ABAHIN ÖNÜNDE BİR KAÇ SÖZ/ALDIRMA BİRAZ KAFAYI YEMİŞİM.
Kendine bak "ve söyle" ey insan!
Daha kaç günah işleyeceksin böyle?
Daha kaç yangına bakacak gözlerin, her yanımız yangın görmüyor musun?
Daha kaç kere "bana ne" diyeceksin karanlık üretenlere?
Daha ne kadar ölüm seyredeceksin? Daha ne kadar çocuk ölsün istiyorsun İslam coğrafyasında?
Ya da kaç kadının öldürülmesini? Ne çok ırzına geçildi annelerin sürgün günlerinde? Senin ne zaman canın sıkılacak bu işlere sahi?
Daha kaç bebek ölsün duvar altında Suriye de, ya da başka İslam coğrafyasında?
***
Daha ne kadar seveceksin bu dünyayı sahi?
Her yanı kan, ve ölüm dolu ne işine yaracak sanki?
Bir yanında zalimler, bir yanında yoksullar, zulme uğrayanlar, acı içinde bırakılanlar.
Neresinden tutunacaksın?
Sahi neresinde duracağız böyle bir dünyanın biz?
Hani Müslümanlardanız ya, kendimizi böyle avutuyoruz ya hani.
***
Sahi "kitaplar ne der" bu konuda?
Kutsal metinler ne der?
İman ettiğin peygamberler ne der?
Mesela "ne der" Musa Peygamber?
İsa Peygamber ne der?
ya İbrahim Peygamber?
İsmail Peygamber ya da?
Sahi ne der "Muhammed Mustafa?"
Hiç düşündün mü "bu ne iştir"bu ne büyük bir karanlıktır?
Merhameti yok.
Vicdanı yok.
Gülen bir yüzü yok.
***
Ve sen, ya da hepimiz işte.
Sen yeni evler,yeni arabalar, yeni sevgililer peşindesin.
Yeni "ve aslı yık" eni bahaneler uyduruyorsun.
Yeni, yeni din.
Yeni,yeni iman.
Yeni bir İslam anlayışı nasıl bir şeyse bunlar?
Ve ağabeyler.
Ve hocalar, daha kimler -kimler.
Ne çok çektik bunların her birinden.
Ne çok kandırdılar bizi, ne çok yalanla avuttular
Sahi ne oldu sana ey insan?
***
Oysa bize düşen "sadece" insan olmaktı.
insan kalmaktı. Yiğitçe Müslüman olmaktı, ve sevmekti insanları.
Bütün canlıları, dağları ormanları sevmekti.
Sevmekti bu toprakları bize düşen.
***
İnsan.
Kalbi olan.
Yüreği olan.
Vicdanı olan.
Gülen yüzü olan.
Eli olan/düşenleri kaldırmak için.
Ve sofrasında yoksullar olan.
Sofrasında miskinler olan.
Neyse...daha ötesini sen söyle "söylenecek" ne kaldıysa.
Mehmet KAYA