Aslında ‘Londra’daki Kahramanmaraş’tan selam…’ Evet, aynen öyle ‘İngiltere’deki Kahramanmaraş’tan selam’ edelerime. ‘Londra’daki Maraş’tan selam’ dostlarıma.
Hafta Başında beri fiziksel olarak Londra’da olsam da gördüklerim ve yaşadıklarımla her zamanki gibi kendimi Kahramanmaraş’ta, Elbistan’da, Afşin’de, Pazarcık’ta Nurhak’ta hissediyorum.
Gözüne kurban olayım başındaki kasketinden, ayağındaki şalvarına, üzerindeki entarisinden poşusuna kadar benim insanım orada. Bu kaçıncı gelişim bilmiyorum ama Londra’da 150 bine yaklaşan Türk Nüfusu içinde yolunuz Hackney’in veya Haringey’in ya da Tottenham semtinin herhirhangi bir caddesinde veya Dalston pazarına düştüğünde ‘Maraşlı’ diye seslenseniz 5 kişiden üçünün ‘Evet’  sesini duyarsınız, diğer ikisi de ya çocuk ya da kulağı duymayan yaşlıdır. 
Abarttığımı düşünmeyin ama durum aynen böyle. 
İşte bu yüzden ben ne Hyde Park ne Buckingham Palace ne Thames Nehri ne Trafalgar Square ve ne de Westminter Abbey gibi yerlerden daha çok zevk alıyorum. Yaşam tarzlarıyla Kahramanmaraş’ın küçük bir prototipini yansıtan kendi insanımı kendi toprağımı gördüğüm Londra caddelerinde. 
Londra’daki gazeteci dostlarımdan, İngiliz polis merkezinde bulunan arkadaşlarıma kadar Londra kazan ben kepçe dolaşıp duruyorum. Bu kısa süreli ziyaretimde günün her dakikasını değerlendiriyorum.
Her sabah kalktığımda, gözlerimin aradığı güneşi bulamazsam da her gecenin sabahını sabah yapan ailenizin gazetesi SABAH’ın Facebook’daki (e-sabah) sayfalarından memleket havasını almaya çalışıyorum…
İtiraf edeyim.
Tüm ailem, tüm sülalem hatta mezarlarımız bile Londra’da olsa da Türkiye’de Kahramanmaraş’ta yaşamam için o kadar çok nedenim var ki!
En basiti, ne bir torba havasını ne bir damla kara suyunu, ne baş konuştan yayılan o kekik kokusunu… vallahi değişmem Londra’nın köküne.
Ne Kahramanmaraş’ın duayeni berber Arif Balçın’ın kesip attığı hemşehrilerirnin saçının tek kılını, ne Leopar Sati’in ikinci aşkı denizin gözlerinden okunan o tebessümün bir santimini değişmem Hyde Parkı’ın bir köşesine.
‘Londra’daki Maraş’tan’ selam olsun her sabahın sabah olduğunu kahvaltı sohbetleriyle vazgeçilmez yapa Yaşar Pastanesi’ndeki sabah dostlarıma…
‘Londra’daki Maraş’tan’  selam olsan Sezalar Grup’taki bıyıkçı hoşginci dostlarıma…
 ‘Londra’daki Maraş’tan’  selam olsun Kahramanmaraş’ımdaki tüm dostlarıma…
‘Londra’daki Maraş’tan’  selam olsun SABAH’ın sahibi okuyucularımıza…
(30 Mart Nisan 2012 Sabah Gazetesi Güney ekinden alınmıştır. Sırrıberk Arslan’ın köşesidir)