Bu sözü “kime, veya kimlere dediğimi merak edenlere” öncelikle derim ki. Son senelerde “sözde” İslam adına yapılmış gibi görünen kimi çalışmaları, kimi açılımları, kimi daha başka şeyleri “mesela” baş örtüsünün serbest kalışını, kamu çalışanları için namaz saatlerinin düzenlenmiş olmasını, öğrencilerin İslami kıyafetle derslere girmesinin sağlanmasını, camilere özel temizlikçiler verilmesini “önümüze koyarak” bu ülkeye aziz İslam’ın “geri döndüğünü” söylemek mümkün değil.
Ya da diyanetin bütçesinin çok fazla oluşunu, camilere fazla-faza kadro verilerek “imam ve müezzinlerin” rahat ettirilmesini, müftülüklerin bol kadrolarla donatılmasını, hiç gereksiz, ve bilgisiz, kültürsüz görgüsüz, nezaketsiz adamlara kadrolar verilmesini “büyük bir şey sanarak” yine İslam’ın geri döndüğünü söylememiz mümkün değil.
Ak parti iktidarının kimi uygulamalarını, kimi özgürlük alanlarının genişletilmesini, kamu dairelerinde “baş örtülü kadınların” çalışmasının önünün açılmasını “söyleyerek” İslam “yeniden geri dönüyor” diye yorumlarsak “hem kendimizi kandırmış oluruz, hem de aziz İslam’a bühtan etmiş oluruz. Zira İslam “bu gün” bizim anladığımız ve yaşadığımız, kendimize göre çıkarımlar yaptığımız din de değildir.
Ama ne yazık ki “son günlerde İslam adına konuşanlar, İslam adına yazdığını sananlar, kimi konuşmacılar, konferans verenler, millete seminerler verenler, camilerde edilen vaazlar, okunan hutbeler “genel bir söylemle” ülkede İslam adına büyük gelişmeler olduğunu anlatıyorlar, ve ahali bu şekilde teselli edilmeye çalışılıyorlar. Zalim bir deyimle “birileri” ahaliyi kandırma peşinde.
Böyle yaparak “bir asırdır karanlıkta bırakılan, dinine hakaret edilen, bütün kutsalları aşağılanan, kitabı elinden alınan, camileri elinden alınan, ezana hasret bırakılan “bir halkın” gönlünü almaya çalışıyorlar” kimi adamlar, kimi siyasetçiler, kimi cemaat önderleri, veya sistemi ayakta tutmaya çalışan kimi zevat.
Elbette bazı güzel şeylerin olduğunu inkar edenlerden olmayacağız. Doğru yarım asır öncesine göre “çok olumlu” şeyler oldu bu ülkede. İnsan adına güzel şeyler oldu, özgürlük adına güzel şeyler oldu. Kadınlarımız ve çocuklarımız adına güzel şeyler oldu. Ama-ama “öte yandan” uyuşturucu kullananların sayısı arttı, ve uyuşturucu kullanma yaşı çok düştü, ve haftanın her günü kumar oynamak resmi bir anlayış haline getirildi.
Sokaklar bire fuhuş mekanı haline geldi. Şimdi bunları “görmeyelim mi” biz, bunları söylemeyelim mi, bazılarının canı sıkılacak diye?
Olan bazı güzel işleri “İslam’ın bir parçasıymış gibi” İslam’a yamayamazsınız.
İslam başka bir şeydir. İslam kardeşliktir. İslam birinin sahip olduklarına başkalarının da sahip olma halidir. İslam herkesin ekmeğinin olduğu bir sistemin adıdır, olmadığı zamanda kimsede olmadığı.
İslam “bazıların Karunlar gibi yaşadığı, onlar gibi yediği içtiği” ve başka bazılarının açlık ve sefalet içinde oluşunu “asla” kabul etmeyen bir sistemin ve anlayışın adıdır, kusura bakmasınlar.
Hele- hele, ahalinin yarısının evsiz, mekan sız, barınak sız, aç ve sefalet içinde olduğu, bir yarısının asgari ücretle çalıştırıldığı bir zamanda, “kimilerine” devlet hazinesinden “rahat ettirici” imkanlar sunan dinin adı hiç değildir İslam.
Bu gün devlet adına “makam sahibi olanlar, devletin kendilerine sağladığı imkanları kullananlar, özel şoförler, özel arabalar, lojmanlar, lüks döşenmiş makam odalarının varlığına asla cevap vermez İslam.
Hazreti Muhammed “böyle bir din” anlatmamıştır bize.
Bunların bazılarını “mevcut kapitalist sistem adına görmezden gelsek bile” din adına söz edenlerin, din adına konuşanların, fetva üretenlerin “yani müftülerin vaizlerin imamların” halkın sahip olmadığı “imkanların ötesinde” devlet tarafından kendilerine sunuluyor olması ve bu kişilerin bunlardan rahatsız olmayışı bile “başlı başına” üstünde konuşulması gereken vahim işlerdir.
Elbette bunlardan bize ne deme hakkımız da var. Fakat bu zalim anlayışı, bu büyük yanılgıyı “İslam diye” önümüze korsanız “biz de” kusura bakmayın “bunlar İslam değil, ve sizde zalimlerin safındasınız” deme hakkımız var. Şimdi biz bunu söylemeye çalışıyoruz. Sözü olan öne çıksın, daha ne diyelim?
Mehmet KAYA