BEDELİ NE OLURSA OLSUN.

Bütün Müslümanların, ben iman edenlerdenim diyenlerin, bu sistemde “Mümin kalmak zorundayım” diyen kişilerin her birinin “bu karanlık sisteme” direnmesi ve her daim aydınlığın, hakkın ve insanının yanında durması gerektir, ben bunu biliyor bunu diyorum. Kimse söylenenleri her hangi bir yöne çekmesin talancılarla dolu her bir yanımız. Dinimizi talan edenler, imanımızı kitabımızı talan edenler, ahlakımızı değerlerimizi talan  edenler, ve dağlarımızı denizlerimizi ve de yurdumuzu talan edenlerle dolu sağımız solumuz.

Biz kimseye yasalara, kanunlara devletin meşru nizamına direnin diyenlerden değiliz. Kendi çıkardıkları yasaları bile uygulamayan, ya da  herkese  eşit uygulanmayan, varsıl adamlarla yoksulların arasına mesafeler koyan “yani  güçlüye başka, fakire başka muamele edilen” ucuz anlayışa direnin demeye çalışıyoruz. Direnin ve her daim doğruyu savunun hakkı savunun ki, hatırlasın herkes “bu ülke insanın bir biriyle” eşit olması gerektiğini, eşit yasalar uygulanması gerektiğini, kimsenin kimseden farklı olmadığını servetlerinin dışında.

Adaletin herkese eşit uygulanmadığında değil midir “artık insanımız” veya ülke insanı bir birini sevmiyor. Varlıklı insanlar fakirlerden fakirler zenginlerden nefret ediyor “inandığımız kitap” ey insanlar, ey Müslüman’lar siz kardeşler topluluğusunuz dediği halde. Söyleyin bu ne iştir böyle, söyleyin böyle kardeşlik mi olur, böyle birlikte yaşanır mı? Birilerinin başka birilerine tepeden baktığı zaman? Yine söyleyin  “bu ülkede” varsıl adamlar her zaman fakirlere tepeden bakmıyorlar mı, bu soruya iman edenler de dahil.

Ve ben bu hüzün dolu yüreğimle, elimdeki kırık kalemimle, içimde topladığım kutsal öfkelerimle direnmeye çalışıyorum bu şeytani sistemin Müslümanlar için, hatta bütün insanlar için kurduğu çirkin tuzakların her birine. Onların yanında olmamak, onları tasdik etmemek adına direniyorum.

Ve direne direne ayakta kalmaya çalışıyorum insan yanım daha çok kirlenmesin diye. Direniyorum zalim sistem, ve  pis kapitalist anlayışın değerlerimizi daha çok yıpratmasın diye. Evlerimiz daha çok münafık evlerine benzer hale gelmesin diye. Kabul edelim önce evlerimizi kaybettik biz bir Müslüman olarak. Önce evlerimizi eşya deposu put deposu yaparak yenildik karanlığına kapitalizmin.

Ama bunu hiç kabul etmedik yenildiğimizi, ve her daim savunduk böylede İslam kalınır diye. Ama kalamadık, asla kalamadık, yenildik. Ve namaz kılmanın ötesinde hiçbir yeri kalmadı İslam’ın hayatımızda. Mesela Zariyet süresinin on dokuzcu ayetinde buyrulan “varlıklı kişiler kast edilerek” “onların mallarında muhtaçlar ve yoksullar için hak vardır” dendiğini “hiçbir” varlıklı adam duymak bilmek istemedi, öyle değil mi ey Müslüman, öyle değil mi kardeşim? Gidin sorun kentin müftüsüne ve öğrenenin işin doğrusunu. Bundandır her zaman deyip durmalarım “varsıl adamların çoğu yoksulların ihtiyaç sahiplerinin hakkının gasp ediyor” diye söylenip duruşlarım. Bu gasp etmeler bu adaletsiz taksimler, hukuksuz davranışların sonu ülke insanın bir kısmı Karunlar gibi zenginleşirken “başka bir kısmı” yoksulluk içinde sefalet içinde sağa sola savrulup duruyor, ve bu asla dinin onayladığı bir şeyde değildir.

Evet kimin ne diyeceğine aldırmadan “direniyorum” bu savaş günlerinde, bu kavga ve “kimin ne yaptığının ne söylediğinin çok belli olmadığı günlerde” siyaset ve siyasetçiler üstüne yazmamak, onlardan birine “sen haklısın” dememek için, sen doğru söylüyorsun dememek, ve onların günahlarına ortak olmamak için “yüreğimin dayanabildiği kadar” direniyorum işte, şiir yazarak direniyorum, kuşlara yem atarak direniyorum.

Ve diyorum ki “Allah’ın ikazlarını dikkate almayanlar, kitabın söylediklerini duymazdan gelenler, Muhammed Mustafa’nın hayatın görmek istemeyenler, ve kendi  çıkarlarına uygun fetvalar üretenler, Allah’ın dinini parça parça ederek  kendilerince din anlatanlar, anlatanlara uyanlar, onları alkışlayanlar, ve kapitalizmin bütün önerilerini evlerine sokanlar “bunlar kimlerse, kimler oldukları belli” işte bunlar ile aynı yolda yürümemek için, onlar ile aynı sözü söylememek için, ve onlara alkış tutmamak için direniyorum. Yazarak direniyorum, uykusuz kalarak direniyorum, direniyorum işte.

Başıma gelecek belaları bile bile, söylenecek kimi sözleri bile bile, yapayalnız kalabileceğimi göre göre direniyorum, ve her mümininde bu karanlık sisteme direnmesi gerektiğini söylüyorum. Bedeli ne olursa olsun “mümin kalmak için” direnmesi gerekir insanın, müminin direnmesi gerekir.

Dünyaya ve dünya sevgisine, dünyalık adamların oyunlarına direnmesi gerekir. Bedeli ne olursa olsun bunu yapalı Müslüman yeryüzü karanlıkta kalmasın diye.

                                                                                                                            Mehmet  KAYA