Elbette günümüzde zor işler bunlar. Her insanın yapabileceği, talip olacağı şey de değil. Dünya sevgisinin, servet biriktirme sevdasının, güzel evlerde oturma, pahalı arabalara binme sevdasının "önü alınmaz" bir duygu haline geldiği bu zamanlarda "en azından" her bireyin yapacağı şey değil.
Ve insanların pek çoğunun bu duyguya, bu heveslere yenik düştüğü bir zamanda "zor işler" söylediklerimizin yapılması. Zor iş "para ile satın alınmayacak şeylere" talip olmak.
Deli derler adama.
Aklını kaçırmış derler kim bilir.
Böyle insan mı, olur derler.
En yakınında olanlar bile "iş bilmezlikle" suçlar seni.
Örnekler koyarlar önüne "bak derler bak" filan adam, filanın oğlu, filanın kızı nelere sahip oldu derler.
Bilmem kaç milyon dolara ev aldığını söylerler. Oğluna kızına araba aldığını söylerler bazı adamların.
Diyeceğim "zor sanat" para ile satın alınmayacak şeylere talip olmak.
Yapayalnız kalabilirsin bu yolda. Senin düşüncelerin "yakınında bulunan" bir çok kişiye saçma gelebilir. En yakın arkadaşlarına, dost bildiklerine saçma gelebilir.
Bu işler böyle oluyor çünkü. Mesela sen Allah'ın yasak kıldığı şeylere harfiyen uyduğun zaman "sana" sen hangi zamanda yaşıyorsun derler. Sen bu kafayla "hiç bir şeyin" sahibi olamazsın derler.
Oturacak evin, binecek araban olmaz derler. Çocuklarını istediğin okulda okutamayacağın söylenir.
Sen bankalardan kaçarsın onlar "bankasız olmaz" derler. Kredi kullanmazsan bu işin altından kalkamazsın derler.
Derler de, derler.
Çünkü onların bütün hesapları "daha fazla şeye sahip olmaktır" dünya da. Daha fazla para kazanmaktır helal, haram demeden. Daha çok hava atmaktır şehir ahalisine.
Şehrin kadınlarının gözüne girmektir kimisinin hedefi.
Hem yazıyı okuyun, hem düşünün "bunlardan" çok fazla yok mu, yaşadığımız şehirlerde?
Nedir para ile satın alınamayacak şeyler? Nedir para olmadan da, insanın sahip olacağı şey?Bu bir davranış şekli olabilir.
Mesela insanı bir tavırdır hiç bitmeyecek, ve insana daha ötelere taşıyacak?
Yani insan kalma sevdasıdır "eğer insan" böyle bir sevdaya talip olmak istiyorsa.Bir düşünce şekli olabilir.
Bir gayedir "mesela" yoksullara yardım etmek gibi.
Bir hedeftir "mesela" benim yaşadığım şehirde kimse aç olmamalı diye.
Hiç bir çocuğun ayağı çıplak olmamalı diye düşünme şeklidir. Ve bu uğurda bir gayreti olmaktır.
Helalinden para kazanma peşinde olmasıdır insanın.
Merhametli olmanın tadına varmaya çalışmak, ve bunu kendine rehber edinmektir.
Kalbinin ve vicdanın sesini dinleyip ona göre hareket etmektir.
Allah'ın hesabını "bütün hesapların" önüne geçirme duygusudur.
Ve kulağını hep açık tutmaktır "kutsal metinlerin" ne dediğine.
Peygamberlerin ne dediğini dinlemektir, pazarlıksız.
Paylaşma duygusu, verme duygusu, yardım etme duygusu, düşenin yanında olma duygusu.
Sonra izzetini koruma, şerefini yüksekte tutma duygusu.
Uzun etmeden diyelim "para ile alınmayan, para ile değiştirilemeyen" her izzetli davranış, her izzetli duruş, her izzetli ahlak.
Yani insan olma, insan kalma adına "bir insanda bulunması gereken" insanlık yasaları. Evrensel yasalar işte.
Mesela hiç bir şey yapamadığın zamanlar, bir yerlere gidip kuşlara yem atma hali.
Yaşlı ve yoksul bir kadına gidip "üzülme" ben senin yanındayım deme hali.
Ötesini de siz ilave edin, olmaz mı?
Mehmet KAYA