BİZ VARYA DOSTUM BİZ!

Evet, dostum biz var ya biz, daha fazla şeyler sahip olmak adına “ilk ne zaman bankaların kapısından içeri girdik, ne zaman yılıştık bankalarda çalışan hatunlara” işte tam o zaman kaybettik, o zaman yenildik  dünya ya, o zaman eksildi düşlerimiz, o zaman kirlendi kalbimiz.

Dinimiz o  zaman  eksildi, ve imanımız o zaman eskidi bir yerlerinden, ve biz o zaman kaybettik  kaybedeceklerimizin her birini. O zaman vurdular bizi vurmak isteyenler, o zaman kolsuz kanatsız kaldık, o zaman ihanet  ettik davamıza, inancımıza, ve imanımıza. O zaman terk etmiş olduk kitabın dediklerini, ve o zaman inkar  edenlerden olduk ayetlerin bir kısmını “şimdi” ne dersek diyelim, ve nasıl savunursak savunalım kendimizi.

Biz ilk bankaların kapısından içeri girdiğimiz zaman kaybettik, kaybedecek neyimiz varsa. İmdat çığlıkları o zaman çalmaya başladı “bir Müslüman olan, ya da Müslümanlardan olduğunu söyleyen” bizim için.

İlk o zaman yoksul kaldık, ilk o zaman korktuk  aç  kalmaktan, o zaman görmez olduk görmemiz gerekenleri. İlk o zaman yazık ettik kendimize, eşimize çocuklarımıza o zaman yazık ettik, ve ilk o zaman  karardı “yarınlarımız” ama farkında olmadık, ya da olmak istemedik. İlk o zaman haramı helal sanan olduk, bilirsen eğer.

Sen ne dersen de, ilk o zaman  kaybettik eşimizi, ve çocuklarımızı.  Evimizi o zaman kaybettik, o zaman duvarlar ördük yakınlarımızla aramıza. İlk o zaman bencil  olduk, ve o zaman kupkuru kaldı vicdanımız, ve merhametimiz “merhametimiz”  o zaman bırakıp gitti bizi. İlk o zaman yenildik  şeytana.  Ve ilk o gün seçtik şeytanı “sen doğru söylüyorsun” diye. İlk o zaman  “yani bankaya girdiğimiz ilk gün, veya çareleri  bankalarda  aradığımız  gün” Allah’a “sen benim işime karışma” dedik.

İlk o gün Allah’a “benimde bildiklerim var” demeye kalktık,  ilk isyanı ve günahı seçtiğimiz gündü o gün. Sence öyle değil mi?

İlk o zaman yenildik nefsimize, ve ilk o zaman düşledik “yeni  ve lüks” arabalara binmeyi. O zaman  hava atmayı seçtik insanlara, ve ilk o gün unuttuk fakirleri yoksulları, ve ilk o zaman dedik “her şey benim” demeye başlamaya. İlk o zaman unuttuk insanın güçsüz olduğumuzu, ve bankların hep yanımızda olacağını sandığımız gün “unuttuk” borç alıp borç vermeyi bir birimize. Yardımcı olmanın bir anlam taşımadığını düşünür olduk o günden sonra.

O zaman yenildik eşya ya, ve o zaman eşyayı kutsadık.  İlk o zaman aklımıza düştü lüks evlerde  oturmak, ve oturduğumuz mahalleyi değiştirmek. İlk o zaman yalancı tebessümler çoğalttık bankacı kadına, ilk o zaman haram değdi  haram değdi bel ki  gözlerimize.

O zaman kirlendik olabildiği kadar. İlk o zaman evimize haram girdi “biz” inkar etsek de. O zaman soframızın tadı kaçtı, ve ilk o zaman unuttuk sabah namazına kalkmayı zamanında.

Ve o gündür bu gündür “hiç yüzümüz gülmedi” hiç sevinemedik adam gibi. Adam gibi kimselere yardım edemedik, düşenleri kaldırmak aklımızdan geçmedi. Aklımızdan geçmedi ihtiyaç sahiplerine vermek. Zira banklar bize bunu böyle öğretti.

Ve dostum “sen ne dersen de” bu bankalar yüzünden geldi başımıza ne geldiyse. Bu bankalar yüzünden yıkıldı çoğumuzun evi ocağı. Bu banklar yüzünden azaldık biz, daha ne diyeyim? Ama unutmayalım “aklımızı başımıza almazsak” kaybetmeye yenilmeye, yok olmaya eksilmeye devam edeceğiz bu bankalar yüzünden. Bu banklar yüzünden dinimizden olmaya imanımızdan olmaya ve insanlığımızdan olmaya devam edeceğiz. Ben bunu der bunu söylerim. Varsın şehrin müftüsü teselli etsin seni…

                                                                                                                                                                                                                                                 Mehmet  KAYA