ALLAH'IM ÖZÜR DİLERİM.


Özür dilerim Allah'ım, ama şikayetçiyim kullarından. Kullarından şikayetçiyim işte. Kulların Allah'ım, kullarının bir kısmı, başka bir kısmının canını acıtıyorlar. Hatta varlıklarını kabul etmek istemiyorlar, siz nereden çıktınız diyorlar, siz konuşmayın "her şeyi" biz biliriz diyorlar. Sizin yerinize biz konuşuruz diyorlar.


Evet Allah'ım. Canımızı acıtıyorlar  kimi kulların bizim bir yerlerde. Mesela büyük kentlerde, büyük şehirlerde daha çok canımızı acıtıyorlar. Kimileri kimilerine efendilik yapmak, kimileri kimilerini köle gibi kullanmak, kimileri kimilerini ezmek istiyorlar. 


Kimileri, başka kimilerini aşağılamaktan geri durmuyorlar, canı acısın istiyorlar, aç kalsın açık kalsın, kendilerine muhtaç hale gelsin istiyorlar. 

Kimileri  haktan söz ediyorlar "ama kendileri" kendileri  kimsenin hakkına riayet etmiyorlar, kendi kardeşlerinin hakkını yiyiyorlar, kendi işçilerinin, kendi çalışanlarının hakkını yiyiyorlar.  Komşularının, yakınlarının, ve daha başka insanların hakkını yiyiorlar.


Bütün bunlara tamam da, Allah'ım.

Bunlara tamam da, bunlara razı olalım da "ama Allah'ım" bir birleriyle savaş çıkarıyorlar, bir birlerinin ölüm fermanını imzalıyorlar.

Bir birlerinin çocuklarını öldürüyorlar, bir birlerinin karılarını öldürüyorlar, bir birlerini evlerinden yurtlarından etmek için "ölümüne" savaşıyorlar.

Ve bize dönüp "neden bizim yanımızda değilsiniz" diyorlar bize. Kendilerini desteklememizi, kendilerini alkışlamamızı, kendilerine "sen çok yaşa" dememizi istiyorlar.


Kardeşlerini öldürüyorlar bir birlerinin, annelerini babalarını öldürüyorlar, ve bir birlerinin karısının kızının namusunu kirletiyorlar. Ve bu pis eyleme "senin dinin adına" fetva uyduruyorlar.  Savaş zamanlarında bu olur diyorlar ne bileyim.

Biz hiç bilemedik Allah'ım, kim haklı, kim haksız.


Ama biz bu savaşlar olmasın istiyoruz. Bu çocuklar böyle beton yığınlarının altında, denizlerin kıyısında boğulmuş olarak ölmesin istiyoruz.


Ve onlar Allah'ım. Onlar sonra karşımıza geçip, veya bir birinin karşısına geçip "en iyi Müslüman" kendilerinin olduğunu, kendilerinin haklı olduğunu, karşı tarafın dinden çıkanlar  olduğunu  anlatmaya çalışıyorlar, hem bir birlerine hem bize, hem de dünya insanlığına.


Biz çok arada kaldık Rabbimiz!

Biz çok çaresiz kaldık. Biz kime ne söyleyeceğimizi bilemez olduk.

Ne olur elimizden tut bizim, tut kaldır bizi. Sen bizi tutup kaldırmazsan "biz öyle" kalakalacağız düştüğümüz yerde.

Biz çocukların ölümlerine bakakalacağız, sen bizim elimizden tutup kaldırmazsan.

insanların acılarına, insanların yaralarına, kolsuz bacaksız kalışlarına bakakalacağız, eğer sen bizi tutup kaldırmazsan.


Bunların yüzünden kocaman bir ülke (Suriye) yandı yıkıldı Allah'ım. İnsanlar ateşler arasında kaldı, insanlar öldü çocuklar öldü, kadınlar öldü. Kızların umutları tükendi bunların yüzünden, kızlar öyle elsiz ayaksız kalakaldılar.

Ve sürgün yedi kulların, çocuklar denizlerin kıyısında ölüme yattı, ve kimsenin umurunda olmadı, ama bizim canımız çok acıdı. 

Çok fena vurgun yedik biz, kullarının bir kısmı çok kötü vuruldu arkalarından önlerinden kendi topraklarında, kendi evlerinde, kendi dağlarında.


Allah'ım özür dilerim.
Ama  çocuklar savaşlarda ölmesin,ve kadınlar da.

Ne olur Allah'ım, yardım ve Rahmet elini uzat, ve bu zalim kullarını al, aramızdan.


Allah'ım, günahlarımın  çokluğuna rağmen istiyorum bunu senden. Bilirim ki "sen" isteyeni geri çevirmezsin. İki milyar insanın önünde, sekiz milyar insanın gözü önünde isteğim budur Allah'ım.

Artık bu savaşlar bitsin, ve çocuklar, ve kadınlar, ve anneler, kızar "bu ölümlerle böyle" ölmesinler.

Sen bilirsin Allah'ım.

Uzat rahmet ve yardım elini "bizi" ayağa kaldır. Aklımızın ve imanımızın yenilenmesine yardım et...

Bilirim bunları isteye yüzüm yok. Yine bilirim gidecek başka kapıda yok.

Beni affet, özür dilerim Allah'ım....


Mehmet KAYA