VE İNSAN TIKANDI-AZALDI İNSAN.
Biz ne yaparsak yapalım, hangi uğraşın içinde olursak olalım. İstersek kendimizin "çok şey" bildiğini sanalım, kimileri kendini çok akıllı sansınlar. Varsın vaiz efendi durmadan "din anlatsın" nasıl olsa aynı şeyleri söylüyor her hafta, aynı sözleri ediyor, aynı misalleri getiriyor, aynı hikayeleri anlatıyor "hiç" farkında değil misiniz?
Neredeyse aynı hutbeyi okuyor camide imam. Köşe yazarları aynı şeyleri tekrar edip duruyorlar. Ve siyaset adamları aynı yalanları "tekrar etmekten başka" bir şey yaptıkları yok. Ne yalan söylediler "ne çok oyaladılar ahaliyi" siyasetçilerimiz. Ne çok aynı masalı anlattılar. Ve ben, ben bile aynı şeyleri yazıp duruyorum san ki, öyle değil mi?
Bankalar evirip çevirip aynı faiz hesaplarını koyuyorlar müşterilerinin önüne.
Aynı masallar ile geliyorlar katılım bankaları "biz faizsiz" sistemiz diye. Vallahi yalan hepsi. Anlayın "bir tıkanmanın" çırpınışıdır bunlar, tıkanan insanın ucuz çabaları.
Sağımızda faiz, solumuz da. Ve faizle yatıp, faizle kalkan bir toplumuz şimdi "adının karşısına" Müslüman yazılan.
Ne çok fetvalar bulduk, bu konu da "gönlümüz" rahat olsun diye.
Her akşam aynı şikayeti yapıyor evin kadını. Söyleyelim gitsin "biz kendi kadınlarını çok yoran" bir toplumuz şimdi. Onları ciddiye almayan, onların değerini bilmeyen, ve onlara çok yalan söylen.
Ve sokaklarında "her gün" üş beş kadın öldürülen kentlerde yaşıyoruz her birimiz. Ve sen "ne çok sustun" ey insan!
Aynı aşk sözcüğünü söylüyor delikanlı sevgilisine. Ne sözler söz, ne aşklar aşk, ne sevdalar sevda, ne dostluklar dostluk, ne komşuluklar yalansız. Ne aslımız aslı, ne Keremimiz Kerem. Nasıl oluyorsa "herkes" kendini Yusuf sanıyor. Oysa çoğumuz Yusuf'un kardeşleriydik, kendi kardeşlerinin acılarını, açlıklarını, sefaletini seyreden.
Yani hep birlikte "bir yere gelip tıkandık" kötü tıkandık, ve azaldık.
Dualarımızı bile çoğaltamıyoruz "aynı sözleri" aynı istekleri tekrarlayıp duruyoruz dua ederken "vah" bize.
Farkında mısınız? Kemal Kılıçdaroğlu bir yıldır "hep aynı sözü ediyor" seni Başkan yaptırmayacağız. Daha başka bir şey söylediğini duydunuz mu?
Bir de "biz cumhuriyeti kuran partiyiz" demesinden öte. Ne dünyadan haberi var, ne ülkeden. Ne şiir biliyor ne ayet.
Hep birlikte tıkandık aslında.
Biz tıkandık.
Ankara da siyasetçilerimiz tıkandı.
Ticaretimiz tıkandı.
Kardeşliğimiz tıkandı.
Komşuluğumuz tıkandı.
Samimiyet diye bir şey kalmadı.
Ve bir adım ötesi "çıkmaz sokak" yolunun insanın. Bir adım ötesi yenilgi, ve yıkılış.
Ama direniyoruz işte "nasıl direnmekse bu" aklımızca direniyoruz. Ve sabah akşam koşuşturmaya devam ediyoruz kan ter içinde. Ne işimizin bereket var, ne kazancımızın, ne de soframızın.
Söylemeye yazmaya devam ediyoruz "ben buradayım" demeye devam ediyoruz kimi adamlara. Yenilmiş görünmek zorumuza gidiyor. Oysa çok yenildik çağın ortasında. Bu kentler bizi çok azalttı, ahlakımızı imanımızı dinimizi azalttı. Sevgimizi azalttı "ve şimdi" sevmemiz gerekenleri yeterince sevmiyoruz, sevemiyoruz.
Kuyular boş, ve boş kuyulara salınıyor kovalar. Yağmur da yağmıyor. İnsan yolun sonunu gördü. Bencilliğinden çırpınıp duruyor "yürüyeyim" diye.
Zira "daha girişte" yanlış yola girmişti. Yola çıkarken Allah'ın ne dediğine kulak vermedi insan, hep kendi bildiğini okudu.
Umurunda olmadı kutsal metinler "kendi kendine" yeteceğini sandı. Kendini hep bir şey sandı
Yolun sonu geldi "ve şimdi" son sözlerini söylüyor insan. Ve yine "kaybedilecek" bir yarışın koşucusu insan.
Aslında "bir şey" demeye çalışmadık. Sadece bu gidişin "gidiş" olmadığını söylemeye çalıştık.
Bu gidişin sonun karanlık olduğunu "söylemeye" çalıştık hepsi bu.
Keşke hep birimizi hayra, ve aydınlığa, kardeşliğe çağıranlardan olsaydık hep.
Kabul edin, etmeyin başaramadık bunu.
Ve şimdi her birimiz "bir başka yerde" savrulup duruyoruz.
Seni seviyorum insan kardeşim. Seni seviyorum...
Mehmet KAYA