Böyle zamanlarda insan ne diyeceğini ne söyleyeceğini bilemez oluyor. Zira günümüzde "kime hangi sözü etsen" onun da sana diyeceği bir sözü oluyor hep.
Yani çağımızda "herkes her şeyi bilir durumda" sanki. Siyasetten söz etsen "bakıyorsun" herkesin bir sözü var siyaset üstüne.
Dinden söz etsen "yine herkes" dinden söz edebiliyor. Yani günümüz insanı "kendinin" her şeyi bildiğini sanıyor. Yani bilenler ile bilmeyenler aynı şimdi.
Oysa "kutsal metinler de" hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu? denir. Bilmek herkese nasip olacak bir şey değil.
Ondandır "bilenler bilir" biz yazarken, yeni bir söz ederken "insanlara bir şey aktarırken" söylediklerimiz mutlak doğru demiyoruz, ve hep bir soru işareti bırakmaya çalışıyoruz insanlarda.
Anlaşıldı çok uzun ettik yine.
O zaman diyelim demek istediğimizi.
Diyelim ama "bu fikir bu görüş bize ait değil" en çok dinin Peygamberi böyle şeylerde uyarıyor bizi.
Aziz Peygamber bizi çok uyarıyor kimi konularda. Ateşin içinden alıp çıkarırcasına "yüksek sesle" uyarıyor bizleri aziz Nebi.
Ondan öğreniyoruz "bir çok şeyin ne olduğunu, ne anlama geldiğini.
Mesela ondan öğreniyoruz "katil olmak için" illa bir adamı öldürmek gerekmiyor.
Öldürene, ya da öldürenlere seyirci bir durumda isen, ve sesini çıkarmıyorsan,katile veya katillere müdahale etmiyorsan "en azından" katilin suç ortağısın.
Evet Musa'nın kitabı böyle diyordu.
İsa'nın kitabı da böyle diyordu.
Sonra İbrahim'in kitabı.
Ve Muhammed'e verilen kitapta öyle diyordu. Muhammed'in kendisi de. Bütün kitaplar Allah'ın idi..Dolayısıyla Allah böyle diyordu.
Evet insanın görevi "önce" kendini inşa etmekti. Kendini bir kul bilincinde inşa etmekti insanın görevi.
Sonra yaşadığı çağa faydalı olmanın yollarını aramaktı. Güzel sözler etmekti başka insana.
Mesela "yoksul ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmak, ve olmamak da" böyle idi.
Gerçek bir Müslümanın aslı göreviydi bir yoksulla ilgilenmek, bir ihtiyaç sahibi ile ilgilenmek.
Veya düşen bir adamın elinden tutup kaldırmakta aynı şeydi.
Kim "düşen bir adamın elinden tutar kaldırırsa" bilir ki "kendinin elinden de" Allah tutacaktır,
Burası çok önemli aziz insan. Düşmüş yıkılmış yenilmiş birini görürsek "mutlaka" elinden tutup kaldırma çareleri aramalıyız.
Tam yeri yazalım: Kuşların yuva yaptığı dalları kesmek de aynı şey. Siz siz olun "kuşların konduğu dalları kesmeyin" kuşların yuvasız kalmasına neden olmayın.
Unutmayalım onlar da Allah'ın ayetlerinden bir ayettir.
Yani işimiz çok zor ey insan. Hem çok zor hem çok kolay. Yapmamız gereken "kendimizi" Allah'ın ellerine bırakmak.
Ve ona kul gibi kulak vermek, ve sadece Onun rızasını talep etmek, yapmamız gereken şey...