CÜBBELİ  AHMET HOCA NE YAPMAK İSTİYOR?

Sanki büyük bir felaketin “en ortasında” ülke.  Evet ülkede siyaset yapanlar ayrı bir alem, din adına konuşanlar başka bir alem. Yazanlar çizenler daha başka bir alem.  Çalışan bir alem, çalıştıran başka bir  alem.

Ne hak korkusu var, ne hukuk endişesi, ne de haram yemenin tedirginliği var insanlarda. Hani denir ya “gemisini yüzdüren kaptan” işte aynen öyle şimdi. Herkes gemisini yüzdürmek ve  denizin karşı tarafına varma  peşinde.

Nasıl yüzdürülmesi gerektiği  konusu kimsenin gündeminde değil. Haram, ve helal kavramı çoktan başını alıp gitmiş. Camiler bile ceplerinde faiz cüzdanları olan adamlarla dolu.  Kimse kendini kandırmasın “şimdiki” manzara bu.

Yazmak ve sizinle paylaşmak zorundayım, şimdilerde bunların “en başında” Cübbeli Ahmet Hoca denilen malum zat geliyor. Eski günlerinde bu kadar “şaşkın” değildi bu kişi. Ama artık çok fazla safsata, çok fazla yanlış işlere daldı. Hem de ahalinin gözü önünde. Ne “iştir ki” kendi çevresini saranların hiçbir “bu adama” yanlış işler yapıyorsun demiyorlar.

Bu malum zatın “ne söylediği ne yaptığı”  çok dikkate alınmıyor gibi görünse de, ahali elbette etkileniyor, ve yanlış bilgi  sahibi  oluyorlar.

En acısı İslam’ın düşmanları “bu adamın, ve  benzerlerinin dediklerini bahane ederek” hem aziz İslam’a, hem de ümmetin fertlerine ağır saldırılar da bulunuyorlar. Onların söylediklerini bahane ederek “aziz İslam’a” saldırıyorlar kafir sözlüler.

Yani Cübbeli “ve benzerlerinin” günahının bedelini Müslüman ahali ödüyor. Onların yanlışlarını, düzeltmek için uğraşıyor yine başka kişiler.

Rabbim biliyor ki, bir zamanlar “yani çok eski zamanlarda” severdim kendisini. Kimi hatalarını, ve yanlışlarını örtmek adına “çok gayret  gösterdim” sevmeyenlerine karşı.

Ama artık,  yanlışları  yanlış  sözleri, din adına söyledikleri, verdiği yanlış bilgiler “yenilir yutulur ve savunulur” gibi değil. Ne halt  etmeye çalıştığı “anlaşılır” gibi bir şeyde değil.

Madde madde bir kaçını ele alırsak:

BİR…Erkek cemaatine  diyor ki bu zat “Sakın kadınlar duymasın ama siz, kimi zamanlarda şu duaları okursanız, ve şu sünnetleri eda ederseniz” Allah size cennette “yetmiş huri” verecek. Aslında nu huri verilme meselesi “ne onların anlattığı, ne de ahalinin bildiği” gibi değil, bütün bilgiler yanlış bir kere.

Sanılıyor ki “o huriler bakire kızlar” ve cenneti hak eden erkek milleti onlar ile keyfince yaşayacak. Ne  karanlık bir  anlayış. Soralım o zaman “Erkek kullarını ödüllendiren Allah kadın kullarını “neden” bu haktan mahrum ediyor? Diye. Çok yazık, ne çok yanlış bilgi sahibi bu gün Müslüman.

Kısaca dersek: Bahsedilen huriler “cinsiyetsiz” bütün kulların “yani cenneti hak edenlerin” hizmetine sunulan hizmetçiler. Bu konuda çok uzun yazmak, çok uzun söylemek lazım, buna yerimiz ve zamanımız müsait değil. Merak edenler şehrin müftüsüne, veya Diyanete sorabilirler.

İKİ…Bu sayın hoca “nasıl yaptı, nasıl inandırdı ise” son zamanlarda “kabir azabından” koruyan kefen pazarlıyor, ve “özellikle İstanbul da” kimi dükkanlarda bu kefenler satılıyor, ve aynen “kabir azabından koruyan kefen bulunur” diye yazıyor dükkanlarının camlarında. Ne yani “bunların saçma olduğunu söylemeyelim mi, bunların alçak ve uydurma işler olduğunu” demeyelim mi?

ÜÇ…Diyor ki arkadaş “yarın hesap gününde, hesabı veremezseniz ve yolunuz cehenneme düşerse” cehennemin kapısındaki meleklere deyin ki “biz nakşi bendi tarikatının halidi kolundanız” göreceksiniz sizi cennete döndürecekler. Binler kere yazıklar olsun, binler kere eyvah. Allah’ın aziz elçisi bile “kendi ailesi için, en sevdiği kızı için böyle bir şey dememişken “ben Muhammed’in kızıyım de kurtulursun dememişken” bu ne halt etmektir böyle? Biz bunları deyip soruyoruz da “en yakınlarında olanlar” hep sus puslar.

Adam Ashabın Peygamberin idrarını içtiğini söylüyor, sümüğünü yaladığını, tükürüğünü yediklerini.

Ümmetin bu kadar derdi ve sıkıntısı varken “bunların bu işler ile uğraşmaları, ve kimi kişileri kandırmaları” aziz İslam’a hainlik yapmaktan başka bir şey değildir.

Aslında bunların safsataları yaz-yaz bitmez. Şimdilik bu kadar yeterli olsun. Ve yazılıp söylenen her şeyin doğruluğunu gidip kentin müftüsüne sorun.

Eğer aziz İslam’a büyük yaralar açmasaydı bu adamlar “umurumuzda olmazdı” ne halt yedikleri..

Bilelim ve tartışalım, yanlış bilgi sahibi isek düzeltelim diye “yazıma” konu edip gündeme taşıdım bunları. Binler selam ile hayırla kalın.

Mehmet KAYA