmesinler. İnsana dair, hayata dair “derdi olan söyleyecek sözü olan” insanlardır kitap yazanlar şiir yazanlar “hatta hikaye ve masal yazanlar” bile.
Ve dün Kahraman Maraş kitap fuarında bir daha anladım “kitap sevenler ile” kitap ile arası iyi olmayanların arasında dağlar kadar fark olduğunu. Kitaba değer vermeyenler, hayatlarında sanat olmayanlar şiir olmayanlar, yüreklerinde vatanlarına dair sevda olmayanlar “bunlar kimlerden olursa olsun” yemin olsun hayata dair insana dair barışa ve yoksulluğa dair söyleyecekleri bir sözleri yoktur hiçbir zaman. Zira her kitap insanı yeniden inşa eder yarınlar için, ülkesi için, ülkenin geleceği için ve çocukları için, kardeşlik için.
Kimse kızmasın “böyle dediğime” kadınların geleceği için.
Zira bir ülke ki “insanları insanlıktan söz eder, insanları hayır ve iyilikten söz eder, insanları daha başka şeylerden söz eder” ama orada her gün üç beş kadın yakınları tarafından, eski kocaları tarafından, babaları tarafından, erkek kardeşleri tarafından, ya da sevgilileri tarafından öldürülüyorsa, ve bunların sayısı her gün daha çok fazlalaşıyorsa “ve bu sorun” kentin müftüsünü, kentin valisi, kentin başka yetkililerini ilgilendirmiyorsa, “hatta” hutbe okuyan o adamlar, vaaz eden efendiler hiç bu işlerden bu cinayetlerden söz etmiyorsa “kabul edelim” insanlık karanlıkta kalmıştır, ve bir ışık bekliyordur bir yerlerden.
Kabul edelim karanlıkta kalmakta asla gerçekleri görmemektir, gözlerini aydınlığa kapamaktır. Ve şimdi ülkemizde “kimi gerçeklerle” yüzleşmemek için kimi kişiler büyük gayret gösteriyorlar, ve bunlar karşılarına çıkan her gerçeğe kızıyorlar. Bunlar yoksullara kızıyorlar, fakirlerin yaşadıkları sokaklardan nefret ediyorlar, ihtiyaç sahipleri ile asla karşılaşmak istemiyorlar. İşçilerine “benimle mi kazandın” demekten utanmıyorlar.
Kahraman Maraş kitap fuarındayım, yani kitapların ortasında ve yazarlarının yanı başında. Evet, iyi ki kitaplar var, iyi ki iyi kitap yazan, iyi söz eden iyi şiir yazan adamlar var. İyi ki sevdadan aşktan söz eden, merhamet ve şefkatten söz eden erkekler var, sayıları çok az da olsa. İyi ki, kadınlar var Muhammed Mustafa’yı anlatan, Hazreti Hatice’yi anlatan, Muhammed Mustafa’nın biricik kızı “yeryüzünün gelmiş geçmiş” en hayalı kadını Hazreti Fatıma’yı anlatan, Hazreti Ayşe annemizi anlatan, ve erkeklere “bari bu kadınların hatırı için” kendi kadınlarınıza zulüm etmeyin diyen “ne olur” kadınları incitmeyin diyen, ve kadınlar size Allah’ın emaneti diyen.
Evet, dün umut biriktirdim, dün yeniden umut topladım Kahraman Maraş kitap fuarında. Gençler gördün gözlerinde aydınlık olan, ve yazdığı kitabı utana utana gösteren. Ama gözlerinde yarınlara dair umut taşıyan, memleket sevgisi taşıyan yüreklerinde, ve insana dair sözleri ola, hayata dair düşünceleri.
Savaşlar olmamalı diyen, insanlar ölmemeli diyen, ve kimse aç kalmamalı diyen “hele” çocuklar asla böyle ölmemeli, ve cesetleri böyle kıyılara vurmamalı diyen.
Evet dün gençler gördüm yüreklerinde sevda dolu insana dair, yüreklerinde aşk ülkeye dair, tarihimize dair. Ve ben bu gençleri “her Cuma” kendilerinden hutbe dinlediğim, vaaz dinlediğim adamlardan daha çok sevdim, “ve bu gençleri” o hutbe okuyanlardan vaaz edenlerden daha samimi buldum, daha gönülden daha sıcak buldum. Zira bunların hiç biri “bu sevdalarının” karşılığını talep etmiyorlardı insanlardan, ve de ülkelerinden. Yani diğerleri gibi söylediklerini karşılığını alanlar, sözlerini ücret karşılığı söyleyenler değildi.
Bundan dolayı bu karanlık zamanlarda, bu felaket günlerinde, bu fırtınalı günlerde “kimin hain kimin değil” belli olmadığı günlerde “dün Maraş ta” kitap fuarında hem yeni insanlar tanıdım, genç inşaları ile selamlaştım, yüreğime umutlar topladım. Yani dün ben “yarınlara dair” daha aydınlık insanlar, gençler, genç kızlar ve kadınlar gördüm. Ellerinde taşıdıkları kitaplar onların kim olduğunu söyledi bana.
Bir daha kendime dedim ki “varsın bu ülkenin düşmanları uğraşıp dursunlar, varsın Feto dnilen adam ülkenin batması için beddua edip dursun “üzülme” yarınlar güzel olacak. Siz ne diyorsunuz?
Mehmet KAYA