İŞTE BUNDANDIR BÜTÜN HÜZÜNLERİM.

Bilelim ve de anlayalım “hiçbir şey” ne yazmakla, nede söylemekle olmuyor, içinde eylem ve hareket yoksa. Kuru kuru söylenmekle ne insan olunuyor, ne de iman etmiş oluyor insan, kitaba uygun yaşamıyorsa.

Elbette bir bedeli vardır insan  olmanın, ve de Müslüman olmanın, buna hazırsan ona göre düşeceksin yola. Yüreğim aydınlık olsun diyorsa insan “bilelim sin ki” bunun da bir bedeli vardır “bu her yanı kan revan içinde kalan dünya da. Kolay değil bunca zulmün yanı başında, bunca çocuk ölümlerinin, bunca anne çığlıklarının kadın feryatlarının ortasında insan kalmak, insani erdemlere sahip olmak ve direnmek haksızlıklara, haklının yanında olmak.

Olabilenlere direnebilenlere selam olsun.

Selam olsun aydın yürekli adamlara, düşenlerin ellerinden tutup kaldıranlara, ülkenin ve dünyanın neresinde yaşıyorlarsa.

Evet: Eylemlerinle bir hareket halinde değilsen “ne söylersen söyle” karanlık bir boşluğa konuşuyorsundur, insan bunu anlamalı artık. Açın karnını doyuran değilsen “ne çok söylersen söyle” komşusu açken sabahlayan bizden değildir hadisini “sen karanlıktasın” zulüm edenlerdensin, yeryüzünde vicdanı azalanlardansın.

Varsın durmadan söylensin vaazlarda, okunan hutbelerde ve başka sohbet alanlarında “Ensar’ın” ne güzel insanlar olduğu.

Ne kadar çok anlatılırsa anlatılsın “evlerini bağlarını bahçelerini develerini keçilerini koyunlarını nasıl paylaştıklarını” Mekkeli Muhacirlere. Sen kendin ne yapıyorsun mal biriktirmekten başka yeryüzündeki mazlumlar için? Ülkemize şehirlerimize sığınan göçmen olmak Muhacir olmak zorunda kalan kardeşlerimiz için. Mesela Suriyeli insanlar için? Haberimiz var mı onlar bizim kardeşlerimiz iman ettiğimiz dine göre.

Sahi insan kardeşlerinin aç kalasını sokakta yatmasını “bir dilim ekmek için” fahişelik yapmasına nasıl rıza gösterir. Yoksa biz İman edenlerden değil miyiz kitaba?

Sahi bir düşün: Hangi arzu var içinde “daha çok zengin olmaktan, daha lüks evlerde oturmaktan daha kaliteli arabalara binmekten çocuklarını daha kaliteli okullara okutmaktan başka” söyleyebilir misin kendine olsun. Hele bir konuş kendinle “gerçekten” Muhammedi yolda mısın?

Şimdi sen “arta kalan zamanınla, arta kalan kirli paranla, arta kalan yemeğinle giymediğin giysilerinle “kendini rahatlatmak için” yaptığın yardımları İslam mı sanıyorsun? Cuma günleri toplanan yardımlara attığın birkaç kuruşla görevini yaptığını mı sanıyorsun?

İnsan kardeşlerine yardım yaptığını, yoksulun yüreğine dokunduğunu, fakiri sevindirdiğini, çocukları sevindirdiğini mi sanıyorsun?  Evet  bunları yapmakla görevinin bittiğini mi sanıyorsun benim kardeşim?

Ne çok kandırıyoruz kendimizi.

Ne çok kandırmayı seviyoruz “Allah’ın” ne diyeceğini düşünmeden

Ne çok yeniliyoruz dünyaya. Ellerimiz ne çok dünya kokuyor farkında mısın?

Biliyorum. Şimdi bunları ben neden niçin yazdığımı düşünüyorsun. Buyur birlikte okuyalım birlikte düşünelim. Birlikte karar verelim yaptıklarımızın doğru, ya da yanlış olduğuna, ne dersin?

Şu bize göre imansız, ve kitapsız İzlanda halkı var ya. Biliyor musun bizi utandıracak bir iş yaptı. Bizim kendi kendimizi sorgulamamız gereken bir iş yaptı hem de. Hani biz Müslümanlardanız ya “onlar Müslüman olmadığı halde Müslüman gibi bir işe imza attılar her birimizin haberimiz olsun istedim bu haberi yazarak.

Kendi devletleri “yani İzlanda hükümeti” ülkelerine sadece 50 Suriyeli göçmen kabul edebileceklerini söyleyince “ülkenin önde gelen yazarlarından “Bryndis Bjorgvinsdottur öndeliğinde” başlatılan bir kampanya sonucu 24 saat için de 10 bin kişi  bu kampanyaya destek verdi. Yani bu kampanyaya katılan on bilerce İzlandalı  “kendi evlerinde” Suriyeli göçmenleri barındıracaklar, ve onlar ile ekmeklerini paylaşmaya çalışacaklar. Bizim buralarda iki odalı kümesleri “o Suriyelilere” yüzlerce lira kiraya vermeyi açık gözlük sanırken, ve  kendilerini iyi insan, iyi Müslüman sanırken. Bilgimiz olsun istedim sadece.

                                                                                                                              Mehmet  KAYA