Yazıp söyleyeceklerimize ne diyecekleri umurunda değil. Ve hakkımızda ne düşünecekleri de “kimin” yanında durdukları, ne yapmak istedikleri, niyetlerinin ne olduğu belli olmayan bazı kişilerin. Bir sürü mezar eşici ile dolu sağımız solumuz. Vatan haini ile, din tüccarı ile dolu.
Artık bazı sözler daha net söylenmesi gerekiyor “hak edenlere” kim hak etmişse, kime söylenmesi gerekiyorsa. Çok uzun etmeden “diyeceğimizi dersek” Alçaklar topluluğu bunlar. Bunlar hain, bunlar bütün değerlerini kirletmiş zavallılar sürüsü, daha öteye ne diyelim? Ve bunların ne dinleri kalmış, ne vicdanları, ne de utanmaları kalmış insanlardan. Ne de korkuları “azıcık olsun” Allah’tan.
Ve bunlar “bu ülke ahalisini” geri zekalı olduğunu sanmaya, öyle düşünmeye devam ediyorlar. Üzüldüğüm “ve yüreğimi acıtan tek şey” bunların bu zalimliklerini, hainliklerini, iki yüzlülüklerini “göremeyen görmek istemeyen insanların durumu” ve bu insanların içerinde yüzlerine bile bakmaya kıyamadığımız insanların var oluşu. Bu var olan insanların “hala yüreklerimizde” yerlerinin oluşu. Üzülmelerimin büyüklüğü bundandır bu konuda “ve kimi zamanlarda” susuyor olmamız.
Ve bu kişilerin “her hainlikleri, her zalimlikleri, ve her günahları bunca ortaya çıkmış, ve de çıkarılmışken” hala kendilerini savunmaya, kendilerini haklı çıkarmanın uğraşmalarıdır anlaşılmaz olan. Bu kadar büyük bir utanmazlığı anlamakta zorlanıyor insan bazı zamanlarda.
Elleri kadar vicdanları da kirli bunların. Artık anlaşılır hale gelmiştir “yedikleri ekmek içtikleri su haram” bunların. Ne dinleri belli, ne de imanlı. Belli değil hangi kitaba inandıkları, ve hangi kitaba göre amel ettikleri. Kimse “bunu nerden biliyorsun?” diye sormasın. Artık her şey gün gibi aşikar, daha ötesi var mı bu işin. Daha ne olmasını istiyorlar “kimileri” bu kişilerin vatan haini olduklarını bilmek ve anlamak için?
Malum cemaatten, ve onların çıkardığı zaman gazetesinden söz ediyorum.
DEVLETİN KALBİNE BOMBA.
Çarşamba günü akşamı yapılan canlı bomba eyleminin sonunda, ve onlarca insanın ölümüne şahit olduğumuz akşamın sabahında “yani 18 şubat 2016” da Perşembe günü çıkan Zaman gazetesinin manşeti bu söz. Ne var bunda mı diyorsunuz? Eh biraz sabır.
Yalnız onun manşeti mi öyle? Hayır, aynı gün çıkan şu meşhur Cumhuriyet gazetesinin de manşeti harfi harfine, noktası noktasına aynı şekilde “Devletin kalbine atılan bomba” şeklinde. Devlet demekle farklı şeyler söylemek istiyorlar aslında. Ülkenin kalbine atılan bomba “aslında” atılan bomba. Ülke de yaşayan her insanın kalbine atılan yani. Siz bu bombayı kendi kalbinize atılmış gibi hissetmediniz mi? Sahi o ölen askerleri kendi evladınız gibi hissetmediniz mi sahi? Neyse.
Ve ondan bir gün evveline gidersek orada da “bu iki gazetenin” bire bir aynı manşeti manşetleri attığını görüyoruz. Aynı elden çıktığını, aynı şeyin denmek istediğini görüyor, ve biliyoruz.
Bu kere manşetleri “Azez düğümü” ve yine harfi harfine, noktası noktasına aynı.
O zaman “neden inanmayalım?” bu iki gazetenin aynı merkezden idare edildiğine. Neden Mit Tırları haberlerinin “bu ülkeye kurulmuş bir tezgah olduğuna” neden inanmayalım. Nasıl oluyor da “ayrı bulvarlarda görünür gibi yapan bu iki gazete” aynı sözü söylüyorlar, aynı hedefe ateş ediyorlar, aynı dili kullanıyorlar?
Ve hala bizden bilinen kimileri “bu Mit Tırları haberlerini, ya da şovunu” normal bir haber gibi anlamaya, öyle düşünmeye düşünmeye devam mı ediyorlar acep? Bir devletin kendince “kendine has” gizlilikleri olacağı, olması gerektiğini “neden kabul etmek anlamak bilmek istemiyorlar” bizim yanımızda durduğunu sandığımız kimi adamlar?
Şimdi biz hala bu adamları masum görmeye devam mı edeceğiz?
Bu adamlar hain değilse kimle haindir bu ülkede?
Neden bu kişiler “bu ülkenin içerdeki ve dışarıdaki” düşmanları ile el-ele ve gönül- gönül’e hareket ediyorlar kim söyleyecek?
Ülkenin ve dinin bu kadar altını kazanlara “iyi niyetle” bakmanın bir anlamı var mıdır?
Vallahi siz ne derseniz deyin “ya da bazıları ne derse desin, nasıl anlarlarsa anlasınlar denenleri”bu cemaat, ve bu gazete “ve de diğer yayın organları” bu ülkenin altını oymanın dışında bir iş yapmıyorlar. Nasıl oluyor da “Zaman gazetesi ile Cumhuriyet gazetesi” yol arkadaşlığı, ve gönül birliği yapabiliyorlar. Nasıl oluyor da aynı manşetleri kullanabiliyorlar ülke aleyhine “eğer güç birliği etmemişlerse? Aslında ne çok soru var “kimilerine” sorulması gereken, ve cevabı beklenen.
Kendini yormasın kimse “biz kimsenin borazanlığını yapmayacak kadar” asil kavgaların içinden geliyoruz. Hakkın hatırı dışında kimseyi umursamayacak kadar da.
Selam insana değer veren herkese. Selam “ölümüne bile olsa” doğru yerde duran, ve doğru söz eden herkese.
Mehmet KAYA