NE YANİ YALAN MI DEDİK.


Bir gazeteci  arkadaşın sitesine yazdığımız bir yazı da dedik ki. Ve dediğimize pişman filan da olmadık.

Keşke bizim imam arkadaşlar da "Fetönün imamları kadar görevlerine sadık olsalardı, onların gösterdiği gayret, ve çabanın yarısın gösterselerdi "bu gün bel ki bu ülke" böyle bu kadar karanlıkta kalmazdı "ama arkadaşların" böyle bir dertleri olmadı, onlar kendilerince yaşayıp gittiler. En azından yüzde doksanın insan adına, İslam adına bir çabası ve gayreti olmadı, dedik.

Ve aslında doğru da dedik, zira manzara bu idi.

Zira  gündeme taşıdığımız bu kişiler "kendilerini maaşlı bir devlet memuru kabul ederek" öylesine  görev yaptılar.

Bunun böyle olduğunu "kendi arkalarında" namaz kılan insanlar da söyleyecektir.

Ya da şimdi bizi okuyan insanların "hemen hemen her biri" evet bu iş böyle diyeceklerdir.

Zira biz "bu gibi hassas şeyleri gündeme taşırken" önce sokağın, sokakta ki insanın söylediklerini dinleriz.

Çünkü sokaktaki insan çok önemlidir.

Keşke ülkeyi idare etmeye talip olan kişiler de sokaktaki insanları bir dinlemesini bilselerdi.

Bilelim ve unutmayalım "şehirlerin kalbi" sokaklarda atar, ve oradaki insanların hal ve sözleri belirler ülkenin nereye gittiğini.

Onlar gerçeğin ve hakikatin sesidir aslında. Varsın kimileri onları ciddiye almasın.

Unutulmasın "son yaşanan darbe olayını geriye püskürten" o insanlar oldu, bunu hep birlikte gördük.


Neyse konumuza dönersek.


Evet bu arkadaşların çoğu kendilerine verilen görevle yetinmediler, ikinci bir iş yapma, daha çok para kazanma sevdasına düştüler. Mesela benim yaşadığım şehirde "bu arkadaşların çoğu" ikinci bir iş yapmakta, kimisi dükkan beklemekte, kimisi kasiyerlik yapmakta, kimisi eczanede çalışmakta, kimisi rentegarcılık yapmakta, kimisi ev pansiyonculuğu yapmaktalar, hem de  daha çok yabancılar için veriyorlar bu hizmeti. 


Ve kimisi birikmiş parası ile herhangi bir esnafa gayri resmi ortak olmakta filan.


Hedeflerin de  "çocuklarını daha iyi okullar da okutmak, daha pahalı arabalara binmek, ya da iyi bir ev edinmek gibi şeyler var" çoğunun.

Banka kredisi  ile aynı anda dört tane daire alana bile rastladım. Harfiyat işleri ile kepçe işleri ile uğraşanlar filan..

Oysa bu arkadaşlara İslam'ın yüklediği misyon çok farklı, ya da öyle olmalı değil mi?

Mesela  camisinin bulunduğu mahalle ve sokakta "kim hasta ise kim bir şeye ihtiyaç duyuyorsa" bundan haberleri olmalı değil mi bu kişilerin

Ama böyle bir şey yok. 

İşte o yazımızda  "bu ve buna benzer şeyleri dile getirdik diye" canları sıkıldı efendilerin,el altından "bu yaptığın doğru mu demeye çalıştılar.

Uğraşacak o kadar  şey varken bu ülkede "neden bizi gündeme taşıyorsun, eline ne geçecek demeye çalıştılar" kendilerince.


Ne yani demeyelim mi, yazmayalım mı bu olanları? Yazdıklarımız da bir eksiklik, bir yanlışlık mı var?


Eğer her gün, her hafta bize söz eden kişiler doğru sözlü olmazlar ise, söylediklerini kendileri yapmıyorlar sa "nasıl olacak bu iş?

Darbe olayından sonra gördük ve şahit olduk ki "hainin imamları" olanca bir gayret ve bağlılıkla çalışıyorlar,  ölümüne hizmet ediyorlar efendilerine.


Bundan dedik "keşke bizim" imamlarımız da, Fetönün imamları kadar bir gayret içinde olsalardı keşke

Haberleri olsaydı camilerin bulunduğu mahallesinde sokağında yaşayan insanların hallerinden.

Haberleri olsaydı aç yatan çocuklardan veya geceleri "bir lokma ekmek için" orospuluk yapmaya çıkan kadınlardan.


Kızmakla olmuyor bu işler. Her şeyin bir hesabı vardır ve sorulur bir gün.

Biz sadece bir hatırlatma yapıyoruz, Allah'tan korkun beyler diyoruz.

Ülke ahalisinin yarısı sefalet içinde iken, bir yarısı üç beş kuruşa çalışırken "halinize şükür edin" ve şu başka işlerde  halkın çocukları çalışsın diyoruz.

Asıl görevlerini hatırlatıyoruz. Bulundukları makamın "öyle sıradan bir makam olmadığını" söylüyor onun izzetini koruyun diyoruz.

Ama onlar kızıyorlar, öfkeleniyorlar, sen ne yapmak, ne demek istiyorsun diyorlar.

Ama bilinsin ki "söyleyeceklerimiz bu kadar değil" herkes nerede durduğunu bilmeli.

Bu halkın emeğine saygı göstermeli "ücretini devletten alanlar" bunlar kimlerse.

Unutulmamalı  halkın hakkını gasp edenler hakkın rızasına eremezler...

Mehmet  KAYA