ÖZÜR DİLERİM DELİKANLI/VE SENDEN DE BACIM.

Ve şimdi ey insanlar, ey Müslümanlar, ey  “konuştuğu zaman” mangalda bırakmayan iman ehli felanlar, filanlar. Mesela hutbe okuyan imam kardeşim, vaaz eden vaiz, şehrin müftüsü, şehrin Belediye başkanı Valisi. Ve siz “şehir ahalisinin” her biri siz.

Hani dün Cuma günü “bir çoğumuz” Cuma namazı için hazırlanırken, bazılarımız bazılarımızın Cumasını kutlarken, bir birimize mesaj atarken yine  “Eğe denizin” soğuk sularında onlarca Müslüman göçmen kardeşimiz öldü, kardeşimiz. Biz Cumaya gitmek için telaşlanırken “onlarca baba, onlarca anne, ve onlarca çocuk” Eğe denizin ortasında ölüme gittiler, çığlıklar içine, feryatların orta yerinde. Sahi o çığlıkları kaçımız duymuştur içimizden?

Dün bir kere daha acımadı zalimler yoksullara, yoksul kadınlara, yoksul  babalara, ve çocuklarına. Yurtlarından çıkarılmış insanlara. Dün bir kere daha ölüm kokusunu vurdu dalgalar kıyıya. Çırılçıplak kadın cesetleri vurdu. Bakmayın cesetlerde utanır ey insanlar. Bakmayın çok utanır anneleri çocukların.

Yazalım gitsin. Dün bir kere daha anladık “yeryüzünde” insanlığın öldüğünü. Müslümanların sahipsiz oluşunu, ve zalimlerin ümmetin çocuklarına hiç acımadıklarına “dün bir kere” daha gördük ey ahali. Daha ne zaman anlayacaksın insan olmak “bu acıları” seyretmek değil. Müslüman olmak ”bu değil”  ne zaman anlayacağız, sahi kitabın başka ayetlerini?

Denizin ortasında ölüme gitti hamile bir kadın kocasının kollarında.

Diyor ki o koca: Karım sekiz  aylık hamileydi, ve bir erkek çocuk dünyaya gelecekti “eğer yaşamış” olsaydı. Karım yaşamış olsaydı “bir oğlumuz olacaktı” adını Hüseyin koyacağımız. Oğlu ile birlikte öldü karım diye ağıt yaktı Suriyeli genç adam dün. Ama biz duymadık, zira biz “evet biz” bu cama namazlarına koşmakla Müslüman olacağımızı sandık. Bir genç adam hüngür hüngür ağladı dün insanlığın gözleri önünde. İki milyar İslam Aleminin halini, çaresizliğini bir daha seyrettik dün. Ve zalimlerin acımasızlığını bir daha gördük.

Bir daha anladık yeni dünyanın zalimleri  “çok  alçak” şimdiki zamanda.

Karımı diyor genç adam. Karımı tam sekiz saat  kollarım da tuttum denizin ortasında diyor genç adam. Sekiz saat bir el bekledim denizin ortasında “belki gelir” ve tutar diye diyor. Ve sonra tutamadım karımı “kollarım dayayamaz oldu” kollarımdan düştü ve karım öldü  diyor.

Ama  yine diyor ki,  Suriyeli genç adam “karım ölüme giderken bile” gözlerime büyük büyük baktı, ve bana “seni çok seviyorum” dedi diyor. Seni çok seviyorum diyor denizin ortasında “ölüme giden bir kadın” kocasına. Nasıl bir bir duygudur bu acep  o kadın açısından, ya da karısının ölümüne mani olamayan bir koca açısından?

Evet, ey ehli iman dün biz Cuma namazına hazırlanırken “Suriyeli genç, ve hamile bir kadın” son kez kocasına “seni seviyorum” diye ölümün kollarına bıraktı. Gelin sizde bir birinize “seni seviyorum” deyin. Deyin utanmayın bu bir Peygamber buyruğudur. Bir birinize “sevdiğinizi söyleyin” der Hazreti Muhammed. Çok  sevgisiz kaldık ey insan, çok merhametsiz ve vicdansız kaldık. Sen ne dersin?

Şimdi sen “bütün bunlardan bana ne?”mi diyorsun. Vallahi sana ne olup olmadığı konusunda fikir yürütmeyeceğim. Var git sor şehrin müftüsüne “bu ölümlerden Müslümanların” sorumlu olup olmadığını. Sor bakalım “ne diyecek?” bey efendi.

Vallahi daha ötesini bilmem. Ama eğer kutsal kitapların hangisine bakarsak bakalım, ve  Allah’ın peygamberlerinden hangisini dinlersek dinleyelim “olup bitenlerden” sorumluyuz biz çağın yaşayanları olarak. Hayır diyorsan “de vallahi” de, ve sor Hazreti Muhammed’e bakalım nasıl bir cevap bulacaksın?

Bilirim “çok zor” bazı konuları dile getirmek ve yazmak o konular üstüne. Zor kimilerinin keyfini kaçıracak konulara değinmek. Zor herkesin Alim “ve bilge” kesildiği bir zamanda yeni bir söz etmek.

Hangi dili kullansak canları sıkılıyor kimilerinin. Ne desek yanlış anlama yolunu seçiyorlar kimi efendiler. Ama ne edelim ki “onların canı sıkılacak diye” söylemekten, ve yazmaktan vazgeçecek değiliz  söylemek istediklerimizi.

Sana gelince “karısını” kollarında taşıyan ve ölümüne mani olmayan genç adam. Senden özür diliyorum. Senden özür diliyorum “en azından” sana “ağlama kardeşim!” diyemediğim için. Ellerinden tutmadığım için senden özür diliyorum. Ve senden bacım “senden de” özür diliyorum. Senden de ey bebek “senden de” özür diliyorum.

Biz zalimlerden olduk.

Mehmet  KAYA