SENSİZLİĞİ BİLMİYORLAR YA MUHAMMED!
Sen yoksun şimdi. Çağın insanları sensizliğin ne demek olduğunu bilmiyorlar. Sensizliğin bir karanlık, bir merhametsizlik, bir acımasızlık olduğunu da bilmiyorlar. Bilmiyorlar “sen yoksan” bir harabedir insanın gönlü. Sen yoksan bereketsiz bütün sözler, bütün gönüller karanlık. Sen yoksan ne sevdamız sevda, nede aşkımız aşk. Sen yoksan kuyudayız hepimiz. Sen yoksan bütün gömleklerimiz önünden yırtık.
Sen yoksan hayatımızın ekmeğimizin bereketi yoktur. Sen yoksan “hayatında insanın” aldatmacadır her şey, her şey zalim bir yalandır. Ve hiçbir suyun tadı yoktur sen yoksan insanın hayatında.
Ama sen yoksun işte: Sen yoksun umutlarımız umut değil, hayatımız toz toprak kir içinde. Sen yoksun “bir günah yığını” sağımız solumuz, her yanımızda kurt ulumaları, her yanımız düşman. Sen yoksan ne denizlerimiz deniz, ne dağlarımız dağ, ne de bağlarımız bağ. Senin yokluğunda yağmalanan biziz yeryüzünde. Ölen biziz, azalan biziz. Biziz kovulan gittiğimiz her yerden.
Evlerinden yurtlarından edilen biziz, sürgün edilenlerde biz. Sen yoksan adımızı unutuyoruz kardeşlerimizin, sen yoksan en çok bizi öldürüyorlar denizlerde. Sen yoksun diyedir “her gün” yüzlerce çocuğumuzun öldürülmesi yeryüzünde.
Sen yoksan bir birimizin varlığını unutuyoruz, açlığını ve çaresizliğini unutuyoruz, üşüdüğünü unutuyoruz bir birimizin. Gözlerini unutuyoruz, kardeşliğimizi unutuyoruz, merhameti unutuyoruz.
Sen yoksan sevmeyi sevdayı ve aşkı unutuyoruz. Sen yoksan çok incitiyoruz kuşları, çocukları çok incitiyoruz. Büyüklerimizi annelerimizi babalarımızı çok incitiyoruz “eğer sen hayatımızda yoksan” ve yanımızda gönlümüzde kalbimizde soframızda değilsen.
Sen yoksan “hayatımızda ve de kalbimizde” ne yoksula merhamet ediyoruz, ne de yetimi kolluyoruz üzülmesinler diye. Nede komşularımızın sofralarının boş olduğu aklımıza düşüyor.
Nasıl denir nasıl anlatılır?
Şimdi seni, sevdanı hayatını “bize söylediğin sözleri” bir kenara bırakmış insanlar. İnsanlar dünyaya felaket yenilmiş, insanlar kendilerini koymuşlar hayatlarının ortasına. Söylediğin hiçbir sözün yüceliğinin farkında değil kimse. Kimse farkında değil “senin olmadığın gönüller karanlıktır” senin olmadığın kalpler virane ve yangın içinde.
Bundandır şimdi insan “sensiz” büyük karanlık içinde. Büyük bir felaketin içinde, ve sefaletin. Seni unuttuk diyedir bunca günahımız. Sen yoksun dört bir yanımız ateş şimdi, dört bir yanımız savaş. Ve bir ölüm tarlası “Peygamberler yurdu” Orta doğu.
Sen yoksun yarımız aç yarımız aç şimdi, başka bir yarımız tok çılgınca. Ellerimiz gönüllerimiz Dünya kokuyor.
Sen yoksun diyedir “bütün şehirler harap şimdi, bütün evler bereketsiz, bütün gönüller acımasız, ve merhametsiz.
Ve insanlar.
İnsanlar sensiz giriyorlar şehirlere. Sokaklara sensiz giriyorlar, dükkanlarını sensiz açıyorlar, yemeklerini sensiz yiyorlar artık, evlerimizde sen yoksun.
Yeni dünyanın kutsalı olan eşyalar ile dolu evleri şimdi ümmetinin.
Yalancıları olduk dünyanın. En çok kendimize yalan söylüyoruz “seni sevdiğimizi” söyleyerek, en çok kendimizi kandırıyoruz iman ettik diyerek.
Gönüllerimizde de yoksun, ve her yanımız cehennem şimdi.
Ve farkında değiliz “sensiz” ve senin buyruklarına uymadan “yerin altı da, yerin üstü de, ve hayatın kendi de cehennem. Binler selam Ya MUHAMMED!
Mehmet KAYA