Müslüman bildiğimiz insanlar, aslında hepimiz “bazı şeyleri” yeniden ve bir daha düşünmemiz gerekiyor. Ve bir daha gözden geçirmeliyiz “savunduklarımızı” ve doğru sandığımız ne varsa. Kim ve hangi fikir ve görüş varsa.
Tarih boyunca “bu hep böyle olmuştur” ama günümüzde çok daha fena bir tarafgirlik hastalığına tutulduk hepimiz. Hepimiz çok fena kutsadık peşinden gittiğimiz adamları, oy verdiğimiz partileri, halkasına dahil olduğumuz kişileri, ve kimi ağabey dediklerimizi.
Yani içimizden kimilerine göre “kimi adamaların, büyüklerden sanılan kimi kişilerin, kimi hocaların, din bilginlerinin “ya da başka bilgi sunanların” hiç yanlış yapmayacağı, yanlış bir söz etmeyeceği, hatalı bir davranış içinde bulunmayacağı gibi “bir anlayış var” insanların çok kısmında.
Sevdikleri hocaların, sevdikleri ağabeylerin, bağlı oldukları şeyhlerin büyüklerin “hiç” yanlış bir davranış içinde bulunmayacaklarını, yanlış bir söz söylemeyeceklerini sanıyorlar. Oysa günümüzde “ne çok” kandırılıyor insan, keşke farkında olabilseydi insan.
İşte bu “hesapsız kitapsız bağlılık, ve sevme tutkusu” insanı her zaman büyük bir aldanışa götürebilir “ama” aldanmış olanlar aldandıklarını kabul etmeyecek kadar onlara bağlıdırlar. Ve bu yolun sonunda asla bir ışık, bir hakikat yoktur.
Bilinmeli ki “bütün insanlar, bütün alimler, bütün hocalar, bütün liderler “hayatlarının bir yerlerinde” yanılabilirler, yanlış sözler edebilirler, yanlış bilgiler verebilirler.
Ne yazık ki günümüzde “hemen-hemen” bütün guruplar, bütün cemaatler “hatta partiler” liderlerinin, şeyhlerinin hocalarının sevdikleri adamların “asla yanlış” yapmayacağı “o kişilerin” hayatlarının, sahip oldukları bilgilerin, yazdıkları kitapların, söyledikleri sözlerin “hep doğrular içerdiğine inanıyorlar sevenleri.
Tekrar edersek “hayatta” böyle bir şey yok.
Şimdi mesela “kaç cemaat tanıyorsanız, kaç tarikat tanıyorsanız, kaç parti varsa mesela “veya bazı insanların sevdiği ve saygı duyduğu kaç hoca tanıyorsanız” onların sevenleri, takipçileri bağlıları tarafından “o kişinin” veya kişilerin asla yanlış bir iş yapmayacağına, yanlış bir söz etmeyeceğine inanılıyor.
Ve bir gün “o kişinin” bir yanlışı, veya yanlış sözü meydana çıksa bile “o yanlışın” yanlış olarak kabul edilmesi asla kabul edilmiyor sevenleri tarafından.
Bütün bunları neden yazmaya çalışıyorum? Yazmak gerekli miydi “onu da” bilmiyorum.
Bir iki haftadır “ülke Müslümanları arasında” bir büyük kargaşa, bir anlaşamamazlık var. Hatta bir kavga var, bir itişip kakışma var. Sizin dediğiniz yanlış, benim dediklerim doğru deme kavgası işte. Ve bütün beş kuruş bile etmeyen bir itişip kakışma. Sen, ben dedikodusu. Eskilerin deyimi ile mahalle kavgası.
Nurettin yıldız: Türkiye de “hayli bilinen ve tanınan” bir kişi, ve bir o kadar da seveni ve takipçisi var. Ama bu beyefendi “öyle bir söz etti ki” ülke Müslümanlarını ikiye böldü, onu sevenler bir tarafta, onu eleştirenler karşı tarafta “küfürleşmeler” ve haklı çıkma sevdası.
Ne dedi bu bey. İslam da “evlilik yaşı yoktur” 6 yaşında ki bir kızla 76 yaşındaki bir erkeğin nikahlanabileceğini, evlenebileceğini söyledi. Ve bu söz “çok kötü bir infiale” neden oldu ülkede.
Ve bu sayın bayın “hem Sinop’taki “hem de” Gaziantep’teki konuşması” bazı kişilerce engellendi. Sevenleri ülkeyi ayağa kaldırdılar, kimisi vali şikayet edilsin dedi, kimisi emniyet müdürü başka yere sürülsün dedi.
Ama sevenlerinden takipçilerinden “hiç kimse demedi” hoca bu ne iştir? Diye.
Kimse sormadı “bu sözün içi” neden böyle sapıklık kokuyor diye
Yani bu kör sevda, bu kör bağlılık, bu çok bilmişlik tavırları “hem ülkeyi, hem ülke insanını” incitti aslında. İncinmeyenler “hocanın” hep doğru sözler ettiğine iman edenler, yani….yani köle olmayı seçenler.
Benimde saygı duyduğum Nurettin yıldız hoca “bu konuda” büyük yanlış yapmıştır, ve kafirlerin ağzına İslam’ı sakız yapmıştır.
Bunu “böyle dedik diye” ve hocayı eleştirdik diye “bizi cehenneme gönderenler” bilmeliler ki “cehennemin de cennetinde tek sahibi” Allah’tır.
Yapmayın beyler.
Efendiler yapmayın.
Unutmayın insan bilmediği şeyden sorumlu değildir, ve her şeyi bilmek zorunda da, değildir
Ve Nurettin yıldız hocaya vahiy de geliyor değil…
Her insan gibi, her ilim sahibi gibi “o da” yanılabilir. Gelin insanları kutsamaktan vaz geçin. Gelin doğruların peşinde olmak için “birilerini kutsamak” gerekmediğini bilelim…
Mehmet KAYA